“Memleketimiz Bizim Sevdamız”: Kastamonu’yu Unutmayanların Hikâyesi
Bazı insanlar doğdukları şehirden ayrı yaşasa bile gönlünü hiçbir zaman memleketinden ayırmaz. Kastamonu sevdasını yıllarca İstanbul’da taşıyan insanların hikâyeleri ise bugün hâlâ Anadolu ruhunun neden kaybolmadığını gösteriyor.

İnsan bazen düşünüyor…
Bir insanın gerçek memleketi doğduğu yer midir, yoksa kalbinin dönüp dolaşıp gitmek istediği yer mi?
Bugün büyükşehirlerde yaşayan milyonlarca insan var. Kalabalık caddeler, yüksek binalar, yoğun trafik, bitmeyen koşuşturma… Ama bütün bunların arasında bazı insanlar vardır ki içlerinde hâlâ bir köy yolu taşırlar. İşte Kastamonulular biraz böyledir.
Yıllar önce İstanbul’a çalışmak için giden binlerce Kastamonulu aslında sadece ekmek peşinde değildi. Yanlarında memleket kültürünü, dayanışmayı ve aidiyet hissini de götürdüler. Belki tam da bu yüzden İstanbul’daki Kastamonulu dayanışması yıllardır farklı bir yerde duruyor.
Kastamonu’dan İstanbul’a Uzanan Bir Hayat Mücadelesi
1970’lerden itibaren Anadolu’dan İstanbul’a yoğun göç başladı. Kastamonu da bu göçü en fazla yaşayan şehirlerden biriydi. Özellikle Devrekani, Bozkurt, Taşköprü, Daday ve çevre ilçelerden insanlar geçim derdiyle büyükşehre yöneldi.
Kimi mobilya sektörüne girdi, kimi inşaatta çalıştı, kimi küçük bir dükkân açtı. Ama çoğunun ortak bir özelliği vardı: Memleket bağını koparmamak…
İstanbul’da yıllarca çalışan birçok Kastamonulu iş insanı, sadece kendi ticaretini büyütmeye çalışmadı. Aynı zamanda hemşehricilik kültürünü de ayakta tutmaya uğraştı. Dernekler kuruldu, piknikler düzenlendi, burslar verildi, köy dayanışmaları oluşturuldu.
Bugün dışarıdan bakıldığında sıradan gibi görünen bu organizasyonlar aslında Anadolu kültürünün şehir hayatında kaybolmaması için verilen büyük bir mücadeleydi.
Çünkü memleket sevgisi sadece sosyal medyada paylaşım yapmak değildir. İnsanların birbirine sahip çıkabilmesidir.

Kastamonu İnsanının En Büyük Özelliği: Dayanışma
Kastamonu insanı yıllardır çalışkanlığıyla bilinir. Ama bence en büyük özelliği bu değil. En büyük özelliği birbirini unutmamasıdır.
İstanbul’da yıllarca aynı ilçeden gelen insanların birbirine iş bulduğu, düğününe gittiği, cenazesinde yanında olduğu bir kültür oluştu. Özellikle mobilya sektörü gibi alanlarda Kastamonuluların güçlü bir dayanışma ağı kurduğu yıllarca konuşuldu.
Eskiden insanlar aynı köyden biri geldiğinde “Bizim çocuk” derdi. Şimdi bu cümle bile yavaş yavaş kayboluyor. Belki de en büyük tehlike burada başlıyor.
Çünkü modern hayat insanları yalnızlaştırıyor. Ama Kastamonu kültürü hâlâ birlik duygusunu korumaya çalışan nadir yapılardan biri olarak ayakta duruyor.
Bugün hâlâ İstanbul’da düzenlenen Kastamonu günlerine, dernek programlarına veya köy buluşmalarına bakınca bunu görmek mümkün. İnsanlar sadece eğlenmek için değil, aidiyet hissini kaybetmemek için bir araya geliyor.

Köyler Boşaldı Ama Özlem Bitmedi
Anadolu’nun en büyük gerçeklerinden biri şu oldu: Köyler giderek boşaldı.
Eskiden yüzlerce öğrencinin olduğu köy okulları bugün sessizliğe büründü. Tarlalar ekilmiyor, eski kalabalık bayramlar yaşanmıyor. Ama buna rağmen memleket özlemi hiç bitmedi.
Hatta belki de insanlar uzaklaştıkça memleketlerini daha fazla sevmeye başladı.
Bugün birçok Kastamonulu iş insanının hâlâ köy derneklerinde aktif olması, memleket etkinliklerine destek vermesi veya çocuklarına Kastamonu sevgisi aşılamaya çalışması tesadüf değil.
Çünkü insan yaş aldıkça şunu fark ediyor:
Aslında herkes biraz çocukluğunu özlüyor.
Kastamonu denince insanların aklına sadece bir şehir gelmiyor. Bir çocukluk geliyor. Sobanın üstündeki kestane geliyor. Köy yolları geliyor. Bayram sabahları geliyor.
Belki de bu yüzden memleket sevgisi bu kadar güçlü kalıyor.
Kastamonu Sadece Bir Şehir Değil, Bir Karakterdir
Bugün Türkiye’nin birçok yerinde Kastamonululara rastlamak mümkün. Sanayide, ticarette, siyasette, akademide, bürokraside… Ama dikkat edilirse çoğunun ortak bir tarafı vardır: Geldiği yeri unutmamak.
İşte bu çok kıymetli bir şey.
Çünkü artık insanlar büyüdükçe geçmişinden uzaklaşıyor. Ama Kastamonu kültürü hâlâ insanlara “nereden geldiğini unutma” duygusunu verebiliyor.
Belki bu yüzden yıllar geçse de Kastamonu sevgisi kolay kolay bitmiyor.
Ve insan bazen şunu düşünüyor…
Bir memleketi gerçekten büyük yapan şey yolları mı, binaları mı, projeleri mi?
Yoksa yıllar geçse bile memleketini “sevda” olarak gören insanlar mı?
Bence Kastamonu’nun cevabı çoktan belli…