enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,5929
EURO
18,4815
ALTIN
1.029,89
BIST
3.510,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu
Az Bulutlu
17°C
Kastamonu
17°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
14°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C
Pazar Az Bulutlu
16°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
18°C

    Galatasaray’da SORUNLAR Nedir? (İşte O 8 Sorun!)

    Galatasaray’da SORUNLAR Nedir? (İşte O 8 Sorun!)
    10 Ocak 2022 09:30
    A+
    A-

    G.Saray’da Burak Elmas’ın başkan seçilmesiyle birlikte bahar havası oluşmuş taraftarlar coşmuştu. Seçimin geç yapılması, şampiyonluğun kaçması ve tüm olumsuzluklar unutulmuş bu yıl için ümitler artmıştı.

    Yeni yönetimin projeleri, transferler derken her şey iyi gidiyordu. ŞL ön eleme maçında Psv’ye elenince moraller bozulsa da takımın hazır olmadığı her halinden belli oluyordu ama genç bir takım olduğu içinde gelecek için ümit veriyordu. Taraftarın istediği genç ve yetenekli futbolcular transfer edilmişti ve edilmeye de devam ediyordu.

    Yeni kurulan genç bir takımın 5-10 hafta arası düzeleceği ve ligde fırtınalar estireceği hayal ediliyordu. Nitekim maçın bazı bölümlerinde Gs mükemmel oynuyor, muhteşem paslaşıyor ve müthiş atağa çıkabiliyordu ama maç içinde istikrar yoktu. Çünkü takım genç ve tecrübesiz bir takımdı. Zaten Fatih hocada sık sık bu durumu dile getiriyor ve her geçen maç daha da gelişeceklerini belirtiyordu. Süper ligde istediği sonuçları alamayan Gs’ Avrupa liginde ise fırtına gibi esiyordu. ŞL kurası gibi kura çekip Marsilya ve Lazio takımlarından içeride ve dışarıda gol yemeyen Cim bom grubunu da namaplup lider bitiriyordu. Avrupa liginde yenmesi gerektiği maçta yeniyor, gol yememesi gerektiği maçta ise gol yemiyordu. Marsilya’ya da 4 gol birden atıyordu ama süper ligde işler iyi gitmiyordu. Bir maç galip gelen takım ertesi hafta en zayıf takım karşısında bile bocalıyordu. Fenerbahçeye karşı oynanılan iyi oyuna karşı mağlup olunması ve bir çok maçta kaçırılan inanılmaz goller takımı da taraftarı da demorilize etti. Federasyon ve hakemlerin yanlı tutumları, Fatih hocanın 5 maç ceza alması, takımın sürekli puan kaybeemesi, Yönetimde başlayan istifa krizleri, fikir ayrılıkları 6 ay önce başlayan bahar havasını çoktan kışa çevirmişti bile…

    Süper ligin ilk yarısını lider Trabzonsporun 20 puan gerisinde bitiren Sarı Kırrmızılar Türkiye Kupasında ikinci lig son sıralarda yer alan ve gol atmakta zorlanan Denizlispor’dan 3 gol yemesi ve penaltılarla elenmesi bardağı biraz daha taşmasına sebep olmuştu. İkinci yarının ilk maçında bazı şeylerin değişeceğini ve galibiyet serisinin başlayacağını düşünen sarı kırmızı taraftarlar Giresun maçında da beklentilerine karşılık bulamadılar.

    TAKIM KÖTÜYSE HER YERDE KÖTÜ OLUR!

    1-Evet G.Saray genç ve tecrübesiz bir takım. Ancak Avrupa liginde de aynı futbolcular, aynı teknik ekip oynamıyor mu? O zaman orada başarı burada başarısızlık nasıl oluyor?

    2- Türkiye liginde rakibin ilk atağından ve ilk şutundan gol yiyen bir takım Fransa’da Marsilya’da İtalya’da Lazio’dan niçin gol yemedi o zaman?

    Normalde Denizli’den 3 gol yiyen Lazio’dan 10 gol yemesi gerekirdi. İtalya’daki Lazio maçında Gs’a beraberlik lazımdı değil mi? Peki o maç başladıktan sonra hangimiz bu takım her an gol yer havası oluştu? Hiç birimizde! Hatta sabaha kadar oynasalar Lazio gol atamazdı değil mi? Böyle güven vermişti hepimize..

