enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
17,9331
EURO
18,4099
ALTIN
1.039,38
BIST
2.864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu
Yağmurlu
30°C
Kastamonu
30°C
Yağmurlu
Pazar Yağmurlu
27°C
Pazartesi Az Bulutlu
28°C
Salı Az Bulutlu
28°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Kimdir ve Nasıl Biri ( İşte benim gözümden Ekrem İmamoğlu)

    İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu 2019 Yerel seçimlerinde İstanbul seçimini 13.000 Oy farkıyla kazanmış hatta mazbatası bile verilmişti. Ertelenen İstanbul seçimleri Ekrem İmamoğlu’nu olduğu kadar bir şekilde hepimizi kamçılamıştı. Çünkü haksızlık ve adaletsizlik vardı….

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Kimdir ve Nasıl Biri ( İşte benim gözümden Ekrem İmamoğlu)
    23 Nisan 2022 10:55
    A+
    A-

    Ancak daha sonra oylar çalındı, fetöcüleri tespit ettik ve hırsız var diye sadece başkanlık seçimleri iptal edilivermişti. Yani attığımız 4 oyun 3.nde hile yoktu sadece birinde hile vardı. Ne hikmetse hile olmayan oylarda Ak Parti birinci partiydi. Çalındı denilen, hırsız var denilen ve 700 fetöcü tespit ettik denilen oyda ise Chp adayı Ekrem İmamoğlu öndeydi. Sona bırakmadan şimdiden yazayım o seçimler geçeli tam 3 yıl bitti ama ne hırsız, ne fetöcü ne de hile yapanlar gün yüzüne çıkmadığı gibi bu konuda bir açıklamada yok henüz. Oysa sandık başlarında 700 fetöcü tespit ettik demişlerdi en yetkili ağızlardan..

    Ertelenen İstanbul seçimleri Ekrem İmamoğlu’nu olduğu kadar bir şekilde hepimizi kamçılamıştı. Çünkü haksızlık ve adaletsizlik vardı. 1998 yılında haksızlığa ve adaletsizliğe uğrayan Tayyip Erdoğan’ın mağduriyetinden dolayı ismini verdiğim oğlum Tayyip Erdoğan’ın seçimlerin yenilenmesinden ötürü üniversite sınavlarına hazırlanmama gerekçesi oluşunca aile dostumuz CHP’li Muhittin Tığlı abimize bizim Tayyip Erdoğan sayın İmamoğlu’nu çok seviyor ama sınavlarada çalışamıyor. Tayyip’te çok istiyor ya arayıversin veya iftara gelebilirse de çocuğu motive etsin diyerek serzenişte bulunmuştuk.

     

    Muhittin Tığlı abi de ben söylerim, arayacaklarına inanıyorum ama iftar için çok yoğunlar bir şey diyemem demişti. Bir Cumartesi öğlen saatlerinde gelen süpriz telefon “29 Mayıs Çarşamba günü kabul ederseniz sayın Ekrem İmamoğlu size iftara gelmek istiyor” dediğinde ne diyeceğimi şaşırmış bir şekilde tamam size bilgi vereyim diyebilmiştim.

    O günde Saadet Partisi İstanbul il iftarı vardı. Akşama doğru iftara hem Binali Yıldırım’ın, Necdet Gökçınar’ın ve de Ekrem İmamoğlu’nun davet edildiği bilgisini alınca rahatladım. Evde eşime ve çocuklara söyleyerek kimseye söylememeleri noktasında tembihlemiştim. Bir iki istişareden sonra gelen telefona geri dönüş yaparak sayın Ekrem İmamoğlu’nu iftara beklediğimizi bildirmiş ve o unutulmaz iftar programını gerçekleştirmiştik…

    PEKİ O GÜN Kİ EKREM İMAMOĞLU İLE BUGÜN Kİ İMAMOĞLU ARASINDA FARK VAR MI?

