enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Kalemiyle Nesillere İz Bıraktı: Ali Haydar Haksal Vefat Etti Kalemiyle Nesillere İz Bıraktı: Ali Haydar Haksal Ağabey Vefat Etti

Türk edebiyatının, düşünce dünyasının ve dergiciliğinin yarım asra yaklaşan emektarlarından; Millî Gazete yazarı ve Yedi İklim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ali Haydar Haksal, 75 yaşında hayatını kaybetti. Ömrünü kitaba, kelimeye, gençlere ve medeniyet düşüncesine adayan Haksal, ardında onlarca eser, yüzlerce yazı ve yetişmesine vesile olduğu sayısız genç kalem bıraktı.

Kalemiyle Nesillere İz Bıraktı: Ali Haydar Haksal Vefat Etti Kalemiyle Nesillere İz Bıraktı: Ali Haydar Haksal Ağabey Vefat Etti
28 Ağustos 2026 19:39 | Son Güncellenme: 28 Ağustos 2026 20:03
A+
A-

Ali Haydar Haksal, Yaşarken kıymeti bilinmeyenlerdendi: Ardında büyük bir kültür mirası bıraktı!

Türk edebiyatı ve düşünce dünyası, ömrünü kelimelerin, kitapların ve genç kuşakların yetişmesine adamış önemli bir ismini daha kaybetti.

Millî Gazete’nin uzun yıllardır değerli kalemlerinden biri olan, Yedi İklim Dergisi’nin kurucuları arasında yer alan ve Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürüten yazar, öykücü ve fikir insanı Ali Haydar Haksal, 28 Ağustos 2026 Cuma günü 75 yaşında İstanbul’da hayatını kaybetti.

Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü belirtilen Haksal’ın vefatı, edebiyat, kültür, basın ve düşünce dünyasında büyük üzüntüyle karşılandı. Cenaze namazının 29 Ağustos Cumartesi günü öğle namazının ardından İstanbul Üsküdar’daki Şakirin Camii’nde kılınacağı duyuruldu.

Ömrü boyunca yüksek sesle görünür olmaktan çok yazmayı, üretmeyi ve gençlerin önünü açmayı tercih eden Haksal’ın ardından belki de bugün yeniden düşünülmesi gereken bir gerçek var: Kültür ve fikir dünyamızın bazı önemli isimleri, yaşarken kıymeti bilinmeyenlerden oluyor. Oysa onlar gittiklerinde bıraktıkları boşluk, yıllarca yaptıkları çalışmaların büyüklüğünü çok daha açık biçimde gösteriyor.

Ömrünü gençliğin ihya ve inşasına adadı

Ali Haydar Haksal’ın vefatının ardından yapılan taziye açıklamalarında onun yalnızca bir yazar olmadığına özellikle dikkat çekildi.

Haksal, kitap yazmanın, öykü kaleme almanın veya gazete köşelerinde düşüncelerini paylaşmanın ötesinde, özellikle gençlerin edebiyat ve fikir dünyasında kendilerine yer bulabilmeleri için yıllar boyunca çaba gösterdi.

Yedi İklim Dergisi bu anlamda yalnızca bir edebiyat dergisi değil, pek çok genç yazar ve şair açısından bir okul niteliği taşıdı.

Haksal’ın yakın çevresinden yapılan taziye açıklamalarından birinde şu ifadeler kullanıldı:

“Millî Gazetemizin değerli kalemi, Yedi İklim Dergisi’nin banisi, kıymetli büyüğüm Ali Haydar Haksal’ın vefatını derin bir teessürle öğrendim. Ömrünü gençliğin ihya ve inşasına vakfeden, eserleri ve güzel şahsiyetiyle ardında iz bırakan Haksal ağabeyimize Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve camiamıza sabır ve başsağlığı diliyorum. Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.”

