enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
17,9671
EURO
18,5882
ALTIN
1.035,15
BIST
2.861,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu
Parçalı Bulutlu
29°C
Kastamonu
29°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
30°C
Cumartesi Az Bulutlu
30°C
Pazar Az Bulutlu
28°C
Pazartesi Az Bulutlu
28°C

    Tekne Orucu Nedir Nasıl Tutulur ve Siz Hiç Tekne Orucu Tuttunuz mu? (İkizlerin Gözyaşı)

    Çocuklarımızı erken yaşlarda oruca alıştırmamız gerekiyor. Bu nedenle Anadolu insanının güzel icatları vardır. Çocuklara alışmaları için yarım gün oruç tuttururlar. Öğleye veya ikindiye kadar oruç tutturup akşama kadar tekrar tutturulur… Veya Gece çocuğu meşgul edip gündüz uyutarak oruç tutturmalar gibi. Dolayısıyla oruç ibadetini çocukların ve ailemizin gündemine sokmamız gerekiyor.

    Tekne Orucu Nedir Nasıl Tutulur ve Siz Hiç Tekne Orucu Tuttunuz mu? (İkizlerin Gözyaşı)
    12 Nisan 2022 09:51
    A+
    A-

    Eskiden Ramazan-ı şerif ayı geldiğinde hatta gelmeden önce hazırlıklar başlar şehirler ve köyler şenlenirdi. Akşam iftar sofraları, sonrasında teravih telaşı, sonrasında ise sahur ile bir akşam tamamlanırdı. Ramazan ayında sofralara bakıldığında çok yemek yeniyormuş gibi gözükür ancak o sofraların sebebi tamamen gelecek olan misafir şerefine hürmeten hazırlanırdı.

    İMAM KEŞİĞİ NE DEMEKTİR? SİZ HİÇ İMAM KEŞİĞİ GÜTTÜNÜZ MÜ?

    Merkezi köye uzak olan mahallelere ramazan ayı gelmeden imam telaşı gelirdi. Çünkü teravih kıldırmak için hoca gerekiyordu. Tabi birde hızlı olanından…

    Araştırmalar neticesinde emekli olmuş veya okulu yeni bitirmiş bir isim bulunurdu. 30 gün boyunca misafir edilen imam efendi köyde bulunan köylüler tarafından sırayla misafir edilirdi. Biraz kalabalık köy ise imam sırası yani keşiği çabuk biterdi

    İşte bu imam misafir etmeye “İmam keşiği” denirdi. İmam keşiği kimde yani sıra kimde babından konuşulurdu.


    TEKNE ORUCU NEDİR ve NASIL TUTULUR?

    Tekne orucu; Küçük yaştaki çocuklarımızın daha küçük yaştayken oruca alıştırılabilmesi için eskiden dedelerimizin, ecdadımızın ortaya koymuş olduğu bir usuldür. Aslında dinimizde bir karşılığı veya mecburiyeti yoktur. Henüz daha yaşı küçük olan ve tam gün orucu kaldıramayacak olan çocukların oruca alışması ve onu sevmesi için yapılan bir uygulamadır. Bütün gün oruç tutmaya dayanamayacak çocukların oruçları bir şey yemek içmek istediği zaman tekne dolap gibi bir yere saklanır, yemeğini yiyen suyunu içen çocuk buradan orucunu geri alır ve oruç tutmaya devam ederdi. Akşam iftar vaktinde ise ailecek oruçlarını açarlardı…

    Tekne orucu tutan çocuklar iftara yakın veya iftarda tuttukları oruçları satarlardı aslında bağışlarlardı. Bu davranışların dinimizde yeri olmasa da çocukları oruca özendirmek ve sevdirmek için geleneksel olarak yapılan gayretlerdir.

    Günlerin uzun olması durumunda çocuklar sahura kalkar. Zaten bir evde küçük çocuk varsa ve ramazan ayındaysanız o çocuk ne yapıp edip sahura kalkmak ister. Bu konuda hem meraklıdır hem de çok isteklidir. Sahura kalkan Çocuklarınıza kıyamadığımızdan dolayı öğleye kadar tutturup öğlen ezanı ile orucunu açtırıp akşama kadar tekrar tutturmaya tekne orucu denir. Tabi 17 saat oruç tuttuğumuz yaz aylarında çocukların alışması için bu yöntem çok doğrudur. Çünkü yaz ayı diye oruç tutturmasak ve alıştırmasak 7 yaşındaki bir çocuk neredeyse 8-10 sene oruç tutturmamış olacağız. Çünkü ramazan ayı her aya 3 defa denk gelmektedir.

