enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
17,9331
EURO
18,4099
ALTIN
1.039,38
BIST
2.864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu
Yağmurlu
30°C
Kastamonu
30°C
Yağmurlu
Pazar Yağmurlu
27°C
Pazartesi Az Bulutlu
28°C
Salı Az Bulutlu
28°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C

    Kastamonu Göl İlköğretmen Okulu (Bir Öğretmenin Hatıraları 5)

    Kastamonu Göl İlköğretmen Okulu (Bir Öğretmenin Hatıraları 5)
    5 Şubat 2022 10:45
    A+
    A-

    KASTAMONU GÖL İLKÖĞRETMEN OKULU

     

    … CEBİR Dersi : Matematik dersi 3. sınıfın ikinci yarısından sonra yerini CEBİR Dersine bırakarak uygulanmaya başlandık.
    (Cebir, sayılar teorisini, geometriyi ve analizi içine alan geniş bir matematik dalıdır. Temel matematik işlemlerinden, çember ve daire alanları bulmayı kapsayan geniş bir ilgi alanına sahiptir. Cebir, mühendislik ve eczacılık gibi birçok alanda kullanılmaktadır.) Okulda öğrencinin korktuğu bir ders olarak konuşulurdu. Rakamların yerini harfler almıştı. Sürekli çalışma ve tekrar yapılması gereken bir dersti. Cebir hiç görmediğimiz bir ders olduğundan çok zorlandık ama sürekli tekrarlarla, işlemler yaparak başarmak zorunda kaldık.

    (Kastamonu Göl İlköğretmen Okulu (Bir Öğretmenin Hatıraları 1)

    Uzay Geometrisi : Hacimli biçimleri inceleyen geometri.
    Matematikte, katı geometri, üç boyutlu Öklid uzaylarının geometrisinin geleneksel adıdır, piramitler, prizmalar ve diğer çok yüzlüler dahil olmak üzere çeşitli katı şekillerin hacimlerinin ölçülmesiyle ilgilenir; silindirler; koniler; kesik koniler; ve kürelerle sınırlanmış toplar.
    Cebir dersi gibi ilk karşımıza çıkan dersimiz oldu. Bu dersi de ilk gördüğümüzden bizlere çok zor gelmişti ama istenince tüm zorlukları aşılabiliyor. Yer ki ben bunu başaracağım de…

    (Kastamonu Göl İlköğretmen Okulu (Bir Öğretmenin Hatıraları 2)

    Meslek derslerimiz en ağır derslerdi. Psikoloji kitapları kalındı. Çocuk psikolojisi, Sosyoloji, Metot, Teşkilat ve idare dersleri çok konulu ve bir birine yakın anlatımlar vardı. Yanıtlar bir birine yakın olabilen dersler bizleri en çok zorlayan derslerimiz olarak işliyorduk. Tüm derslerden her dönem 3 (Üç) yazılı ve sözlü, ödevler notlarından karne notları belirleniyordu. Uygulamalı olmadığından bu dersler ezber ağırlı olduğundan okulun en zor dersleri diyebilirim.
    Son sınıfta Rehber öğretmen ( Metot Dersinin Öğretmeni) denetiminde merkez okullara gidilerek orada günlerce okulun eğitim durumu, derslerin işlenişi, öğrencilerin durumu, okul programları, yıllık, ünite ve günlük planlar hakkında bilgiler edinirdik.

    (Kastamonu Göl İlköğretmen Okulu (Bir Öğretmenin Hatıraları 3)

    Bir gün Kastamonu’nun içinde Kırkçeşme İlkokuluna gittik. 3/A sınıfında kaldık. O sınıfta bir tartışma konusu belirlenmiş tüm öğrencilere belli bir zaman içinde hazırlanması ödevi verilmiş. Tartışma konusu Şu: “Hacca gidilmeli mi gidilmemeli” 3. sınıflar için çok ağır bir konu. Bu konuları genelde öğrenciler belirliyormuş. O günde bize dek geldi. Gitmeli ve gitmemeli iki gurup hazırladıkları sunumu tartışmaya başladılar. Biz arka sırada izlemeye doyamadık. O kadar bilgileri toplamışlar ve o kadar seviyeli anlatımları vardı ki ben böyle bir tartışmayı bu güne kadar yaşamadım. Kızmak, bağırmak, kaba söz söylemek … yok. Tartışmanın sonunda Hacca gitmeli grubunun lideri olan bir kız öğrenciydi. Bu öğrenci ile konuştuk. Bu kadar bilgileri bu yaşta bu sevide nasıl elde ettiğini öğrenmek istedik. Kız öğrencinin dedesi hacı olduğunda yararlanmış. Arkadaşları ile birlikte çalışmışlar. Böyle seviyeli öğrenciler yetiştirmek için İlkokulda ve İlköğretim okulunda öğretmensiz derste çok uğraştım. Bunu İlköğretim okulunda 7. sınıflardan bir sınıfın ders öğretmeni olmadığından ben giriyordum. Bir konu seçtik bir hafta sonu, isteyen öğrencileri gruplara ayırdık. Her öğrenci kendi iradesi ile kümede yer aldı. Ertesi hafta tartışma 2 ders sürdü. Kastamonu da ki gibi başarılı olmadı ama öğrencilerde öğrenme, araştırma ve tartışma kurallarına ve karşı tarafa saygılı davranmayı öğrenmiş oldular. Ders öğretmeni atanınca devam edemedim.