    29 Mayıs Çarşamba günü evimizdeki iftarda tanımaya başladığım sayın Ekrem İmamoğlu’nu 3 yıldır yakından takip etme ve gözlemleme fırsatım oldu. Bu süreçte hem aile olarak bizi makamına davet etti, hem çocuklarımızın okullarına kadar hatta sınıflarına kadar gidip ziyaret etti. Çocukların okuduğu İHL’ne söz verdiği şekilde spor salonunu yaptırdı.

    Hem Gazete olarak biz ziyaret ettik ve de kendisi de her yıl ziyaretimize gelmiş oldu. İftar davetlerine de icabet ettik. Basın toplantılarına ve lansman ve açılış programlarına da katılım sağladık..

    Şimdi bu 3 yıllık gözlemlerimi ve izlenimlerimi tek tek yazmaya çalışacağım inşallah. Aday Ekrem İmamoğlu ile Başkan Ekrem İmamoğlu arasında fark var mı yok mu tek tek anlatmaya çalışacağım. Tevafuk en son yine bir iftar davetinde bir araya geldik.

                                   

                            İŞTE BENİM PERSFEKTİFİMDEN SAYIN EKREM İMAMOĞLU

    1- İlk kapıdan girdiğinde ve gördüğümüzde bile “40 yıldır tanıyormuşuz” izlenimi ve sanki aileden biri intibası veriyor. Kim görürse görsün sanki gurbetten gelen ailenin bir ferdine sarılır gibi sarılmak istiyor. Sıcakkanlı ve Tv’de dahi gördüğünüzde yakınlık duyuyorsunuz. Diyelim ki; Chp adayı Ekrem İmamoğlu değil de Muharrem İnce olmuş olsaydı kesinlikle evime iftara davet etmezdik ve edemezdik.

    2-Tanışmada erken hareket etmiyor. Karşısındaki muhatabın davranışına göre hareket ediyor. Örnek: Tesettürlü bir bayana hemen elini uzatıp zor durumda bırakmıyor, onun tavrına göre hareket ediyor.

    3- Girdiği ortama hemen uyum sağlıyor. Sıcakkanlı tavırları ile sohbeti koyulaştırıyor. İftarda hiç kimseye bana oy verin veya verecek misiniz diye sormadı ama kendini bir şekilde sevdirmesini biliyor. Yapmacık hareketleri yok.

    4- Çocukla çocuk, gençle genç oluyor. Yaşlılara da sanki oğul gibi oluyor.

     

    5- Makamına yaptığımız ailecek ve kurumsal ziyaretlerde hiç makamında oturmadı. Hem ailecek gittiğimizde hem kurumsal ziyaretlerimizde aramızda oturup çok daha samimi bir ortam oluşturuyor. Misafirine kalkmak zorundasın hissi vermiyor ve karşısındakileri ve çevresini sıkmıyor güzel bir sohbet imkanı oluşmasına katkı sağlıyor.

    6- Seçimden önce sık sık söylediği Dedesinin “Makamın büyüdükçe Boynun bükülsün”
    sözünü tatbik ediyor ve bu konuda söylemi ve eylemi birbirine tutuyor.

     

    7- Takım ruhuna çok önem veriyor. Tüm ekibiyle çok uyumlu.. Sorması gereken ve talimat vermesi gereken konuyu kesinlikle ötelemiyor ve anında özel kalemine söyleyip bilgi istiyor.

    8- Basın ekibi ile iletişimi çok iyi görünüyor. Murat Ongun beye çok güvendiği belli ve basın ekibi de ne yapacağını veya nasıl hareket edeceğini çok iyi biliyor. Kısaca birbirlerini tamamlıyorlar

    9- Kesinlikle kinci değil, geçmişe takılıp kalmıyor. Kendisini en çok eleştireni arayıp ziyaret edebiliyor. Eleştiren gazeteciler de basın toplantılarına davet ediliyor.

    10- Özgüveni çok iyi.. Ne yaparsa yapsın doğaçlama yapıyor ve olduğu gibi görünüyor.

    11- Mega veya Çılgın projelere karşı. En büyük proje olarak “İnsan odaklı Projelere” diyor ve buna çok önem veriyor ve de çokta güveniyor. Sanki kutuplaşmadan dolayı Ak Partinin boşattığı alanı dolduruyor.

