enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,5039
EURO
18,1433
ALTIN
988,22
BIST
3.179,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu
Hafif Yağmurlu
27°C
Kastamonu
27°C
Hafif Yağmurlu
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Hafif Yağmurlu
15°C
Çarşamba Az Bulutlu
15°C

    Türkiye’de İlk Seçim Kastamonu’da yapıldı (Peki İlk Seçim Hangi İlçemizde Neden Yapılmıştır?)

    Osmanlı arşivlerimizde seçim tarihimiz hakkında bulunan en eski kayıt 1833’te Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde yapılan muhtarlık seçimleri ile ilgilidir, en eski belge de Bolu’da yine 1830’lardaki bir muhtar seçimine aittir.

    Türkiye’de İlk Seçim Kastamonu’da yapıldı (Peki İlk Seçim Hangi İlçemizde Neden Yapılmıştır?)
    2 Eylül 2022 17:18
    A+
    A-

    “Seçim” kavramı ile 1876’da ilân edilen Birinci Meşrutiyet ile tanıştığımız zannedilir ama işin aslı öyle değildir. Türkiye’de seçimlerin geçmişi 1830’lara, İkinci Mahmud’un zamanına kadar gider. Bu konuda arşivlerimizde bulunan en eski bilgi, 1833’ün sonunda Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde yapılan muhtarlık seçimleri ile ilgilidir, en eski kayıt da Bolu’da yine 1830’lardaki bir muhtar seçimi belgesidir. (Murat Belge, Habertürk)

     

    Tarihinde pek çok ilkleri barındıran Taşköprü, 1833’te Anadolu ve Rumeli’ndeki ilk muhtarlık teşkilatının kurulduğu ve buna bağlı olarak ilk demokratik seçimlerin yapıldığı yer olarak önem arz eder. 1869 yılında kurulan ve erken örneklerden olan Taşköprü Belediyesi ise 150. yıldönümündedir. 1927 yangınından bir yıl sonra hazırlanan ve o dönemde ancak büyük kentlerde uygulanan, cadde ve sokakların birbirini dik açıyla kestiği ızgara sistemli kent planı günümüze de korunmaktadır. Hidroelektrik proje ile 1935 yılında kendi elektriğini de üretip dağıtmaya başlayan Taşköprü zamanının hep bir adım ilerisinde olmuştur. 

    AYANLIĞIN YERİNE MUHTARLIK 

    Mülki bir birim olarak muhtarlık teşkilatı II. Mahmut döneminde yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra ilk olarak 1829 yılında İstanbul’da doğum, ölüm, göç, nakil ve sair nüfus hareketlerini kontrol altına alıp, güvenliği sağlamak amacıyla oluşturulmuştur. İstanbul’da kuruluşunun ardından uygulamadan olumlu neticeler alınması üzerine muhtarlık teşkilatı 1833 yılından itibaren taşrada da yaygınlaştırılmaya başlanmış ve ayanlığın yerine ikame edilmiştir.

     