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da Haksal’ın vefatı üzerine yayımladığı mesajda onun Türk edebiyatı ve dergiciliğinin öncü şahsiyetlerinden olduğunu belirterek millî ve manevi değerleri güçlü kalemiyle savunan bir isim olduğuna dikkat çekti.

Kastamonu Haber ekibimizden Ertuğrul Köse’nin derlediği bilgilere göre, Ali Haydar Haksal’ın edebiyat yolculuğu yalnızca yayımlanan eserlerin sayısıyla değil, yaklaşık yarım asırlık kültürel birikimi ve farklı kuşaklar arasında oluşturduğu fikir köprüleriyle dikkat çekiyor.

Bingöl’den İstanbul’a uzanan bir edebiyat yolculuğu

Ali Haydar Haksal, 16 Mayıs 1951 tarihinde Bingöl’ün Yayladere ilçesine bağlı Hasköy’de dünyaya geldi. Nüfus kayıtlarında doğum tarihi 1 Kasım 1951 olarak yer aldı.

Fatma Hanım ile eğitmen Mustafa Celalettin Haksal’ın oğlu olan Haksal, aynı zamanda müderris İsmail Hakkı Efendi’nin torunuydu. Çocukluk döneminin kültürel dünyasının oluşmasında ailesinin ve özellikle dedesinden kalan kitapların önemli bir etkisi oldu.

Haksal, daha sonraki yıllarda verdiği bir röportajda çocukluğunun büyük bir kitap mirasının içerisinde geçtiğini anlatmış, dedesinin yaklaşık bin ciltlik bir kütüphaneye sahip olduğunu dile getirmişti. Kendisinin de ilerleyen yıllarda on binlerce kitaptan oluşan büyük bir kişisel kütüphane oluşturduğu biliniyordu.

İlkokulun ilk yıllarını babasının yanında okuyan Haksal, babasını 1960 yılında kaybetti.

1975 yılında Elazığ İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldu. Ardından Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne devam etti ve 1979 yılında üniversite eğitimini tamamladı.

Akademik ilgisini daha sonra İslâm düşüncesi alanına yönelten Haksal, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslâm Düşüncesi Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Yüksek lisans çalışmasını “Kur’an-ı Kerim’de Güzel Kavramı” başlığıyla hazırladı.

Yasir Vurgun ve Mahmut Mustafaoğlu imzalarını da kullanan Haksal, hayatının çeşitli dönemlerinde ticaretle ilgilendi. Fazilet Partisi ilçe başkanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan danışmanlığı görevlerinde de bulundu.

Ancak onu Türkiye çapında tanıtan esas alan edebiyattı.

İlk öyküden Yedi İklim’e uzanan yarım asırlık kalem

Ali Haydar Haksal’ın edebiyatla ilişkisi lise yıllarında başladı.

İlk öyküsü “Tıkırtı”, 1975 yılında Millî Gazete’de yayımlandı. Ardından edebiyat hayatı kesintisiz biçimde sürdü.

Şiirleri, öyküleri, denemeleri, incelemeleri ve söyleşileri; Anadolu Gençlik, Aylık Dergi, Çerçeve, Düşünce, Edep, Hece, Mavera, Millî Gazete, Türk Dili, Yeni Devir, Yeni Şafak, Yönelişler ve Yedi İklim başta olmak üzere pek çok önemli yayın organında okurla buluştu.

Haksal’ın edebiyat dünyasındaki en önemli çalışmalarından biri ise kuşkusuz Yedi İklim Dergisi oldu.

1987 yılında arkadaşlarıyla birlikte Yedi İklim’i kuran Haksal, derginin hem yayın çizgisinin oluşmasında hem de yeni yazarların edebiyat dünyasına kazandırılmasında önemli rol oynadı.

Yedi İklim, ilk döneminde 24 sayı yayımlandıktan sonra yayınına ara verdi. 1992 yılından itibaren ise yeniden yayımlanmaya başladı. Haksal uzun yıllar derginin sahibi, yazı işleri müdürü ve Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışmalarını sürdürdü.

