enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Yazar ve Şair Hemşehrimiz İbrahim Tenekeci Kimdir (Hangi İlçemizdendir)

Ağır Misafir adlı eseriyle, 2008 yılında, Türkiye Yazarlar Birliği  tarafından “Yılın Şairi” seçilen Tenekeci, Aynı yıl, “Yılın Yazarı” ödülüne  de layık görüldü.  2020 yılında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden almıştır.

Yazar ve Şair Hemşehrimiz İbrahim Tenekeci Kimdir (Hangi İlçemizdendir)
25 Kasım 2022 12:15 | Son Güncellenme: 25 Kasım 2022 12:24
A+
A-

Kastamonulu Ünlüler

Kastamonu ve doğduğu ilçe olan Taşköprü’yü çok seven ve mantar zamanında herhangi bir dağda mantar toplarken karşılaşabileceğiniz bir hemşehrimizdir İbrahim Tenekeci

Gelin hep birlikte değerli hemşehrimizi tanıyalım…

Huriye ve Ahmet Tenekeci çiftinin tek erkek çocuğu olarak Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde dünyaya geldi. Doğumundan bir müddet sonra ailesi İstanbul’a göç etti. Bu nedenle İstanbul’un Kâğıthane ilçesinde büyüyen Tenekeci, ilkokul ve ortaokulu burada tamamladı. Lise eğitimi yarıda bırakıp çeşitli işlerde çalıştı. 1997’de çıkmaya başlayan Endülüs dergisinin (7 sayı) yayın kurulunda yer aldı. 1997-1998 yıllarında Sağduyu gazetesinde kültür-sanat editörlüğü ve köşe yazarlığı yaptı. 1999-2010 yılları arasında Millî Gazete’de köşe yazarı ve düşünce sayfası editörü olarak görev yaptı. Bir süre (2008-2010) Mehmet Vefa adıyla aynı gazetenin günlük bulmacalarını hazırladı. 2000-2005 yılları arasında Hüseyin Akın’la birlikte önce 8 sayı Kırkayak adıyla yayımlanan Kırklar dergisini çıkarttı.

 

Aynı yıllar içinde Birey ve Birun Yayınlarında dizi editörü olarak yer aldı. 2005-2010 yılları arasında Dergâh dergisinde görev aldı ve derginin son okumalarını yaptı (Işık 2007: 3495; TBEA 2010: 1008). 2011’de kısa bir süre yayın hayatına devam eden Yeni Söz gazetesinin düşünce ve analiz editörlüğünü üstlendi. Evli ve beş çocuk babası olan Tenekeci İstanbul’da yaşamakta olup Profil Yayınlarında şiir editörlüğü, Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı ve İtibar dergisinde genel yayın yönetmenliği görevlerini sürdürmektedir.

Küçük yaşlarda edebiyata, şiire merak duyan İbrahim Tenekeci, ilkokul yıllarında öğretmeninin de yönlendirmesiyle şiirler yazdı. İlk şiiri 1988’de Kâğıthane’de çıkan Hedef 2000 adlı mahallî bir gazetede yayımlandı. Daha sonra bazı şiir ve yazıları Millî Gazete’nin ‘sizden gelenler’ köşesinde yer aldı. Kendisini edebiyat çevrelerine tanıtan şiiri ise 1995’te “Sandal” adıyla Kardelen dergisinde çıktı. Ardından şiir ve yazıları Kardelen, Özülke, Dergâh, Kırklar, Derkenar, Merdiven, Endülüs, Edebî Pankart, Düş Çınarı, İkindi Yağmuru, Kaşgar, Edebiyat Ortamı, Ayraç, Türk Edebiyatı, İtibar gibi birçok edebiyat, sanat dergilerinde yayımlandı (TBEA 2010: 1008; Altınışık 2009). Tenekeci’nin ilk şiir kitabı 1997’de Üç Köpük adıyla çıktıBu kitaptaki şiirlerinde naif ve hüzünlü bir eda göze çarptı. İkinci şiir kitabı Peltek Vaiz 1998’de neşredildi. Buradaki şiirlerinde aynı edayı sürdüren şair, insana yaşamın incelikleri yeniden hatırlattı. 2000 yılında okurla buluşan üçüncü kitabı Güzellik Uykusu’ndaki şiirlerinde de ilk iki kitabındaki ürünlerinde görülen ince duyarlılığa ek olarak yerinde ve tutarlı imgelerle okurun zihninde yeni sahneler ve görüntüler oluşturdu. Ayrıca belirgin bir huzursuzluk içinde, insanın hayat karşısındaki itirazlarını şiirleştirdi. 2004’te çıkan dördüncü şiir kitabı Giderken Söylenmiştir’deki şiirlerinde ise insanın dünyadan ‘giderken söylediklerini veya söylemek istediklerini’ sabır teması çevresinde şiirleştirdi.