      TAŞKÖPRÜ’DE HACI ÖMER HALKA ZULÜM EDİNCE AYANLIĞI BİTMİŞ OLDU

    İstanbul dışında ilk olarak muhtarlık teşkilatı duyulan ihtiyaç gereği 1833’te Kastamonu’da kurulmuştur (Akyıldız, 2006, s. 11-14). Kastamonu Sancağı’na bağlı Taşköprü’de ayan olan Hacı Ömer’in halka kötü davranması ve ahaliden fazla vergi alması üzerine halk mütesellim Dede Mustafa Ağa’ya şikâyette bulunmuştur. Bunun üzerine isyan eden ayan Hacı Ömer öldürülmüş, Dede Mustafa Ağa (Dede Mustafa Ağa oldukça başarılı bir mütesellimdi. Kastamonu Sancağı’na atandıktan sonra asayişi sağlamıştır. Halk tarafından da tutulan mütesellim, 1836 yılında İzmir İhtisap Nazırlığına atanmıştır (Çadırcı, 1970, s. 411).) yeni ayan seçmek yerine İstanbul’da tatbik edilen muhtarlık usulünü Kastamonu merkezinde uygulayarak her mahalleye oranın ileri gelen iki kişisini muhtar-ı evvel ve muhtar-ı sâni olarak tayin etmiştir. [“Takvim-i Vekayi’nin 1833 tarihli ve 73. sayısında İstanbul’un dışında Kastamonu mahallelerinde ve Kastamonu Sancağı’na bağlı kazalarda muhtarlık teşkilatının kuruluşu ile ilgili haber mahiyetinde verilen bilgilere göre, Kastamonu Sancağı’na bağlı Taşköprü Ayanı Hacı Ömer, kaza halkına zulmetmekte, çeşitli adlarla halktan fazla vergi toplamaktadır. Ayandan memnun olmayan Taşköprü halkı, ileri gelenleri vasıtasıyla Kastamonu Mütesellimi Dergâh-i Âlî Kapucubaşılarından Dede Mustafa Ağa’ya şikâyette bulunmuş, muhasebesinin görülmesini ve yerine yeni bir ayanın seçilmesini istemişlerdir. Bu şikâyet üzerine Mütesellim, Ayanı Huzur-i Şer-i Şerif’e davet etmiş ise de Ayan, davete uymadığı gibi etrafına topladığı kimselerle isyan etmiştir. Bunun üzerine Mütesellim de kuvvete başvurmuş, üzerine asker göndermiş, Ayan ve adamlarından bazıları öldürülmüştür. Mütesellim bu olaydan sonra yeni bir ayan seçme yoluna gitmemiş, İstanbul mahallelerinde uygulanmakta olan muhtarlık usulünü Kastamonu Sancağı’nda da tesis etmiştir. Her mahallede halkın takdirini kazanmış, iş beceren ve söz söyleyebilen kimselerden seçim yoluyla muhtar-ı evvel ve muhtar-ı sâni adı ile iki muhtar seçtirmiştir. II. Mahmut durumdan haberdar edilince çok memnun olmuş, bu nizamın diğer vilayet ve kaza ve kura mahallelerinde de uygulanması için emir ve ferman çıkarmıştır.” (Çadırcı, M. (2011). Tanzimat Sürecinde Türkiye Anadolu Kentleri. Ankara: İmge Kitabevi Yayınları.)]

    KASTAMONU HALKI MEMNUN KALINCA ANADOLU’YA DA YAYILDI

    Kastamonu halkının bu yeni usulden memnun kaldığını haber alan II. Mahmut, bu teşkilatın diğer bölgelere de yaygınlaştırılması için ülkenin her tarafına talimatlar göndermiştir (Çadırcı, 1970, s. 411; Akyıldız, 2006, s. 14; Ortaylı, 2000, s. 108; Bayramoğlu Adala, 2008, s. 183-184). Bunun üzerine muhtarlık 1833 yılından itibaren Ankara, Sivas, Aydın ve Bursa gibi Anadolu şehirlerinde kurulmaya başlanmıştır.

    Muhtarlık teşkilatı oluşturulurken, taşradaki mahalle yapılanması da gözden geçirilerek küçük ve birkaç haneden oluşan mahalleler birleştirilmiş ve sayıları azaltılmıştır. Muhtarlar, 1830-31 nüfus sayımının ardından sancaklarda teşkil edilen defter nazırlıklarına ve nazırlıklar da İstanbul’da kurulan Ceride Nezareti’ne bağlıydı. Ancak idari açıdan denetimleri nezarete değil, sancak mütesellimlerine aitti. Muhtardan şikâyetçi olan yöre halkı, ileri gelenleri veya imamları vasıtasıyla onu mütesellime şikâyet ederlerdi (Akyıldız, 2006, s. 15-16)4.

    Muhtar belirlendikten sonra prosedür şu şekilde işlemekteydi: seçilen muhtarların isimleri kadı tarafından deftere kaydedilir, bu defterler önce defter nazırına ve oradan da Ceride Nezareti’ne gönderilir, isimler padişahın
    onayından geçip Darphane’de adlarına mühürler kazdırıldıktan sonra mühürler muhtarlara iletilir ve süreç tamamlanırdı (Akyıldız, 2006, s. 16; Çadırcı, 1988, s. 1238).

    Muhtarların başlıca görevleri mahalle ve köylerde güvenliği sağlamak, verginin toplanmasına yardımcı olmaktı. Muhtarlar mahalleye gelip-gidenleri denetim altında tutar, gelenlerin mürur tezkirelerini kontrol ederek kanunlara uygun olarak yerleşmek isteyenlere yer gösterir, kefil bulur ya da bizzat kendisi kefil olurdu. Yeni gelenlerin ismini nüfus defterine kaydeder, doğan, ölen başka yere göç eden veya gelenlerin kayıtlarını tutarak defter nazırına bildirirdi (Çadırcı, 1997, s. 39; Akyıldız, 2006, s. 17-18; Ortaylı, 2000, s. 109).

    Muhtarlık Müslüman köy ve mahallelerde kurulmuştur. Gayrimüslimlerin yaşadığı yerlerde ise, muhtarların yürüttüğü vazifeleri yerine getirmek üzere kâhyalar atanmıştır. (Şenay Atam, Osmanlı Devleti’nde Muhtarlık Teşkilâtının Kurulması: Niğde Örneği)

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.