İslam Medeniyetinin Bilim Mirası Kastamonu’da Yeniden Hatırlandı!
Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen TÜBA konferansında Prof. Dr. Ekrem Savaş, İslam kültür dünyasının bilim tarihindeki rolünü anlattı. Etkinlikte bilim mirasının önemi ve gençlere tavsiyeler öne çıktı.

Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen TÜBA konferansında, İslam dünyasının bilim tarihine katkıları çok yönlü ele alındı. Prof. Dr. Ekrem Savaş, bilim tarihine Batı merkezli bakışın eksik olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin köklü akademik etkinliklerinden biri olan TÜBA Üniversite Konferansları, bu kez Kastamonu’da bilim tarihine ışık tuttu. Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen “İslam Kültür Dünyasının Bilim Tarihindeki Yeri” başlıklı konferans, hem akademisyenler hem de öğrenciler için adeta bir ufuk açma niteliği taşıdı.
28 Nisan 2026 tarihinde Merkez Kütüphane Cemil Meriç Salonu’nda düzenlenen programa, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Atalan ve Prof. Dr. Ömer Küçük’ün yanı sıra, akademik camianın önemli isimlerinden Prof. Dr. Ekrem Savaş katıldı. Yoğun ilgi gören programda, bilim tarihine dair ezber bozan değerlendirmeler dikkat çekti. Kastamonu Haber ekibimizden Ertuğrul Köse’nin aktardığına göre, konferans özellikle gençler üzerinde derin bir etki bıraktı.

Bilim Tarihine Farklı Bir Pencere: İslam Medeniyetinin Katkıları
Konferansta söz alan Prof. Dr. Ekrem Savaş, bilim tarihinin yalnızca Batı merkezli bir perspektifle ele alınmasının büyük bir eksiklik olduğunu vurguladı. Matematik, astronomi, kimya ve coğrafya gibi pek çok alanda İslam dünyasının tarihsel katkılarına dikkat çeken Savaş, özellikle Orta Çağ’da bu coğrafyanın bilimsel üretimde merkezi bir rol üstlendiğini ifade etti.
İslam medeniyetinin sadece mevcut bilgiyi korumakla kalmadığını, aynı zamanda geliştirdiğini ve Avrupa’ya aktararak modern bilimin temellerine katkı sağladığını belirten Savaş, bu sürecin doğru anlaşılmasının günümüz bilim anlayışı açısından kritik olduğunu dile getirdi.
Konferansta ayrıca erken dönem çeviri faaliyetlerine de değinildi. Özellikle 9. yüzyıldan itibaren başlayan bilimsel çeviri hareketleri sayesinde Antik Yunan ve diğer medeniyetlerin bilgileri korunmuş, geliştirilmiş ve yeni yorumlarla zenginleştirilmiştir. Kâğıdın yaygınlaşmasıyla birlikte bilgi dolaşımının hız kazanması da bu süreci destekleyen önemli unsurlar arasında gösterildi.

Bilim Mirasını Anlamak İçin Dil ve Kültür Vurgusu
Prof. Dr. Savaş, konuşmasında bilimsel mirasın doğru anlaşılabilmesi için Osmanlıca ve Arapça gibi dillerin öğrenilmesinin önemine de dikkat çekti. Bu dillerin, geçmişte üretilen bilimsel eserlerin orijinal kaynaklarına ulaşmak açısından vazgeçilmez olduğunu belirten Savaş, öğrencilere bu alanda kendilerini geliştirmeleri yönünde tavsiyelerde bulundu.
Ayrıca, İslam bilim tarihi denildiğinde akla gelen en önemli isimlerden biri olan Fuat Sezgin de konferansta anıldı. Savaş, Sezgin’in bilim tarihine yaptığı katkıların yalnızca akademik dünyada değil, aynı zamanda kültürel hafızada da önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.
Bilimin birikimli bir süreç olduğuna dikkat çeken konuşmacı, geçmişte ortaya konulan entelektüel mirasın günümüz araştırmacıları için ilham kaynağı olduğunu vurguladı. Ona göre bilim, yalnızca laboratuvarlarda değil; kültür, dil ve tarih ile birlikte şekillenen bir süreçtir.

Kastamonu’da Bilim ve Fikir Buluşması
Program, TÜBA tanıtım filmi ile başladı ve ardından Prof. Dr. Ekrem Savaş’ın akademik çalışmaları hakkında bilgilendirme yapıldı. Konferansın sonunda gerçekleştirilen soru-cevap bölümü, öğrencilerin yoğun katılımıyla dikkat çekti. Bilime meraklı gençlerin yönelttiği sorular, etkinliğin interaktif ve öğretici yönünü güçlendirdi.
Etkinlik, Prof. Dr. Ekrem Savaş’a teşekkür belgesi takdim edilmesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen bu önemli organizasyon, şehrin akademik ve kültürel hayatına değer katarken, bilim tarihine dair farkındalığın artmasına da katkı sundu.
Kastamonu Haber ekibimizden Ertuğrul Köse’nin izlenimlerine göre, bu tür konferanslar yalnızca akademik bilgi sunmakla kalmıyor; aynı zamanda genç nesillerin kendi medeniyetlerine olan bakışını yeniden şekillendiriyor. Çünkü geçmişini doğru okuyan bir toplum, geleceğini daha sağlam inşa eder.