enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

    Eskiden Köylerde Yaşam Nasıldı? (Köy Okulları ve Bir Öğretmen Hikayesi)

    Eskiden köy okullarının ve öğretmenin yeri bambaşkaydı. 7 yaşına geldiğimizde başlayan okul serüveni 12 yaşında biter, sonrası Öğretmen veya Köy İmamının tavsiyesine göre şekillenir ona göre okur veya okumazdık.

    Eskiden Köylerde Yaşam Nasıldı? (Köy Okulları ve Bir Öğretmen Hikayesi)
    23 Kasım 2022 20:53
    A+
    A-

    Öğretmenler Günü Kutlu Olsun- Öğretmenler Günü Anısına- Eski Öğretmenler Bir Başkaydı

    KASTAMONU TAŞKÖPRÜ HOCAKÖYÜ İLKOKULU HATIRASI

    Ben Hocaköyü ilkokulu ile İstanbuldan göç ettiğimiz 1980 yılında tanışmıştım. Okulun öğretmeni ise Lütfullah Ekim’di. Tüm dersleri bir öğretmenden öğrenirdik. Ayrıca eskiden öğretmen demek sadece okulun içinde öğrencilere ders veren değildi elbette. Aynı zamanda Öğretmen o köyün kanaat önderi idi, ziraat mühendisiydi, tarım uzmanıydı, yol gösterendi…

    Sağlıkla ilgili bişey danışılacaksa hemen öğretmene danışılırdı, tarımla ilgili, ailevi sıkıntılarla ilgili, köylülerin kendi aralarında ki husumeti bile öğretmenler çözerlerdi.

    Çocuklarının geleceği ile ilgili büyükler yine ya Cami hocasına, yada Öğretmene danışırdı. Hatta danışırdı demek zayıf kaldırdı aynen söyleneni uyguluyorlardı.

    Ama öğretmen olsun, hoca olsun gerçekten de donanımlı insanlardı. Öğretmen, İmam ve Muhtar bazen, Jandarma, bazen doktor, bazen Savcı, bazen hakim, bazen psikolog vb. oluverirlerdi.

    Tabiri caizse JOKER gibi olurlardı. Nerede bir sorun, nerede bir eksiklik varsa orada ya öğretmen olurdu, ya imam ya da muhtar. Ve o sorun neyse bir şekilde, adeta tereyağından kıl çeker gibi çözmeyi başarırlardı da.

    Şimdi ile kıyasladığımızda dağlarca fark var. Adeta bankamatik gibi 7/24 saat görev başındalardı. Okulda 5 sınıf aynı yerde eğitim görmüştük, her sınıf birbiri ile iç içe idi, köyümüzün biraz uzağında idi, koca koca ağaçlardan yapılmış ve çok büyük bir okuldu, mahallelerden gelenler 1.2 saat yürüyerek karda kışta okula gelirdik.

    Azığımızı ve odunumuzu da yanımızda getirirdik. Öğretmenimiz herkesle, her sınıfla ayrı ilgilenir, futbolu da, namaz surelerini de, hayatı da öğretir ve öğrenirdik hep birlikte..

    İlkokulda kutladığımız 23 Nisan törenlerini unutmak mümkün değil. Bazen çuval yarışı, şiir okuma, yağ satarım bal satarım, körebe, sek sek, yumurta yarışı vb. oyunlar hala hafızalarımızda, yumurta yarışını kazanmak için yumurtanın düşmemesi için tahta kaşık getirip sakız yapıştırarak hile yapmak isteyenler bile vardı.

    Havalar çok soğuk olduğunda veya çok kar yağdığında uzaktan gelenleri köylere göndermez Hocaköyündeki evlere birer ikişer paylaştırırdı. Nedense bizde Hocaköyünde kalmayı severdik. Boğazımıza kadar kar yağdığını ve o şekilde 3-5 km okula gidip geldiğimizi hatırlıyorum. Şimdiki gibi twitter yoktu ki Vali amca tatil etti mi diye bakıp sevinelim.

    Öğretmenlere sadece öğrenciler değil büyüklerimizde saygı duyar ve öğretmen bişey söyledi ise emir telakki kabul edip bire bir uygularlardı da.

    DÜDÜK BAŞIMI KANATMIŞTI

    İlkokul 1.sınıfa yeni başlamıştım, yazı öğrenmemiz için devamlı yazı yazardık, bir gün yine yazarken kontrole geldi ve benim yazımı ise iri iri yazmıştım.