Modernitenin getirilerini, dünyada olmanın insan bilincindeki rahatsız edici etkileri ve dünyaya dair uğraşıların beyhudeliği üzerinde durdu. 2008’de Ağır Misafir adıyla beşinci şiir kitabı yayımlandı. Bu eseriyle 2008 Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “En İyi Şiir Ödülü”nü aldı. Ağır Misafir, “ironi düzeyi yüksek, dünya ve içindekilerle alay eden ve dudağının kenarıyla gülen bir ötelinin notlarından oluş[tu]” ve şair bu eserdeki şiirlerinde âdeta “küskün, kırgın ve duyarlı bir kalbin içli sesiyle konuş[tu]” (Yılmaz 2007: 89). 2012’de Kimsenin Kalbi adlı şiir kitabı yayımlandı. Bu kitabında 2010 yıllarında yaşadığı sıkıntılı günlerin izleri görüldü. Şair, kapalı anlama yaslanan, söylemek istediklerini biraz daha ustalıkla gizleyen şiirleriyle okurunu karşıladı. 2016’da neşredilen Görmeden Ölmek’teki kitabındaki şiirler ise belirgin bir kaçış duygusu içinde dünyayı görmeme isteğinde olan insanın mekândaki teselli arayışı ve günlük hayatın keşmekeşinden uzaklaşma arzusu etrafında şekillendi (Yılmaz 2017: 90-91).

Şiir dışında deneme türündeki eserleriyle de ilgi uyandıran Tenekeci’nin bu alandaki ilk kitabı, 2003’te Uçuş Denemeleri adıyla yayımlandı. İlk denemelerinde kendi iç dünyasındaki yolculuklarından ve hayat tecrübesinden hareketle yaşama dair bazen güldüren bazen düşündüren şeylerden bahsetti. Gazete ve dergi yazılarından oluşan ikinci deneme kitabı Son Düzlük 2005’te neşredildi. Bu türdeki üçüncü kitabı Tüfeksiz Hareketler 2010’da okurla buluştu. Bu eseri sırasıyla Öbür Divan (2013), Sürekli Kayıp (2015) ve Geldik Sayılır (2017) adlı kitaplar takip etti. Denemelerinde hayatın acımasızlığı, insanların kötülüğü, yoksulluğun olumsuzlukları üzerinde dururken özellikle vicdan tutulmasının son dönemlerde artmasına ve birtakım değerlerin yitirilmesine değindi. Sanatçının günlük türündeki yazılarını ihtiva eden Üz-günlük ise 1999’da yayımlandı. 1991-1999 yılları arasında tuttuğu günlükleri/notları ihtiva eden eserde Tenekeci, şiirinin oluşum aşamalarını ve görünmeyen yüzünü samimi bir şekilde anlattı. Bunun yanında özel hayatına ve edebiyatla olan ilişkisine yer verdi (Albayrak, 2013). Gerek denemelerinde gerekse günlüklerinde ahlaktan, arkadaşlıktan, dostluktan, erdemden, iyilikten bahseden Tenekeci, insanın kendini bilmesi/tanıması, sorumluluklarının farkında olmasının gerekliliği üzerinde durdu. Öte yandan sanatçı, antoloji/seçki türünde de eserler kaleme aldı. İkisi şiir, biri hikâye üzerine olan bu seçkiler Seçilmiş Şiirler Antolojisi (2005), Dergâh Şiirleri Güldestesi (2006) ve Dergâh Hikâyeleri Güldestesi (2006) adlarıyla kitaplaştı.