    12- Olumsuz bir durumda ümitsizliğe düşmüyor. Hırslı, inatçı ve mücadeleyi çok seviyor. Seçimler iptal edildiğinde ceketini çıkarıp kollarını sıvazlaması karakteristik yapısına çok uygun bir hareket olmuş. Kısaca pes etmiyor.

    13- Başkan seçilince değişir sizi tanımaz demişlerdi. Hangi ortamda olursa olsun gördüğünde aileyi tek tek soruyor ve mutlaka selamlarını iletiyor. Gazeteye geldiğinde matbaa çalışanlardan falan kim tokalaşmak isterse hemen bizzat yanına kadar giderek tokalaşıyor.

    14- Seçimden önceki hal ve hareketleri ile seçimden sonraki hal ve hareketlerinde şuana kadar hiç fark göremedim. Yani Seçimden önce oy isteyen İmamoğlu ile seçimden sonra başkan olan İmamoğlu aynı İmamoğlu

    15- İnisiyatif alabiliyor. Ak Partili belediyelerini de çok rahat ziyaret edip birlikte hareket edebiliyor. İktidarın bakanı ise Temel Karamollaoğlu ile tokalaşmaktan korkuyor. Veya herhangi bir bakan İmamoğlu ile yan yana gelmekten imtina ediyor çünkü tabanlarından korkuyorlar.

    16- Baskılara aldırış etmiyor. Hatta baskılarla daha da motive oluyor.

    17- Sayın Kemal Kılıçdaroğlu‘ndan bahsederken ilk günde son günde hep “sayın genel başkanım” diye hitap ediyor. Bir genel başkan ile nasıl çalışması gerektiğini çok iyi biliyor.

    18- Tahriklere gelmiyor. Cumhurbaşkanı adaylığı için iç hesaplar yapmıyor. Günü yaşamaya çalışıyor. Çok rahat davranıyor. Aday olmasa bile süreçte sanki adaymış gibi en çok çalışacağı izlenimini veriyor.

    19- CB sürecinde kendini bir nefer olarak görüyor. Millet ittifakının genel başkanlarına ilk günkü saygısını göstermeye ve diyalog kurmaya gayret ediyor.

    19- Seçimden önce kullandığı makam aracına binmeye devam ediyor.

    20- Dersine iyi çalışıyor. Her konuda dersine çalıştığını belli ediyor. Teknik konularda hemen ilgililerden bilgi istiyor.

    21- Farkındalığı seviyor. Yemek programına da, sanat programına da, kültürel bir programa da ve sohbet programına da katılabiliyor ve hemen uyum sağlıyor. Çok farklı bir yapısı var.

    22- İstişareye önem veriyor. Tavsiyeleri dinliyor. Seçim zamanında Usta sanatçı Cihan Ünal arayıp başkanım sesinizi yanlış kullanıyorsunuz tarzından bir telefon ettiğinde buyur gel hemen çalıştır diyebiliyor ve o ses eğitimini alıyor.

    23- Küçük detayları çok iyi değerlendiriyor. “Her şey güzel olacak Ekrem Abi” diye bağıran bir çocuğun sözünü seçim sloganı yapıveriyor.

    24- Karşısında kim olursa olsun ona değer veriyor.

    25- İlçesi Beylikdüzü’nü çok seviyor. Adeta çocuğu gibi ilgi gösteriyor. Sayın Tayyip Erdoğan’ın Başakşehiri varsa sayın Ekrem İmamoğlu’nun da Beylikdüzü var intibası veriyor.

    26- Katı Protokolcü değil. Sıradanlığı ve doğallığı seviyor.

    27- Sanki “Annesinin kuzusu” intibası veriyor. Hem geniş hem çekirdek Ailesini çok seviyor ve onlara çok önem gösteriyor.

    28- Hani eskiden sayın Tayyip Erdoğan için ceketini koysa kazanır derlerdi ya şimdi de ben bunu içişleri bakanının bu tutumları ve sayın Tevfik Göksu’nun bu muhalefeti bu şekilde devam ettiği sürece Ekrem İmamoğlu ceketini koysa rahat % 55-60 oy alır diye düşünüyorum ve bunu da görüyorum.