Bir dergiyi birkaç sayı çıkarmak başka, onu onlarca yıl boyunca ayakta tutmak ise bambaşka bir emekti.

Bu nedenle Haksal’ın ismi yalnızca öykücülükle değil, Türk dergicilik tarihindeki ısrarı ve sürekliliğiyle de anılacak.

Modern insanın yalnızlığını, yabancılaşmasını ve arayışını yazdı

Ali Haydar Haksal’ın edebiyatını farklılaştıran önemli özelliklerden biri, sıradan görünen insan hikâyelerinden derin psikolojik ve varoluşsal meseleler çıkarabilmesiydi.

Öykülerinde kentleşme, modernizm, gelenekten ve kutsaldan kopuş, insanın kendisine yabancılaşması, yalnızlık, çocukluk, aşk, yoksulluk, köy hayatı, ölüm ve fanilik gibi temalar sıklıkla yer aldı.

Edebiyat araştırmacısı Necip Tosun da Haksal’ın öykücülüğünü değerlendirirken onun büyük olaylardan ziyade atmosfer, an, izlenim ve iç dünyaya dayalı bir anlatımı tercih ettiğine dikkat çekti.

Haksal için bir sokak, bir oda, kar, deniz, ayna ya da sessiz bir insan görüntüsü bile öykünün merkezine dönüşebiliyordu.

Onun eserlerinde olay örgüsünden çok insanın iç sesi öne çıktı.

Modern hayatın gürültüsünün içerisinde yalnız kalan insanı, köyden kente geçişi, değerler dünyasındaki çözülmeleri ve bireyin kendisini yeniden bulma çabasını edebiyatın imkânlarıyla anlattı.

Bu yönüyle Haksal, yalnızca hikâye anlatan bir yazar değil; yaşadığı dönemin insanını edebiyat üzerinden kayda alan isimlerden biri oldu.

Anadolu Ajansı da Haksal’ın vefat haberinde, yazarın eserlerinde modern insanın yalnızlığı, yabancılaşması, benlik arayışı ve gelenekle ilişkisi gibi temalara yoğunlaştığını vurguladı.

Onlarca kitap, ödüller ve akademik çalışmalara konu olan bir edebiyat hayatı

Ali Haydar Haksal’ın geride bıraktığı külliyat oldukça geniş.

Öykü alanındaki eserleri arasında Evdeki Yabancı, Sesim Bana Yetmiyor, Sarıldığım Soğuk Bir Ceset, Sokağın Adı Issız, Ay Işığında Vav’ın Odası, Zamanların Öyküsü, Yalnızlık Sarkacı, Kuşkonmazda Konuşan Adam, İçim Su Berraklığında, Kapıda Bir Çift Ayakkabı, Renklerin Dansı, Rüya Rüya İçinde, Ruh Denizi, Güneşe Koşan Adam, Aradan Geçen Uzun Yıllar, Ses ve Gölge ve Kalemin Ucu bulunuyor.

Roman alanında ise Yitik Yaşamın Güncesi, İki Ateş Arasında, Anzelha ile İbrahim, Hüzün, Kör Kuyu ve Mum ile Pervane gibi eserlere imza attı.

Haksal yalnızca öykü ve romanla yetinmedi.

Dolunay Bestesi isimli şiir kitabının yanı sıra Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali üzerine anlatılar kaleme aldı.

Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu ve Akif İnan üzerine hazırladığı monografik eserlerle yakın dönem Türk edebiyatının ve düşünce dünyasının önemli isimlerine ilişkin önemli bir birikim oluşturdu.

Âkif Duruşlu Âsım, Necip Fazıl Kısakürek: Büyük Doğu Irmağı, Sezai Karakoç Eleğimsağmalarda Gökanıtı, Rasim Özdenören: Ruh Denizinden Öyküler, Zarif Şair Cahit Zarifoğlu ve Bir Medeniyet Şairi Akif İnan, bu çalışmalarının öne çıkanları arasında yer aldı.