90 kuşağı şairler arasında gösterilen Tenekeci, sanat/şiir anlayışını “[ş]u veya bu şiirin değil, sadece iyi şiirin peşindeyim. Meziyet ve şahsiyet sahibi her şairi önemser, ciddiye alırım. Şiirin, ‘hizaya gelmeme sanatı’ olduğunu daha yirmi yaşında görmüştüm. Çok şükür, hâlâ aynı yerdeyim” (Acar 2012) diyerek ifade eder. Bu anlamda onun şiiri başlangıçtan bugüne belli bir karakteristiği olan ve sanatsal olgunluğa erişmiş olarak görülebilir. İyi şiir sınıfına dâhil edilebilecek mısralar kuran şair, günübirlik durumlardan, olaylardan ziyade kalıcı olanın peşindedir. Şiirin hafızaya hitap etmesi gerektiğini düşünür. Şiirlerini ‘kalbinin kitabesi’ olarak tanımlar. Şiirinde yer yer geleneğe ve dine yaslanan şair, insanca duyarlılığını iyilik ve güzellik üzerinden dile getirir. Kültürel yönü de olan şiirleriyle Tenekeci, zaman zaman içinde bulunduğu medeniyetinin gereksinimlerini ve bu medeniyete mensup insanların olması gerektiği noktayı işaret eder. Yer yer benliğine ağır gelen durumlardan yakınır. İnsanca yaşamanın ve kalabilmenin hassasiyetini vurgular. Şiiri hayatının merkezine koyan şair, kendi hayat öyküsünden yansıyanları da şiirinde gizemli bir hava içinde işler. Acımasızlık, vicdansızlık, duyarsızlık, yalnızlık, yabancılaşma, modernizm eleştirisi, eskiye özlem, gelenek, tabiat, aşk, çocukluk, endişe, hüzün, anne, ölüm, üzüntü, sevgi, Allah, ahlak, erdem, iyilik, güzellik, dostluk onun şiir evrenini oluşturan kavram ve temalardır.

Şiirlerinde belirgin bir duyarlılıkla etkili bir dil kullandığı görülen şair, ‘sözü yormadan’ yalın söyleyişi ve kimi zamanda imgelerle örülen derin şiirleriyle okurda ilgi uyandırır. Bazen ironiye başvurarak eleştirilerini ve rahatsızlıklarını bu ironik söylem etrafında dile getirir. Şiirde kelimelerin önemini vurgulayan şair, bazı kelimelerin bazı şairlere özgü olduğu düşüncesindedir. Kelimeleri, bilindik anlam kalıplarının dışına çıkarak parlak ve çarpıcı imgeler üzerinden düzenleyerek kullanır. Diğer taraftan “Garip şiirinin günlük konuşma diline yaslanan tarzını farklı imgeler, çağrışımlar ve zengin bir hayal dünyasıyla sunan şair, Garip’in iddia ettiği fakat bir türlü yakalayamadığı “edayı” 2000’lerde yakaladı[ğı]” söylenebilir (Yılmaz, 2017: 82). Ancak onun şiiri, Garip şairlerinden/şiirlerinden farklı olarak daha ciddi ve vakarlı tarzıyla dikkati çeker. Başlangıçtan itibaren sarih bir şiir kabiliyetiyle dikkati çeken Tenekeci, lise çağından beri edebiyatla iç içe olmuş, 1997’de yayımlanan ilk şiir kitabından bu zamana değin Türk şiirinde kendine ait ses oluşturmayı başarmıştır. Bu özgünlüğün oluşumunda elbette onu besleyen şairler ve düşünce adamları olmuştur. Bu anlamda Tenekeci’nin edebî şahsiyeti Mehmet Âkif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek İsmet Özel, Nurettin Topçu, Sezai Karakoç, Ziya Osman Saba, Ahmet Muhip Dıranas, Ergin Günçe gibi düşünce adamlarının ve iyi şairlerin etkisinde şekillenmiştir. Ayrıca sanatçı özgün üslubu, ince dili ve zarif şair tavrıyla kendisinden sonra gelen genç şairler için iyi bir yol gösterici olmuştur. İsmail Kılıçarslan, Furkan Çalışkan, Sait Yavuz, Mustafa Akar, Osman Toprak, Sait Nacar gibi genç şairleri/yazarların edebiyata yönelimlerinde ve yetişmelerinde rol oynamıştır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.