Kastamonuspor kimin oyuncağı? Bu kulüp deneme tahtası değildir
Kastamonuspor’da yıllardır değişmeyen tek şey belirsizlik. 21 yaşındaki Enes Ege Aygün’ün başkanlığından Arif Osman Gençtürk’ün 21 günlük dönemine, mazbata alınmadan yaşanan yönetici ayrılığından Cevat Şenkardeşler’in görevden alınmasına kadar uzanan tablo artık ciddi soruları beraberinde getiriyor. Kastamonuspor’u kim yönetiyor, başkanları kim belirliyor ve bu kulüp neden sürekli bir deneme tahtasına dönüştürülüyor?

Kastamonuspor’da yıllardır devam eden başkan ve yönetim değişiklikleri tartışılıyor. Enes Ege Aygün’den Arif Osman Gençtürk, Cevat Şenkardeşler ve Mert Paflak’a uzanan süreçte soruyoruz: Kastamonuspor kimin oyuncağı?
Bazı meseleleri artık isimlerin etrafından dolaşmadan konuşmak gerekiyor.
Çünkü söz konusu olan herhangi bir şirket değil.
Herhangi bir şahsın özel mülkü hiç değil.
Söz konusu olan Kastamonuspor.
Bu şehrin ismini taşıyan, kırmızı-siyah renkleriyle on binlerce insanın hatırasına, sevgisine, heyecanına ve geleceğe dair umuduna ortak olmuş bir kulüp.
Ama son yıllarda yaşananlara baktığımızda insanın aklına ister istemez çok ağır bir soru geliyor:
Kastamonuspor’u gerçekte kim yönetiyor?
Daha da açık soralım:
Kastamonuspor kimin oyuncağı?
Çünkü yaşananlar artık sıradan bir yönetim değişikliği olarak açıklanabilecek sınırları çoktan aştı.
Başkan geliyor.
Başkan gidiyor.
Yeni yönetim kuruluyor.
Birkaç hafta sonra dağılıyor.
Bir yöneticinin istifası isteniyor.
Saatler sonra istifası istenen kişi başkan oluyor.
Bir isim kongrede yönetime giriyor, daha mazbata alınmadan ayrılıyor.
Bir başka isim kamuoyunun önüne birden başkan olarak çıkarılıyor, 21 gün sonra yönetimiyle birlikte gidiyor.
Ve bütün bunların arasında Kastamonuspor taraftarı sürekli aynı soruyu soruyor:
Ne oluyor?

Bu hikâye bugün başlamadı: 21 yaşındaki Enes Ege Aygün başkan olmuştu
Bugünkü tabloyu doğru değerlendirmek istiyorsak biraz geriye gitmek gerekiyor.
Tarih 23 Ocak 2020.
Kastamonuspor’da dönemin Başkanı Erkan Özcan görevinden ayrılıyor ve kulüp olağanüstü genel kurula gidiyor.
Karşımıza çıkan başkan adayı kim?
Dönemin Kastamonuspor Onursal Başkanı Cengiz Aygün’ün oğlu Enes Ege Aygün.
Kaç yaşında?
Sadece 21.
Üstelik kongreye tek aday olarak giriyor ve Kastamonuspor Kulübü Başkanı seçiliyor.
O dönem ulusal basında olay, “dünyanın en genç kulüp başkanı” başlıklarıyla haberleştirildi.
TRT Spor’un haberine göre Enes Ege Aygün üniversite öğrencisiydi, futbolcuların neredeyse tamamından gençti ve takımın teknik direktöründen 25 yaş küçüktü.
Elbette genç olmak suç değildir.
Gençlerin yönetimlerde görev alması da son derece değerlidir.
Mesele yaş ayrımcılığı yapmak hiç değildir.
Ama Türkiye’nin profesyonel liglerinde mücadele eden, milyonlarca liralık bütçeleri yöneten, onlarca futbolcu ve çalışanı bulunan bir spor kulübünün başkanlığına 21 yaşındaki bir üniversite öğrencisinin, üstelik kulübün onursal başkanının oğlu olarak ve tek adayla getirilmesi de gazetecilik açısından sorgulanmayacak bir konu değildir.
Şimdi aradan altı yıl geçti.
Enes Ege Aygün nerede?
Kastamonuspor’un uzun vadeli kurumsal yapılanmasında nasıl bir rol üstlendi?
O başkanlık kalıcı bir yönetim projesinin parçası mıydı, yoksa dönemin şartlarında yapılan bir başka geçici tercih miydi?
Bugün yaşananlara bakınca geçmişte sorduğumuz sorunun önemi daha iyi anlaşılıyor:
Kastamonuspor bir futbol kulübü mü, yoksa başkanlık koltuğunun sürekli farklı isimlerle denendiği bir yönetim laboratuvarı mı?
Üstelik Enes Aygün tamamen kulüp yapısının dışına da çıkmadı. 2024 yılında Cengiz Aygün yeniden başkan seçildiğinde açıklanan yönetim kurulunda Enes Aygün’ün ismi de yer aldı.
Yani mesele tek başına 2020’deki genç başkanlık hikâyesi değil.
Mesele yıllardır aynı yapı içerisinde sürekli değişen isimlere rağmen karar mekanizmasının gerçekten ne kadar değiştiğidir.