    Haa Farklı bir kadro da yoktu sahada. Kerem, Halil, Babel, Diagne, Taylan, Ömer Bayram vs.vs…

    3- Başarısız ve kötü futbolculardan oluşan bir takım Avrupa liginde nasıl başarılı olabilir? Hadi bir maç olsa şans diyebiliriz ama elemelerle birlikte tam 10 maç bu takım mağlup olmadı. Grup maçlarında ise sadece 1 gol yedi.

    4- Süper ligde de bir kaç maç hariç tüm maçların belirli bölümlerinde taraftara heyacan ve gelecek için ümit veren paslaşmalar, atağa çıkmalar, gol vuruşları, asistler ve hücum pres yani güzel futbola dair her şeyi yaptıklarına şahit olduk değil mi? Peki kötü takım, kötü futbolcular veya taktiği olmayan bir takım bunları yapmasının imkanı var mı sizce? Bence yok!

    PEKİ SIKINTI NE O ZAMAN? 8 BAŞLIK ALTINDA TOPLADIM

    Kulisti, duyumda falan bilmem. İçerideki veya dışarıdaki ayak oyunlarını da bilmem! Takımda gördüğüm sıkıntıları 10 yaşından beri Gs’ı tutan, takip eden, seven biri olarak yazmaya çalışacağım o kadar!

    1– Geriden Oyun Kuramamak: Takımda stoper sorunu var. Geçen yılda aynı fikirdeydim. Ne Lyundama- Marcao, ne Marcao- Nellson  Gs’ın ikilisi değil. Başarılı olduğumuz sezonlara bir bakın bakalım stoperde kimler var? Hatta Fb, Bjk’a da bakarsak stoperlerin önemini iyi anlarız. Stoper sadece atak kesmek için düşünülüyorsa ki bunu da başaramıyorlar. Çünkü başarılı bir stoper orta sahadan defalarca arkasına top kaçıttırmaz. Yediğimiz goller bir çoğu orta sahadan kaleciyle karşı kalınarak yenildi.

    2- Tecrübeli Stoper Sorunu:

    200 adet korner kullanmışız, onlarca da duran top ama atıkan gol en fazla 2 veya 3. Kornerlerde ve duran toplarda da stoperler önemlidir. Ya gol atarlar ya da ceza sahasını karıştırıp golcünün boşa çıkmasını sağlarlar. Stumpf, Bülent, Urfaluji, Donk… Geçen yıl Lyundama bile bir kaç maçta gol atmış ve 3 puan kazandırmıştı. Peki ya Donk hatırlayın kaç maçta beraberliği, kaç maçta galibiyeti getiren sürpriz goller atmıştı hatırlıyorsunuz değil mi? Donk bu yılda olmuş olsaydı bu kadar duran topta en az 5-6 golü olurdu değil mi? Takım gol atmakta zorlandığı, rakibin pozisyon vermediği maçlarda Donk gizli forvet olur ve takımı rahatlatırdı. Şimdi var mı böyle Donk’un? Yok!

    Ayrıca Stoper oyunu geriden kurar, maestro gibidir. Bizim stoperlere baskı yapınca topu atacak yer bulamıyorlar ve hep hata yapıyorlar hemde aynı hataları defalarca yapıyorlar. Onun için devre arası transferinde Gs’ın tecrübeli, oyun kuracak, takımı atağa çıkaracak, takımı dengeleyecek, duran toplarda organizasyon yaptıracak bir stopere ihtiyacı var ve bunu mutlaka alması gerekiyor. Yok Marcao yok Nellson’la bu iş olmaz. Takım kötü oynarken, gol atamazken, moraller bozulmuşken tecrübeli bir stoper çıkar golü atar ve takıma özgüven gelir. Bizim takımda bu hiç yok maalesef.

    3– Fikir Değiştiremek: Takım maçtan önce ne ezberlediyse veya akıllarında ne varsa sahada onu uyguluyorlar. FİKİR DEĞİŞTİREMİYORLAR. Örnek: Maçtan önce sen topu x futbolcuya çıkar denmişseveya aklında o futbolcuya pas çıkarmak varsa, o futbolcunun yanında 2-3 tane rakipte olsa mutlaka o top ona atılıyor ve rakip kolayca alıp hızlı hücuma çıkıyor.

    Gs’lı futbolcular maç içinde fikir değiştiremiyorlar. Top gelirken topu kaleciye geri pas vermeyi kafasına koyan futbolcu kaleci ile arasında rakipte olsa o topu kaleciye mutlaka atıyor. Ve bu durum onlarca kez oldu.

