enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,4191
EURO
17,8508
ALTIN
973,15
BIST
3.281,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu
Açık
21°C
Kastamonu
21°C
Açık
Pazar Açık
26°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Salı Hafif Yağmurlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
25°C

    Allah’ın Has Kulu Nasıl Olunur (Allah’ın Has Kulu Olmak İstermisiniz?)

    Bütün insanları, melekleri, cinleri, dağları, taşları, hayvanatı, nebatatı, velhasıl bütün mahlukatı, mevcudatı yaratan Allah’tır cc. Bunların içerisinde en şerefli mahluk olarak da biz insanları yaratmıştır.

    Allah’ın Has Kulu Nasıl Olunur (Allah’ın Has Kulu Olmak İstermisiniz?)
    26 Aralık 2021 06:58
    A+
    A-

    İnsanlar da Allah’a yakınlıkları açısından derece derecedir. Bunlar içerisinde Allah’ın cc ‘Has Kullarım’ dediği özel kulları vardır. Bunların kimler olduğunu da Kur’an-ı Kerim’de Furkan Suresinin 63-76 ayet-i kerimelerinde bildirmektedir. Bunları sırasıyla anlamaya çalışalım inşallah:

    1- “O çok merhametli Allah’ın cc (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman ‘selam’ der geçerler” (Furkan 63).

    Demek ki birinci özellik tevazu ve alçak gönüllülüktür. Alçak gönüllü ve tevazu sahibi insanlar çevresindeki insanlara güven verirler ve onlar tarafından sevilip sayılırlar. Bu niteliklere sahip insanları Allah cc sever ve diğer mahlukata da sevdirir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyuruyor:

    “Bir kimse Allah cc için tevazu gösterirse Allah cc onu yüceltir” (Müslim ‘Birr’ 19).

    Bu konuda da en büyük örneğimiz Peygamber Efendimiz (sas) dir. Bu konudaki başka bir ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor:

    “Allah’ın cc rahmeti sayesinde sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi” (Al-i İmran 159).

    Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerden de anlaşılacağı üzere, mü’minin birinci özelliği, herkese alçak gönüllü ve tevazu ile davranmasıdır. Cahil ve kendini bilmeyen insanların kendine laf atması durumunda da onlara karşılık vermeden, onlarla denk olmayıp ‘selam’ diyerek oradan uzaklaşması gerekmektedir. Çünkü orada onlara verilecek bir cevap onların seviyesine düşmeye, hatta ortamın hararetlenerek kavgaya dönüşmesine bile sebep olabilir. Mü’min ise gereksiz bir tartışma veya kavgaya sebep olmamalıdır.

    2- “Onlar ki Rablerine secdeler ve kıyamlar ederek gecelerler” (Furkan 64).

    Sıradan bir insan/mü’min olmamanın, Allah’ın cc has kullarından olabilmenin muhakkak diğer mü’minlere kıyasla artı bir özelliğinin olması gerekir. Herkesin uyuduğu, istirahat ettiği gecenin bir yarısında ibadet etmek, namaz kılmak, bağışlanmak için Allah’tan af dilemek, mü’minlerin kurtuluşu, mazlumların rahaha ermesi, müslümanların birlik ve beraberliği, islam devletinin kurulması, islam ordularının küffara karşı galip gelmesi için Allah’a dua etmek, yalvarmak, gözyaşı dökebilmek gerekir. İşte bu vasıflara haiz olan bir mü’min de Allah’ın cc has kulları arasındadır.

    3- “Onlar ki şöyle derler: Cehennem azabını üzerimizden sav! Doğrusu O’nun azabı geçici değildir” (Furkan 65).

    Peygamberler dışında hiçbir kimsenin Cehennem azabına uğramama garantisi yoktur. Allah cc diler ve affederse kişi ancak Cehenneme uğramadan Cennete girer. Yoksa diğer mü’minler dünyada iken işledikleri günahların karşılığında Cehennemde azap edildikten sonra, günahlardan arındırılıp saf/temiz hale geldikten sonra Cennete gireceklerdir. Zira Cennet temizlerin yurdudur. Allah cc bağışlamadan veya Cehenneme atılıp orada yanarak temizlenmeden kişi Cennete giremez. İşte o sebepledir ki her mü’min sürekli ‘Beni Cehennem azabından koru’ diye dua etmelidir. Allah’ım hepimizi Cehennem azabından korusun (Amin).

    4- “Ve onlar ki, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler, ikisi arasında orta bir yol tutarlar” (Furkan 67).

    Sahip olduğumuz varlıklarımız bize emanet olarak verilmiştir. Kimimize az, kimimize çok verilmesinde elbette çok hikmetler vardır. Sahip olduklarımızı nereden kazanıp, nereye harcadığımızdan da sorguya çekileceğiz. Sahibi bulunduğumuz malda muhakkak, fakirler ve diğer ihtiyaç sahiplerinin de hakları vardır. Ne eli sıkı/cimri, ne de müsrif olacağız.