    Kastamonu Göl İlköğretmen Okulu (Bir Öğretmenin Hatıraları 4)

    Daha sonraları okulun belirlediği staj okullarına guruplar halinde staj yapmak için giderdik. Bu okullarda kalırdık. Yemek ve içme işlerimizi kendimiz yapardık. Aramızda nöbet tutarak bu işlerin yürütülmesini sağlardık.
    Her gün bir arkadaşımız okulun öğretmeni olur dersleri işlerdi. Ders işlenirken rehber öğretmenimiz, o okulun öğretmeni ve bizim arkadaşlarımız sınıfın arka tarafına otururlar ellerinde defter ve kalem hazır bir durumda ders anlatan arkadaşın olumlu ve olumsuz davranışlarını, ses tonunu, öğrencilere yaklaşımını, söz verişini, öğrencilere eşit davranışlarını, konuya öğrencinin anlayacağı seviyede anlatımı, konu ile ilgili araç gereç durumunu kullanımı … gibi konuları dile getiren notlar tutarlardı. O günkü ders bitiminden sonra Rehber Öğretmenin gözetimi altında toplanılır; her arkadaş eleştirilerini, beğenilerini özgürce anlatırlar. Rehber öğretmende bu tartışmalara katılır. Ders veren arkadaşın tüm noksanlıklarını , olumlu ve olumsuz yönlerini dile getirilirdi. Eleştiriye açık olmak zorunluluğu vardı. Eleştirilen arkadaşların hiç birisi neden beni eleştirdiniz diye hiçbir sitemde veya sözde bulunmazdı. Demokratik bir tartışmadan sonra. Herkes bir başka derste o hataları yapmamaya çalışırlardı. Bu arkadaşı kötüleme, başarısız duruma getirme değil daha iyiye, başarıya götürme yollarıydı.

    Edebiyat Dersinde Türkçenin temel kuralları ve Dil Bilgisi Dersi yazım kurallarının öğretilmesinin yanında her yazılıda kompozisyon bölümü vardı. 10 not üzerinden 4 puan ağırlıklı nottu. Çok dikkatle yazılması ve kurallara uyulması önemliydi. Giriş- gelişme- sonuç bölümlerinin anlatımına çok dikkat edilirdi. Yazılıda sorulara ne kadar doğru yanıt versen de yazım kuralları, noktalama işaretlerin de hatalar varsa notlarını kırarlardı. Yazılı kağıdında kırmızı kalemde tek tek işaretlenir ve yazılıları okurken hatalarını da gösterirlerdi. Kağıda baktığında nerede hata yaptığını görür ve anlardın. Türkçe dersinde güzel konuşma, bir konuyu iyi ifade etme , şiir yazma, hikaye anlatma, okunan hikayenin yarıdan sonrası nasıl biter diye bir tartışmada yapılırdı. Kitap okumak çok önemliydi. Yarı yıl tatilinde bir roman okunacak ve özetlenerek kitapçık olarak dönem ödevi olarak sunulacaktır. Ben Yaşar Kemal’in “İnce Memed “ romanın 1. cilti 15 tatilde köyde iki defa okudum ve özet yazarak kitapçık halinde sundum.

    Tüm derslerde defter tutmak mecburdu. Defterler dersin özetiydi. İyi tutarsan iyi not almana yarardı. Bu defterlere öğretmenler önemli yerleri yazdırdığından sorularda buradan gelebilirdi. Karalama defterimiz vardı. Akşam etüt de bu notları ders defterine özenle yazardık. Bu defterler kaplanır ve kenarları buruşturmadan korumak zorundasın. Her dönem defterler ders öğretmeni tarafından toplanır ve incelenir hatalı yerleri gene kırmızı kalemlerle işaretlenir 10 üzerinden not verilirdi. Ders kitaplarını da kaplamak ve temiz kullanmak zorundasın. Bu konuda defter ve dosyalar yatakhaneye götürülmezdi. Yazılı varsa o dersin kitabı, defteri götürülür, sabah çok erken kalkar yatak hanenin dışında ders çalışanlar vardı… (Devam Edecek)

    1964-1970 Kastamonu Göl Öğretmen Okulu Mezunlarından
    831 nolu Sebahattin Akdaş

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.