    Bir çoğunda gol yedik, birinde Muslera kurmızı kart yedi bir kaçını da kaleci kurtardı bir kaçınıda rakip değerlendiremedi. Top gelen futbolcu fikir değiştirip oyunu açamadığından takımı da rahatlatamıyor ve takım aktif dinlenemiyor. Futbol öyle gelişti ki artık top ayağına geldiğinde fikir değiştirip boştaki arkadaşını görebilen ve pas atabilen futbolcularla başarılı olunuyor. Aslında Morutan ve Cicaldau bu tip oyuncular ama takımda istikrar olmayınca onlarda bir türlü kendini gösteremedi.

    4- Bencillik veya Şımarıklık: Gs’ın forvetleri attıkları goller kadar genelde yaptıkları ASİST’le de öne çıkmışlardır. Ama bu yıl daha müsait durumda olmasına rağmen kesinlikle ASİST yapılmıyor nedense? Egoistlik mi bencillik mi yoksa şımarıklık mı bilemiyorum ama bu sorun var maalesef. Denizli maçında 3-2 öndeyken Kerem kaleciyle karşı karşıya kaldı sağdaki arkadaşı bomboştu hafifçe dokunda yabi FİKİR DEĞİŞTİRSE maç 4-2 olacaktı ama olmadı ve 3-3 oldu. Aynı maçın ilk yarısının son dakikasında Mostafa Muhamnet çağrazda kaleciyle karşı karşıya kalır gibiydi ama yanında rakip vardı ve yüzü kaleye doğru değildi ama sağındaki arkadaşı tam kaleyi görüyordu ve yüzü kaleye dönüktü hafifçe dokunsa çok güzel ASİST yapmış olacaktı ama kendi vurdu direkten auta gitti. Her maçta bunlara benzer çok pozisyonlar var ama Gs’lı futbolculara ASİST yapmayı yasaklamışlar kanımca.Yapacağı ASİSTLE takımı rahatlatacak, takıma özgüven kazandıracak BİR ASİST nelere mal oluyor bunu bile göremiyorlar. Tabi benim dediğim ASİST zorunlu asist değil ekstra ASİST’en bahsediyorum. Kaleci ile karşı karşıyasın % 1 kaçırma ihtimalin varsa ve sağındaki futbolcu daha da müsaitse ve takım skor olarakta rahat değilse O ASİST’in mutlaka yapılması gerekir.

    5- TFF ve HAKEMLER! Gs’ın oyun içinde veya maçlarda galip gelerek istikrar yakalayacağı, özgüvene sahip olacağı bir çok maçta inanılmaz hakem atamaları ve hakem kararları… Gerçektende taraflı tarafsız herkesin fikir birlişşne vardığı bu hatalar göz göre göre yapılmaya devam ediyor. Gs’ın galip geldiği Rize maçında hata yapan hakemlere 12-13 haftadır maç verilmezken Gs aleyhine hata yapan hakemlere de ertesi hafta maç verilmesi adeta hakemlere bşr mesaj olsa gerek! Gs’ın iptal edilen golleri, verilmeyen penaltıları VAR’a dahi çağrılmayan pozisyonlarının bire bir benzerlerine farklı kararlar tüm sporseverlerin gözünden kaçmıyor ama düzelmiyorda. İşte bu hafta Trabzon maçında ki Kırmızı Kart ve Penaltı pozisyonu… Sanki Hakemler bu hatalarla bir yerlere mesaj gönderiyorlar gibi.! Çünkü bu kader aleni hatalar yapılmaz. Baksanıza Trabzon’un şampiyonluğuna gölge düşürmeye çalışır gibi halleri var! Diyelim o pozisyonları hakem görmedi peki VAR nerede? VAR hakemin görmediği pozisyonlarda devreye girer diyeceğim ama Cüneyt Çakır’ın oyna devam et ben gördüm dediği bşr maçta elbette Gs maçı ve elbette Gs’ın aleyhine VAR devreye girmiş ve Cüneyt Çakır’da görevini yapmıştı.

    6- Her çarşamba hakem atamaları: TFF ve hakemler yüzünden yönetici, camianın önde gelenleri, basın ve taraftarlardan oluşan algı nedeniyle genç ve tecrübesiz futbolcular daha maça çıkmadan 3 gün öncesinden mağlubiyeti veya ne yapsalar kazanamayacaklarını kabullenmiş oluyorlar. Hangi hakem atanırsa atansın o hakem Gs düşmanı olmuş oluyor. Daha önceki hataları gündeme geliyor ve yine o hakemin düşmanlık yapacağı ve Gs’a maç kazandıtmayacağı söyleniyor ve söylüyoruz. Nerelerde söylüyoruz? Sosyal medyalarda! Peki futbolcular sosyal medyayı kullanmıyor mu? Kullanıyorlar ve de çabucak etkileniyorlar. Halbuki öyle bir duruş sergilense hakem be yaparsa yapsın bu maçı kazanırız havası oluşturulsa ve takım saha da iyi mücadele etse en fazla bir iki maçta hakem etki edebillrdi. Ancak bu şekilde her maçta hatta maçtan önce bile etki ediyorlar.