Cengiz Aygün bırakıyor mu, bırakmıyor mu?
Burada Cengiz Aygün’e ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
Kastamonuspor’a verdiği maddi destek yok sayılamaz.
Kulüp için ciddi paralar harcadığını kendisi defalarca açıkladı.
2024’te yapılan kongrede yalnızca 2022-2024 arasındaki dönemde kulüp adına 217 milyon 403 bin liralık ödeme yapıldığı kamuoyuyla paylaşılmıştı.
Sonraki açıklamalarda rakamlar çok daha yukarılara çıktı.
Bunun için teşekkür edilir.
Bir insan parasını ve zamanını memleketinin takımına harcıyorsa bunun hakkını teslim etmek gerekir.
Ama maddi fedakârlık başka bir şeydir.
Kulübün kurumsal karar mekanizmasının bir kişiye bağımlı hale gelmesi başka bir şeydir.
İşte sorguladığımız mesele tam olarak budur.
Cengiz Aygün yıllar içerisinde farklı zamanlarda görevi bırakacağını söyledi.
2025’te yaptığı bir açıklamada Kastamonuspor’u 1. Lig’e çıkarıp bırakacağını ifade etti.
2025 kongre sürecinde yeniden aday olmayacağını, yorulduğunu ve görevi devretmek istediğini söyledi.
24 Nisan 2026’da aktif başkanlığı bırakma kararı aldığını açıkladı.
1 Haziran’da görevini Arif Osman Gençtürk’e devretti.
Fakat 21 gün sonra Gençtürk yönetimi istifa edince yine karşımıza kim çıktı?
Cengiz Aygün.
Aygün bu defa başkan adayı olmayacağını söylerken şu ifadeyi kullandı:
“Yeni bir başkan adayını huzurlarınıza getireceğiz.”
İşte benim üzerinde durduğum mesele tam da bu cümledir.
“Neden aday çıkmıyor?” başka bir sorudur.
“Yeni başkan adayını biz getireceğiz” başka bir şeydir.
Bir spor kulübünde başkan adayını kim belirler?
Kulübün üyeleri mi?
Genel kurul iradesi mi?
Şehrin ortak aklı mı?
Yoksa kulübü uzun yıllardır finanse eden güçlü bir isim mi?
Kastamonuspor Cengiz Aygün’ün maddi desteğine ihtiyaç duyabilir.
Bunda utanılacak hiçbir şey yok.
Ama Kastamonuspor’un kurumsal olarak tek bir kişiye ihtiyaç duyması çok daha büyük bir sorundur.
Çünkü kişiler bir gün gider.
Kulüpler kalır.

Arif Osman Gençtürk nereden çıktı, neden 21 günde gitti?
1 Haziran 2026’da yeni bir dönem başladı.
Cengiz Aygün başkanlığı bıraktı.
Kastamonuspor’un yeni başkanı Arif Osman Gençtürk oldu.
Kamuoyunun önemli bir bölümünün ismini Kastamonuspor başkanlığı öncesinde duymadığı bir isim.
Gençtürk Kastamonulu da değildi.
Aslen Elazığlıydı ve daha önce 23 Elazığ FK ile Harput FK gibi kulüplerde yöneticilik yapmıştı.
Tekrar söylüyorum:
Bir insanın Kastamonulu olmaması Kastamonuspor’a başkan olmasına tek başına engel değildir.
İyi yönetici dünyanın neresinden gelirse gelsin kulübe katkı sağlayabilir.
Ama mesele o değil.
Mesele şu:
Bu adaylığı kim hazırladı?
Kastamonu kamuoyu Arif Osman Gençtürk’ün aday olacağını ne zaman öğrendi?
Kulüp üyeleri ne zaman öğrendi?
Başkan seçilmeden önce Kastamonuspor için nasıl bir proje sundu?
Bütçesi neydi?
Hedefleri neydi?
Ve en önemlisi:
Arif Osman Gençtürk Kastamonuspor’un üyesi miydi?
Üyeyse hangi tarihte üye oldu?
Başkan adayı olabilmesi için Kastamonuspor’un yürürlükteki tüzüğünde hangi şartlar bulunuyor?
Bunların açıklanmasını istemek kimseye saldırmak değildir.
Tam tersine kulüp üyelerinin ve taraftarların en doğal hakkıdır.
Çünkü Gençtürk başkan oldu ve sadece 21 gün sonra yönetimiyle birlikte istifa etti.
Yirmi bir gün!
Bir futbol kulübünün uzun vadeli geleceğini planlamaya bırakın, tesislerin bütün odalarını tanımak için bile kısa sayılabilecek bir süre.
21 günlük yönetim neden kuruldu?
Neden dağıldı?
Önceden görüş ayrılıkları bilinmiyor muydu?
Mali yapı konuşulmadı mı?
Yetki paylaşımı belirlenmedi mi?
Bu mudur Kastamonuspor’daki yönetim anlayışı?
Bir deneyelim.
Olmazsa değiştiririz.