    Malı kazanırken nasıl ki helal yollardan elde etmeye çalışıyorsak, harcarken, infak ederken de helal yerlere vereceğiz. Elimizde bulunanlar bize emanet olarak verildiğine göre harcarken ve infak ederken de cimriliğe ve israfa kaçmadan daima orta yolu takip edeceğiz. İsrafla ilgili Rabbimiz şöyle buyuruyor:

    “Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma. Çünkü böylesine saçıp savuranlar şeytanın dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür” (İsra 26-27).

    Meşru olmayan, zararlı ve faydası olmayan yerlere yapılan harcama da israftır. Lüks ve gösterişe kaçan tüketim, kişileri zor duruma bırakacak şekilde kıskançlık doğurabilecek, afaki harcamalar da israftır.

    5- “Onlar ki, Allah cc ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar. Allah’ın cc haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan günahı (nın cezasını) bulur. Kıyamet günü azabı kat kat olur ve orada alçaltılmış olarak temelli kalır. Ancak tövbe ve iman edip de iyi amellerde bulunanlar başka. Allah cc onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah cc çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir. Ve her kim tövbe edip iyi davranış gösterirse şüphesiz o, tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner” (Furkan 71).

    Mü’min yalnız Allah’a ibadet eder ve yalnız O’ndan ister. Mü’min haksız yere adam öldürmez. Allah cc haksız yere bir insanı öldüren kimsenin bütün insanları öldürmüş gibi olacağını bildirmiştir (Maide 32).

    6- “Onlar yalan yere şahitlik etmezler. Boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler” (Furkan 72).

    Yalan da en büyük günahlardandır. Mü’min asla yalan söylemez ve yalan yere şahitlik yapmaz. Yalan söylemek ve yalan yere şahitlik tapmak, haklıyı haksız, mazlumu zalim yapabilir. Adaletin tesisi için hakkı konuşmak gerekir. Mü’min her şeyden önce herkesin emin olduğu kimsedir. Yalan söyleyerek kimsenin hakkını kimseye vermez. Allah Teala cc şöyle buyuruyor:

    “ey Mü’minler! Adaleti titizlikle ayakta tutun, kendiniz, anne babanız ve akrabalarınız aleyhinde de olsa Allah cc için şahitlik eden kimseler olunuz. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah cc onlara (sizden) daha yakındır. Duygularınıza uyup adaletten ayrılmayın. (Şahitliği) eğer, büker yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah cc yaptıklarınızdan haberdardır” (Nisa 135).

    Yalan şahitliği yapan biri yalan söylemiş olur, haksız olan kimseye yardım etmiş olur ve haklı olanı madur etmiş olur. Dolayısıyla üç günahı birden işlemiş olur. Bundan dolayıdır ki ahiretteki azabı da o derece çetin olacaktır.

    7- “Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında ise onlara karşı sağır ve kör davranmazlar” (Furkan 73).

    Allah cc biz insanların zararına olan hiçbir şeyi yapın diye emretmez, faydamıza olan hiçbir şeyi de yasaklamaz. Yani Allah’ın cc emirlerinin de yasaklarının da mutlaka bir hikmeti vardır. Bunun içindir ki gerçek mü’min Allah’ın ayetlerine kör ve sağır olarak duyarsız kalamaz.

    8- “Ve onlar ki ‘Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlaracak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl’ derler” (Furkan 74).

    Bekar bir insan daha çabuk günah işler, daha kolay hata yapar. Eşler birbirlerinin Cennetine vesiledir. Kötü ve yanlış eş seçimi de tam tersidir. Kişi evleneceği hayat arkadaşını, Cennet yoldaşını iyi seçmeli, bunun için de bol bol Allah’a dua etmelidir. Hayırlı eşlerden hayırlı evlat, hayırlı ailelerden de müreffeh toplum meydana gelir. Ailede huzur ortamı olmazsa, o insan sosyal hayatta ve ticaretinde de başarılı olamaz. Bu nedenle mü’min bu ayette bildirildiği üzere bol bol dua etmelidir.

    Buraya kadarki zikredilen ayet ve hadislerden de anlaşılacağı gibi Allah’ın cc özel/has kulları, mütevazidirler, yalnız gündüz değil, geceleri de Allah’a ibadet, dua ve istiğfar ederler, Cehennem azabından Allah’a sığınırlar, harcarken israf ve cimrilik etmezler, ikisi arasında orta bir yol tutarlar, Allah’a ortak koşmazlar, haksız yere adam öldürmezler, zina ve iffetsizlik yapmazlar, yalan şahitlik etmezler, kendilerine Allah’ın cc ayetleri okunduğunda can kulağı ile dinlerler ve itaat ederler. Ve kendilerine gözlerini aydınlatacak eşler ve çocuklar verilmesini ve takva sahiplerine önder kılınmaları için Allah’a dua ederler.

    Allah cc o has/özel kulları için şu müjdeyi veriyor:

    “İşte onlara sabretmelerine karşılık Cennetin en yüksek makamı verilecek, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır. Orada ebedi kalacaklardır. Orası ne güzel bir yerleşme ve kalma yeridir” (Furkan 76).

    Allah cc hepimizi bu has kullarından olabilmeyi ve vadettiği o Cennetine girebilmeyi, Yüce Cemalini görebilmeyi nasip eylesin (amin).

    Bekir AYDIN
    İlahiyatçı Yazar

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.