Edebiyat hayatı çeşitli ödüllerle de karşılık buldu.

Sesim Bana Yetmiyor adlı öykü kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği’nin 1987 yılı Hikâye Ödülü’nü aldı. Yitik Yaşamın Güncesi adlı romanıyla Tuzla Belediyesi Roman Yarışması’nda ikincilik elde etti. 2017 yılında ise Bingöl Üniversitesi tarafından kendisine Fahri Doktora unvanı verildi.

Haksal’ın edebiyatı üniversitelerde de akademik çalışmalara konu oldu.

Hakkında yüksek lisans ve doktora tezleri hazırlandı; öykücülüğü, romanları, edebi düşüncesi ve Diriliş ekolüyle ilişkisi farklı araştırmacılar tarafından incelendi.

Böylece Haksal, yalnızca kendi döneminde eser yayımlayan bir yazar olmanın ötesine geçerek Türk edebiyatı araştırmalarının da konusu haline geldi.

Bazı insanlar gittiklerinde değil, yaşarken hatırlanmalı

Ali Haydar Haksal’ın ardından onlarca taziye mesajı yayımlanacak.

Eserleri yeniden paylaşılacak, fotoğrafları hatırlanacak, edebiyatımıza yaptığı katkılar anlatılacak.

Fakat tam da burada, kültür hayatımızın üzerinde düşünmesi gereken başka bir mesele ortaya çıkıyor.

Bazı isimleri ancak kaybettikten sonra ne kadar büyük bir boşluk bıraktıklarıyla fark ediyoruz.

Yıllarca dergi çıkaran, genç yazarlara kapı açan, kitaplar yazan, konferanslara katılan, öğrencilerle buluşan, kütüphaneler kuran ve fikir hayatına katkıda bulunan insanlar çoğu zaman popüler kültürün yüksek sesli dünyasında hak ettikleri karşılığı bulamıyor.

Onlar kimi zaman yaşarken kıymeti bilinmeyenlerden oluyor.

Ali Haydar Haksal’ın geride bıraktığı mirasa yalnızca bugün yayımlanacak taziye mesajlarıyla değil, yıllar boyunca oluşturduğu eserlerin yeniden okunmasıyla sahip çıkmak gerekiyor.

Çünkü bir yazarın gerçek mirası, cenazesinin ardından söylenen sözlerden çok kitaplarının sonraki kuşaklara ulaşıp ulaşmamasıyla ölçülüyor.

Haksal’ın yarım asra yaklaşan edebiyat serüveni; bir insanın yalnızca kalemiyle değil, ısrarıyla, emeğiyle ve yetişmesine vesile olduğu insanlarla da iz bırakabileceğini gösteriyor.

Türk edebiyatı bugün bir öykücüsünü, Millî Gazete önemli bir kalemini, Yedi İklim ise kurucularından ve yıllarca omuz verdiği yöneticilerinden birini kaybetti.

Ancak Evdeki Yabancı’dan Sesim Bana Yetmiyor’a, Yitik Yaşamın Güncesi’nden Kör Kuyu’ya, Sezai Karakoç üzerine çalışmalarından Cahit Zarifoğlu ve Mehmet Akif üzerine kaleme aldığı eserlere kadar geride bıraktığı büyük külliyat, Ali Haydar Haksal’ın ismini yaşatmaya devam edecek.

75 yıllık ömrün ardından geriye kitaplarla dolu raflar, binlerce sayfalık bir külliyat, yetişmesine katkı sağlanan genç kalemler ve Türk edebiyatı tarihinde silinmeyecek bir iz kaldı.

Ali Haydar Haksal’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, Millî Gazete ve Yedi İklim camiasına, öğrencilerine, okurlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.