    Ertuğrul bu ne diyerek elinden düşürmediği düdüğünü kafama vurur gibi yapmıştı ama aslında acıdığını hissetmemiştim. Ancak ben yazmaya devam ederken biraz sonra defterimin üzerine kafamdan kan damladı, kanı görünce korktum ve başladım ağlamaya. Yanımda ki arkadaş Öğretmenim diye hemen söyledi, hızlıca geldi, üzüldüğü belli idi ama bişey belli etmeden müdahale etti, ilgilendi, sevdi, okşadı…

    Başım bayağı da kanamıştı akşam gidince evde abimle düştüğümü söyledik ve konuyu kapattık.

    Bir gün Lütfullah Öğretmenim bize geldi. Köyde de eski Değirmenler’de öğütülen undan Tepedelikte değirmende yapılan simsiyah aynen bitter çikolata gibi bir ekmek vardı, bende bunu beğenmez ve yemezdim ama aç kaldığımda da gizli gizli de yemek zorunda kalırdım. Dağın başında ne yiyecektim yani. (Şimdi de o ekmekleri özlüyoruz vallahi)

    İlkokul Öğretmenim Lütfullah Ekim

    Babam beni öğretmene ekmek yemiyor diye şikayet etti. Tabi farklı tepki beklerken, Lütfullah Öğretmen: Takağut dedi, (Bu arada babama ilk emeklilerden olduğu için hep Takağut derlerdi)  Ertuğrul yemiyorsa bende yemiyorum deyiverdi. Babam şaşırmıştı, hayırdır dedi. Lütfullah Öğretmen: Ben size karşı mahçubum, özür dilerim dedi, Babam da ne özürü deyince, haberiniz Yok mu diye sordu ve haberlerinin olmadığını öğrenince kafamı yardığını, kanattığını söyleyerek tekrar tekrar özür diledi, beni de tebrik etti.

    İlkokul 3. Sınıf okurken Abdullah isminde bir öğretmen gelmişti. 3. sınıfları yani bizi okutuyordu, biraz sert bir mizacı vardı. Bir gün bir arkadaşı tatlı sert dövmüştü. Dövme biçimi de kafamızı bacaklarının arasına sokar arkamıza vururdu. Arkadaşa da aynı tarifeyi uygulayınca arkadaş akşam eve gidince ailesine öğretmeni şikayet etmiş. Eskiden kurulan meşhur Çiftlik pazar yerinde ailesi Abdullah öğretmenle tartışmış, ufak bir tatsızlıkta çıkmış.

    Ertesi gün okuldayız şikayetçi arkadaşları tahtaya çıkardılar ve böyle şeyler okulda kalır babından tatlı sert nasihatte bulundular derken Lütfullah Öğretmen beni de tahtaya çağırdı ve kafamı yarma olayını hatırlatarak ailemize söylemediğim için örnek gösterdi ve tekrar tebrik etmişti hem de 3 yıl sonra.

    İlkokul öğretmenim Lütfullah Ekim ile yıllardır görüşürüz. Okuttuğu, yetiştirdiği öğrencilerin başarısı ile her zaman sevinen ve gurur duyan birisidir. Ben Taşköprü belediye başkan adayı olduğumda karşılaşmıştık ve ayrı siyasi düşüncelere sahip olmamıza rağmen duygulandığına şahit olmuştum.

    Lütfullah öğretmen 13 yıl köyümüzde görev yaptı ve unutulmayacak anılar ve, hatıralar bırakmıştı. Bazen babasının traktörü ile gelirdi, av yapmayı severdi. Çocukları vardı ama bizleri de çocuklarından ayırmazdı. O zaman imkanlar azdı ama öğretmenler donanımlı idi, çok eksiği kapatırlar ve unutulmazlar arasına girerlerdi. Bir Ülkenin kalkınması köylerden başlar. Köylerde yaşam varsa tarım sorunu, hayvancılık sorunu ve hatta güvenlik sorunu yok demektir. Şimdilerde yaşadığımız sıkıntıların ana kaynağı köylerin boşatılması, köy okullarının kapatılması ve köylerdeki öğretmen ve imam eksikliğindendir.

    Başta İlkokul öğretmenim Lütfullah Ekim olmak üzere, tüm zorluklara rağmen köylerde öğretmenlik yapmış ve yapmakta olan tüm öğretmenlerimize , sevdikleri ile birlikte sağlık, sıhhat ve huzur dolu uzun ömürler dileriz.

    Vesselam

    NOT: Köylerimiz, köy okullarımız ve köy öğretmenleri veya köy imamları ile ilgili anılarınızı yazıp 37haber@gmail.com adresine gönderirseniz yayınlamaktan zevk duyarız.

    Yorumlar
    1. Gaffaroğlu dedi ki:

      Öğretmenler toplumun kurgulayıcı, yönlendirici rehberleridir. Özellikle kırsal kesimde belirttiğiniz gibi her alanda öncülük görevleri de vardı. Kaleminize sağlık.