    29- Siyasetle ilgili günü yaşıyor ve tadını çıkarmaya çalışıyor. Gelecekle ilgili ince hesaplar yapmıyor çok rahat davranıyor.

    30- Şarkıda söylese, Kur’an’da okusa doğaçlama olarak yapıyor.

    31- Kendini eleştiren gazete veya gazetecilere kin beslemiyor. Arıyor, konuşmak istiyor ve ziyaret etmekten çekinmiyor.

     

    32- İktidarı destekleyen en uç 3 gazeteci tartışmaya davet etse çekinmeden gidecek özgüveni var.

    33- Beylikdüzü ilçe başkanlığında tüm siyasi partilerin ilçe başkanları ile istişare ve iftar yapma farkındalığını devam ettiriyor. Zaten ilk göreve geldiğinde tüm partilerin il başkanlıklarını ve tüm ilçe belediyeleri tek tek ziyaret etmesi önemliydi.

    34-Çatalca ve Silivri’de köylü ve çiftçilerine hatta Anadolu’daki limon vb. ürün yetiştirenlere verdiği destek şu dönemde önem arz ediyor.

    35- Öğrenci Pasosu, Öğrenci bursu, Halk Süt, ücretsiz Anne akbili ve Askıda fatura vb. sosyal sorumluluk projeleri söylediği “insan odaklı” projelere uygun hareket ettiğini gösteriyor.

    36- Metro alt yapılarına çok önem veriyor. Günlük 1.5 milyonluk yolcu kapasiteli ve İstanbul trafiğini çok rahatlatacağına inandığı çok önemli bir projeye de gün sayıyor.

    37- Her yağan yağmurda taşan, başta Üsküdar, Eminönü, Unkapanı ve Ayamama bir çok yer ve dereleri kısa sürede ıslah etmesi ve su taşkınlarını önlemesi ve son iki yıldır böyle durumlarla karşılaşılmaması önemli

    38- Otagarın kısa sürede düzenlenmesi ve pırıl pırıl yapılıp işletmesinin İBB’ye geçirilmesi büyük başarıydı. Giriş çıkışların 30 dakikası ücretsiz olması da cabası..

    39- İBB başkanlığı tıpkı T.C Başbakanlığı gibi çok aktif ve hareketli bir makam ve doğal olarak buna ayak uydurmaya çalışıyor. Makamın hakkını veriyor. Hem yurt içi hem de yurt dışında ilgi görüyor.

    40- Ekibiyle birlikte gündemi belirleyebiliyor. Zaten hiç bir şey yapmasa bile birileri tarafından sürekli gündeme getiriliyor. Şu sözü önemli; Bunların bana yaptıklarına bakınca zil takıp oynayasım geliyor. Bu sözünün ne kadar önemli olduğu 4 yıl hapis istenmesiyle daha iyi anlaşıldı.

    41- Önceki belediye başkanlarına ahde vefa gösteriyor. Kemerburgaz kent ormanı açılışına eski başkanların hepsini davet etmişti.

    42- Rahmetli Kadir Topbaş’ın vefatında ve sonrasında partizanlık düşünmedi ve inisiyatif alıp gereken önemi gösterdi ve belediyede tören yaptırdı. Bu konuda Ak Partiden bile aceleci davrandı. Ak parti yetkilileri sayın Cumhurbaşkanı taziye mesajı yayınlamadan harekete geçememişlerdi.

    43- Gençlik ve teknolojiye çok önem veriyor. Diğital dünyaya uyum sağlıyor.

    44- Ak Partinin çoğunlukta olduğu İBB meclisini canlı yayınlatması hem cesareti hem özgüveni açısından önem arz ediyor.

    45- Deprem konusunda sağlıklı bir “Kentsel Dönüşümün” Merkezi yönetim, Yerel yönetim ve Hak sahiplerinin birlikte hareket etmesinin önemine vurgu yapıyor ve bu üçlünün uyumu ile çözülebileceğine inanıyor.

