enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Biraz Benden Biraz Bizden

Uzun süredir yazı yazmıyordum. Daha doğrusu buralarda yazmıyordum. Linkedin gibi mecralarda bir şeyler karalama fırsatımız oldu. Aslında biraz daha burada yazmak benim için daha doyurucu ama nasip diyelim.

Biraz Benden Biraz Bizden
29 Ağustos 2026 10:37
A+
A-

Yaklaşık iki yıldır güzel memleketime tatil başlıklı gidemedim. Defalarca gitmek nasip oldu ama hep iki üç günlük koşuşturmalar, yapılması gereken evlatlık vazifeleri. Ayrıca Allah zeval vermesin devletimize karşı görevlerimiz nedeniyle kısa gidiş gelişler oldu.

22 Ağustos 2025 tarihinde nezle bile olmayan babamızın ani Rahmet-i Rahmana yürümesi bizleri derinden etkiledi. Elbette babasını kaybeden her evlat gibi.
Kastamonu gidince kavuşulan bir yer, eli öpülünce, çınarın gölgesinde huzura erilen yer halinden gitsek de kavuşamadığımız, bulsak da sarılamadığımız bir yere döndü. Belki abartıyorsun diyeceksiniz ama artık gidiş yolu daha uzun geliyor. Bunca yaşıma rağmen bir şey öğrendim.

-Hiçbir erkek evlat babasını kaybedecek kadar büyümüyormuş…


Basit bir grip öksürük gibi bile bir hastalığı yokken, birkaç saat öncesi adetimiz üzere cumalaşıp birbirimize dua ettiğimiz kadim Cuma görüşmemizden sonra aniden gelen “Köy karışmış abi köyü ara” peşine “Oğlum baban gitti. Çabuk yetiş” Telefonları sonrası alel acele köye canhıraş gitmemizin etkisini halen unutmadık. Sonra ki her gidiş resmi işlemler, annenin İstanbul’da sıkıntısı ve işleri için kısa gidiş gelişler şeklinde oldu. Olmak zorunda kaldı. İşyeri değişikliği nedeniyle iki yıldır senelik iznimiz de yok.
En son 22 Ağustos’ta yine gittik. Babanın Kuranını okutup mezarını yaptık. Eş dost sağ olsun saydı davete icabet etti. Hatta bir misafirimizin yanında icabet eden Boşnak asıllı İstanbul ikametli bir misafirimiz katılıma olan hayranlığını birkaç kez tekrar etti. Buranın insanı mevlitlere katılıyor İstanbul’da olsa otuz kişi anca gelir dedi.  Cidden insanımız bu tip hususlarda halen hassas çok şükür. Malum Sevinç paylaştıkça çoğalırken, hüzün paylaştıkça azalıyor. İnşallah yöremiz bu özelliğini bari kaybetmez.
Taşköprü’de çok kısada olsa misafirlerimizi ağırladık. Çok bir şey değişmemiş. Keşke olumlu anlamda değişse. O kadar düşündüm, kısa zamanda gördüklerimden ne yazabilirim, olumlu ne bulabilirim diye. Maalesef bulamadım.
Misafirlerimizi ağırlamak için yine Şafak pideyi tercih ettik, misafirlerimizde orta-üstü memnun kaldılar. Bazı eleştirilerim olacak ama yukarıda ki satırların altına yakışmaz diye daha sonraki yazılara saklıyorum.
Allah nasip ederse, önümüzdeki senenin yazında 2-3 ay Taşköprü’de kalmayı planlıyoruz. Daha bir sene var gaza gelme demeyin. Nasipse dedik ya!  Eğer olursa Taşköprü’de daha fazla zaman geçirip haksızlık mı ediyorum detaylı bakacağım.
Mehmet Aydın beyin kapısından kimseyi almadığı, benle yaşıt kazılar yapılan, neredeyse hiçbir başarılı tanıtımı olmayan Pompeipolis’in kapısına dayanıp bende bakacağım burada ne oluyor diyeceğim.

Eğer varsa belediye kültür işlerine gidip bu memleketin kültürü nedir, neler yapılıyor burada bende öğrenmek istiyorum diyeceğim.
Benim en çok dikkatimi çeken hususlardan biri de şu ki, birbirine tutkun sosyal yapıdaki yöre insanlarının ortak özelliklerinden biri de folklorlerine olan sadakatleri. Bizim bu alanda çok eksiğimiz olduğunu düşünüyorum.
Bazen de korkuyorum. Kastamonu revaçta olup tanıtıldıkça, popüler kültür hepten bizi özümüzden uzaklaştırıp, yozlaştırır mı diye? Bakın Uzungöl’den gelen görüntülere. Her şey metalaşmaya başlayınca doğa da gidiyor, o misafirperverlikte, o güzel kültürde. İnşallah olmaz.
Sarımsak bir gün bize küserse, inşallah küsmez elbette ama küserse Taşköprü için çok zorlu bir süreç başlar. Böyle bir durum için dahi fikirler geliştirilmeli sanki.
Başka bir yazıda buluşmak üzere.

 

Saygılarımla…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.