Mazbata gelmeden ayrılık, başkanlık koltuğunda yeni kriz
Bu belirsizlik yalnızca 2026’ya ait de değil.
12 Temmuz 2025’te gerçekleştirilen kongrede Cengiz Aygün yeniden başkan seçildi.
Yönetim listesine Ankara futbol çevrelerinde tanınan Bent Ahlat da dahil edildi.
Kamuoyuna tecrübeli bir futbol yöneticisi olarak tanıtıldı.
Sonuç?
Daha mazbatalar alınmadan, kongreden sadece iki gün sonra yollar ayrıldı.
Peki yönetim listeleri nasıl hazırlanıyor?
İnsanlar kongre sabahı mı tanışıyor?
Kulübün hedefleri kongreden sonra mı konuşuluyor?
Yetkiler, sorumluluklar, mali yapı ve yönetim modeli önceden ele alınmıyor mu?
Birlikte yönetim listesine girdiğiniz isimle 48 saat içerisinde yollar ayrılıyorsa ortada ciddi bir planlama sorunu yok mudur?
Ardından Arif Osman Gençtürk geldi.
21 gün sürdü.
Sonra Cevat Şenkardeşler geldi.
22 Temmuz 2026’da göreve başladı.
Ve 20 Ağustos’ta yine akıllara durgunluk veren bir gelişme yaşandı.
Cevat Şenkardeşler önce Sportif Direktör Şakir Ak’ın görevine son verdiğini duyurdu.
Ardından Asbaşkan Mert Paflak ile bazı yönetim kurulu üyelerinin istifasını istedi.
Sonra ne oldu?
Saatler içerisinde yönetim kurulu toplandı.
Bu kez Cevat Şenkardeşler görevden alındı.
Ve yeni başkan kim oldu?
Biraz önce istifası istenen Mert Paflak.
Böyle bir tabloyu taraftara nasıl anlatacağız?
Sabah bir kişinin istifasını isteyen başkan, akşam görevinden oluyor.
İstifası istenen yönetici ise başkanlık koltuğuna oturuyor.
Bu yönetim biçiminin adı nedir?
Kurumsallık mı?
Planlama mı?
Profesyonellik mi?
Yoksa tam anlamıyla bir yapboz tahtası mı?

GMG sponsor mu, karar mekanizmasının parçası mı?
Bir diğer önemli mesele de GMG.
Yıllardır takımın isminin önünde görüyoruz:
GMG Kastamonuspor.
Peki GMG nedir?
GMG, Gün Medya Grup.
Cengiz Aygün’le bağlantılı, medya ve yayıncılık alanında faaliyet gösteren bir şirketler yapılanması.
Ogün Haber ve çeşitli medya faaliyetleri bu yapı içerisinde bulunuyor.
GMG’nin Kastamonuspor’a yıllardır maddi destek verdiğini biliyoruz.
Fakat kamuoyu olarak şunu da bilmemiz gerekiyor:
GMG’nin Kastamonuspor’la mevcut sponsorluk sözleşmesi nedir?
Kaç yıllıktır?
Yıllık sponsorluk bedeli ne kadardır?
GMG ismi kulübün adında hangi şartlarla kullanılmaktadır?
Sponsorluk bittiğinde isim hakkı ne olacaktır?
Cengiz Aygün’ün şahsi destekleriyle GMG’nin kurumsal sponsorluğu birbirinden nasıl ayrılmaktadır?
Çünkü sponsor başka şeydir.
Kulüp sahibi olmak başka şeydir.
Dernek statüsündeki bir spor kulübünde sponsor ne kadar büyük para verirse versin kulübün sahibi olmaz.
Kastamonuspor’un sahibi de herhangi bir şirket veya herhangi bir şahıs değildir.
Kastamonuspor’un gerçek sahibi Kastamonuspor camiasıdır.