    46- “Kanal İstanbul” u duymak dahi istemiyor. Göreve gelmeden önce zaten karşıydı ama Başkan olunca çok daha karşı durmaya başladı…

                                                    ÜÇ YILDA EKSİK GÖRDÜKLERİMDE ŞUNLAR

    1- Ekrem İmamoğlu ismi çok gündemde olduğundan ne yaparsa yapsın hangi projeyi yaparsa yapsın sanki hiç bir şey yapmamış intibası uyandırıyor buna bir çözüm bulup projelerini ve hizmetlerini daha fazla konuşturması gerekiyor.

    2- İlk göreve geldiğinde israfı önlemek için lüzumsuz olarak gördüğü bir projenin “Temel Atmama” töreni olarak lanse edilmesi yanlış bir strateji oldu. Bu algıyı bir şekilde düzeltmesi gerekiyor.

    3- Yine ilk göreve geldiğinde Şehir Tiyatrolarında son iki yıldır hiç oynanmayan Necip Fazıl Kısakürek’in “Reis” oyununu kaldırılması da yanlış strateji oldu ve yandaş medyaya bir şekilde koz oldu.

    4- Z kuşağı ile iletişimi çok çok iyi ama 60 yaş üstü, kahvehane müşterisi ve cami cemaati, ahaber ve yandaş medya tesirinde kalanlar kesimlerle iletişimini güçlendirmesi gerekiyor.

     

     

    SONUÇ: Bundan sonra Allah sağlık sıhhat verdiği sürece ve çok büyük stratejik hatalar yapmaz ise sayın Ekrem İmamoğlu’nun siyasette uzun süre var olacağına inanıyorum. Belki bu kez Cumhurbaşkanı adayı olur veya belki de olamayabilir ama daha sonraki yıllarda ya CHP Genel Başkanlığı, ya tekrar geri gelirse Başbakanlık veya Cumhurbaşkanlığı makamlarında varlığını bir şekilde hissettireceğine inanıyorum.

    Sayın Ekrem İmamoğlu; Yeter ki Dedesinin “Makamın Büyüdükçe Boynun Bükülsün” sözünü hiç bir zaman unutmasın.

    Not: Sen geleceği nerden biliyorsun diyenler olabilir. 1998 yılında sayın Tayyip Erdoğan hapis cezası alınca o zaman Ülker’de çalışıyordum ve hatta evlenmemiştim. Sistem olarak ta Cumhurbaşkanlığı sistemi var ve Tayyip Erdoğan belediye başkanı ve hapse girmiş başkanlığı da düşmüş durumda..

    İşte o günlerde “BAŞKAN OLACAKSIN TAYYİP ERDOĞAN” diye 4-5 kıta bir şiir yazmıştım. Hababam sınıfındaki Sefa gibi o şiiri her önüme gelene okumaya çalışırdım ve zorla da okurdum.

    Şiirim yakın zamanlara kadar duruyordu ama kaybolup gitti bulamadım. Hanımla da kavga ettim.. Ancak Ülker’de çalıştığımız onlarca arkadaş buna şahittir. Hatta şimdi eleştirince ya sen şiir yazan adamdın şimdi niye eleştiriyorsun diye serzenişte bulunuyorlar. O şiirde ne yazdıysa bugün gerçekleşti. (Maalesef)

    Tabi bu samimi bir dua niyetineydi demek ki eşref saatimmiş ki Allah duamızı kabul etmiş oldu.

    İkincisi daha düğünüm olmamıştı oğlum olursa adına Tayyip Erdoğan koyacağım demiştim bu da gerçekleşti. Demek ki bu Ülkenin Başkanlarını benim tavrım ve duam belirliyor ;))

    Peki o dönemde Tayyipçi olmak mı zordu yoksa bu dönemde İmamoğlu’nu iftara davet etmek mi diye sorarsanız o dönemde bana hiç kimse ne hakaret etmişti ne de küfür etmişti bilesiniz.!

    Vesselam

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.