    İKİZ ÇOCUKLARIMIN TEKNE ORUCU VE AKAN GÖZYAŞLARI

    İkiz kızlarımın oruç zamanı da 6-7 yaş dönemi Eylül ve Ağustos aylarına denk gelmişti. İlk yıllar Okula gittiklerinden hafta sonu tekne orucu da olsa tutmaya veya tutturmaya çalışırdık.

    Çünkü her çocuk gibi sahura ve iftara çok meraklılardı. Akşam yatarken mutlaka bizi sahura kaldırın diye emir verirlerdi.  Günlerin uzun olmasından dolayı gece sahur saat 03:00 gibi kalkardık. Çocuklara da ancak öğleye kadar tutmalarını tembihlerdik. Bizim ikiz kızlar sahura kalkar yarı yer yarı yemezler ve yatarlardı. Öğle ezanına 10-15 dakika kala tıpkı iftar saati gibi da hazırlık yaparlar ikisi sofralarını kurar ezan saatini beklerlerdi. Ezanın okunmasıyla yemeğe başlarlar ve iştahlıca da yerlerdi. Çocukların bu hassasiyetlerini, saflıklarını ve samimiyetlerini geriden seyretmesi biz anne babalara çok farklı duygular yaşatıyordu.

    Bizim sahurlar çok kısa sürerdi, gerçi hala öyledir. Gece az yemek daha rahat oruç tutmaya vesile oluyor. Özellikle yazın bir dilim kavun veya karpuz veya da bir şeftali bir kaç bardak su yetiyordu.

    Bir yaz gecesi sahura geç kaldık. 5 dakika ya var ya yok. Hanımla kalktık. Zaten hanım yaz kış sadece bir bardak suyla oruç tutar. Suyumuzu içelim bir lokmada bir şey yiyebileyim diye bu dar vakitte çocuklarla uğraşmayım zaten geç kalmışız diye düşünüp hemen mutfağa koştum.

    O kısa sürede bir bardak su ve bir lokma ne varsa yemeye başladım. Gözüm saatte kulağım ezan sesindeydi. O anda bir gürültü koptu..

    Bizim ikizler sese uyanıp mutfağa gelip başladılar ağlamaya, hem de ne ağlama ama…

    Bir yandan boğazlarına bir şeyler sıkıştırmaya çalışırken bir yandan da bizi niye kaldırmadın diye ikisi de kora halinde serzenişte bulunuyorlardı. O gözlerinden akan oluk oluk gözyaşları yiyeceklerine karışmaya başlamıştı. O anda ezanda başladı. Çocuklar hem yemeye hem fırça atmaya hem de ağlamaya devam ediyorlardı hem de koro halinde.

    Bir yandan ezan sesi bir yandan çocukların fırçası ve ağlayarak akan gözyaşları… Sadece seyrediyordum, çünkü donup kalmıştım.

    İnanın tıpkı annesi ve babasını kaybetmiş bir çocuğun ağlaması gibi… Gerçi tüm çocuklar çok samimi ve çok içten ağlarlar bizim ikiz kızlarda işte öyle ağlıyorlardı.

    O an elimde kamera olsa ve o anı kaydedebilseydim herhalde rahatlıkla izlenme rekorları kırardı. Çocukların bu samimi ve içten ağlamaları beni derin düşüncelere sevk etti.

    Kendi kendime dedim ki!

    Biz bu çocuklara günler uzun oruç tutamazlar diye acıyıp merhamet göstermeye çalışıyoruz. Peki bizi ve bu çocukları yaratan yüce Allah anne baba kadar düşünemiyor mu veya acımıyor mu? Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünen ve yaratan rabbimiz sanki bizim kadar merhametli değil miydi ki Haşa!

    Elbette yaratan her şeyi en iyisini bilirdi. Onun için bir daha bu çocuklara acıyıp sahura kaldırmamazlık yapmayacağıma kendi kendime söz verdim.

    Bir makineyi veya herhangi bir aleti yapan mı daha iyi bilir ve anlar yoksa onun kullananlar mı? Elbette yapan, imal eden daha iyi anlar. Çocukları da Allah yarattığına göre onları daha iyi anlayan ve bilende O’dur değil mi? Peki yaratan çocuklarınıza şu yaşa kadar oruç tutturmayın diye emretmiş mi? Hayır!

    Bizler küçük yaşta diye, okulu var ve sınavı var diye çocuklara oruç tutturmuyoruz. 15-16 yaşına kadar oruç nedir bilmeyen, tekne orucu dahi tutmayan çocuk bu yaştan sonra ise istesen de tutturamıyorsun. Çünkü ağaç yaşken eğilir. Çocuklarda yaşken eğilsinler ve oruca erkenden yani “TEKNE ORUCU” ile başlasınlar. Yaş kış, soğuk sıcak demeyelim çünkü onların ustası onları çok daha iyi tanıyor.

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.