    7- Fatih Terim’in yardımcıları: Sezon başından beri bu konu gündemde Fatih hocada ısrarla ve inatla bu görüşe karşı çıkıyor. Bülent Ünder, Müfit Erkasap, Eser Özaltındere, Taffarel, Hasan Şaş, Levent Şahin vb. isimleri hatırlayınca zayıf diyenler haklı gibi. Necati Ateş ve Selçuk İnan hem çok iyi futbolculardı hem de çok iyi Gs’lı. Ancak antrenör tecrübeleri yok gibi. En basitinden TFF’nin tutumu nedeniyle her sezon 8-10 maç ceza verileceğini biliyorsan ona göre tedbirini de alacaksın bir şekilde. Bu kulübe hizmet etmiş, TD’lük deneyimi olan Okan Buruk, Bülent Korkmaz, Hamza Hamzaoğlu vb. birini ekibine almanız çok daha sağlıklı olacaktır. Ha birde her antrenörde TD olmayacak. Önüne gelen TD oluyor. Diyelim 100 antrenörden 10 TD çıkar bizde maşallah bırakın antrenörleri yorumcular bile TD oluyor. Bu hafta maç yorumlayan biri haftaya bir takımın başında maça çıkıyor. Fatih Terim niçin TD yetiştirmiyor diye soranlara Beinsport ve TRT başta olmak üzere spor programları yetiştiriyor ya yetmiyor mu sanki?

    Fatih hocamızın da burada ısrar etmemesi gerekir. Tecrübeli olan, bilgi birikimi iyi birini kadrosuna mutlaka katmalıdır. Bu karar hem mevcut yardımcılarını rahatlatacaktır hemde fırsat bekleyenlerin elindeki fırsatı alacaktır.

    8– Yönetim: Burak Elmas başkan geçmişte bu takıma hizmetler etmişti. Uefa kupası kazanıldığında yönetimdeydi ve hem hocayla hem takımla çok iyi iletişim kuruyordu. Tabi şimdi başkan olunca eleştiriler nedeniyle Fatih hocayla sağlıklı bir iletişim kuramıyor. Hocayla yakınlaşsa Fatih Terim yönetiyor, uzaklaşsa Fatih Terim’i istemiyor, yanına gitse elini cebine koysa ayıp baban yaşında adamın yanında elini cebine sokmuşsun, ellerini salıverse Fatih hocanın karşısında esas duruşta… Tıpkı en sonunda eşeği sırtlarına alıp çarşıya giren Nasrettin Hoca ve oğlunun misali.. Burak Elmas başkan Faruk Süren ve Alp Yalman gibi iki efsane ve tecrübeli başkanla çalışıyor bu sorunu mutlaka halletmesi gerekiyor. Faruk Süren döneminde nasıl kendisi yönetimle hocanın ve takımın arasında köprü olduysa, iletişimi sağladıysa yine aynı görevi yapacak birini bulmalıdır. Ama bu Guardilo’nun yardımcısına teklif yaptık gibi olmamalıdır. Diyelim Fatih hoca istifa etti veya ettirildi. Ne olacak? 3-5 maç sonra yine aynı sorunlar olacak. Tıpkı Ali Koç’ta olduğu gibi hoca aramaktan başka iş yapmanıza vakit kalmayacaktır. Kayın babanızda olan efsane başkan Faruk Süren gibi çık ve de ki! “Biz Fatih hocamızla sadece bizi şampiyon yapsın diye anlaşmadık küme düşsek beraberiz” de Bak o zaman UEFA kupası nasıl geliyor! Veya Uefa kupasını kazanmış hocayla yollarımızı karşılıklı anlaşarak ayırdık” deyip Lucescu gibi birini bulup Süper Kupayı kazandıracak bir hocayı getirdik” diyebilmelisiniz. Bu ikisinin ortası olmaz. Her gün 3-4 yönetici hocayı istemiyor. Başkanın bilgisi dahilinde yardımcı hocayla görüştük, yönetimde konuşulan konuları her gazeteci biliyorsa kusura bakma ama başkan bu şekilde başarıda gelmez projede yapılmaz.! Ne olur kararsız olma ve kalma sayın başkan!

    Sevgiler

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.