Çorum Süper Lig’de, Kastamonu hâlâ başkan arıyor
İnsanı asıl yaralayan tabloyu görmek için uzağa gitmeye gerek yok.
Komşumuz Çorum’a bakalım.
Bir dönem aynı liglerde mücadele ettiğimiz Çorum FK bugün nerede?
24 Mayıs 2026’da play-off finalini kazanarak Süper Lig’e yükseldi.
Yıllar önce modern stadını yaptı.
Tesisleşmesini geliştirdi.
Futbol yapılanmasını adım adım yukarı taşıdı.
Bugün Süper Lig’de mücadele edecek bir şehir takımına dönüştü.
Biz ne konuşuyoruz?
Stadımızı.
Kimin başkan olduğunu.
Kimin istifa ettiğini.
Kimin kimi görevden aldığını.
Kimin yeni başkan adayını “getireceğini”.
Mazbata alınmadan giden yöneticiyi.
21 gün kalan başkanı.
Sabah istifası istenip akşam başkan olan yöneticiyi.
Bu şehir bunu hak etmiyor.
Kastamonuspor bunu hiç hak etmiyor.
Kastamonu’nun çocukları bir gün “Bizim takımımız Süper Lig’e ne zaman çıkacak?” diye sormalı.
“Bugün bizim başkan kim?” diye değil.

Kastamonuspor’un gerçek sahibi kim?
Bu nedenle bugün bazı soruları açıkça sormamız gerekiyor.
Kastamonuspor’un güncel üye sayısı kaç?
Kulübe nasıl üye olunuyor?
Başkan adaylığı için üyelik şartı var mı?
Varsa ne kadar süre?
Son yıllarda başkan yapılan isimler hangi tarihlerde kulübe üye oldu?
21 yaşındaki Enes Ege Aygün’ün başkanlığına götüren karar mekanizması nasıldı?
Arif Osman Gençtürk’ün adaylığı nasıl ortaya çıktı?
Cevat Şenkardeşler’i kim aday gösterdi?
Mert Paflak’ın göreve gelişi sonrasındaki yol haritası nedir?
Başkan adayları neden kamuoyunun önüne projeleriyle aylar öncesinden çıkmıyor?
Neden hemen her kongrede tek aday veya son dakikada ortaya çıkan isimlerle karşılaşıyoruz?
GMG’nin sponsorluk şartları nelerdir?
Kulübün güncel borç-alacak tablosu nedir?
Ve en önemlisi:
Cengiz Aygün gerçekten Kastamonuspor yönetiminden çekilmiş midir, yoksa başkanlık koltuğunda oturmasa dahi kulübün başkan belirleme süreçlerinde etkili olmaya devam etmekte midir?
Bunun cevabını biz vermeyelim.
Cengiz Aygün versin.
Kulüp yönetimi versin.
Genel kurul üyeleri versin.
Ama biri mutlaka versin.
Çünkü Kastamonuspor’un geleceği kapalı kapılar arkasındaki kararlarla değil, açık ve şeffaf bir sistemle yönetilmelidir.
Kimsenin yaptığı maddi fedakârlığı küçümsemiyoruz.
Kimsenin emeğine saygısızlık etmiyoruz.
Ancak para vermek, bir kulübün geleceği üzerinde sınırsız tasarruf hakkı oluşturmaz.
Başkanlar gelip geçer.
Yöneticiler gelip geçer.
Sponsorlar gelip geçer.
Aygün gelir, Gençtürk gelir, Şenkardeşler gelir, Paflak gelir…
Ama Kastamonuspor kalır.
Ve Kastamonuspor bir ailenin, bir şirketin, bir başkanın veya birkaç yöneticinin değil;
Kastamonu’nundur.
Artık bu kulübün deneme tahtası olmaktan çıkarılması gerekiyor.
Bugün birini deneyelim, yarın başkasını getirelim anlayışıyla profesyonel futbol kulübü yönetilmez.
Kastamonuspor’un ihtiyacı yeni bir isimden önce yeni bir yönetim kültürüdür.
Şeffaflık.
Kurumsallık.
Hesap verebilirlik.
Planlama.
Ve güçlü bir genel kurul iradesi.
Son sözümüz yine aynı:
Kastamonuspor kimsenin oyuncağı değildir.
Ama yaşananlara baktığımızda artık bu cümlenin yalnızca söylenmesi yetmiyor.
Bunun gerçekten böyle olduğunu Kastamonuspor’u yönetenlerin göstermesi gerekiyor.
Ertuğrul Köse