Milli Görüş’ün Sessiz Sancaktarı Hasan Kaymak Hakk’a Kavuştu: Bir Ömür Davaya, Hizmete ve Vefaya Adandı
Milli Görüş hareketinin yarım asrı aşan emektar isimlerinden, şehit babası, yazar ve dava adamı Hasan Kaymak, 86 yaşında Hakk’ın rahmetine kavuştu. Erbakan Hoca’nın izinden hiç ayrılmayan Kaymak, hayatı boyunca Milli Gazete, TV5 ve Milli Görüş teşkilatlarına verdiği destekle hafızalarda silinmeyecek bir iz bıraktı.

Milli Görüş hareketinin önemli isimlerinden, şehit babası Hasan Kaymak 86 yaşında hayatını kaybetti. Hasan Kaymak amcanın dava dolu hayatı, Milli Görüşe olan bağlılığı ve geride bıraktığı vefa mirası.
Bir Plaketten Çok Daha Fazlası: Hasan Kaymak’ın Ardından
Bugün yalnızca bir büyüğümüzü değil, bir dönemin yaşayan hafızasını, bir dava adamını, bir gönül insanını uğurladık.
Hasan Kaymak amcamız, 85-86 yıllık ömrünü inandığı değerlere adamış, ömrünün son nefesine kadar Milli Görüş çizgisinden ayrılmamış örnek şahsiyetlerden biriydi. Şehit babasıydı, yazardı, şairdi, teşkilatçıydı; ama bunların ötesinde o, vefanın, sadakatin ve samimiyetin adeta yaşayan karşılığıydı.
Cenaze namazında tabutunun başında dua ederken içimden yalnızca şu cümle geçti:
“Hasan amca… Ben geldim.”
Aslında aylar önce gelecektim.
Bir buçuk ay kadar önce telefonda konuşmuştuk. Her zamanki gibi hâlimizi hatırımızı sormuş, tüm arkadaşlara selam göndermiş ve;
“Seni mutlaka bekliyorum.”
demişti.
Gitmeyi defalarca planladım.
Yoğunluk, yorgunluk, hayatın koşuşturması derken erteledim.
Hatta bir hafta kadar önce yine aklıma gelmişti.
“Hasan amcaya gitmem gerekiyor.”
Ama gidemedim.
Bugün ise onu ziyaret edebildiğim tek yer, tabutunun başı oldu.
Bu, insanın içinde kolay kolay dinmeyen bir sızı bırakıyor.

54 Yıllık Dava Yolculuğu Hiç Yarım Kalmadı
Daha önce birlikte sık sık ziyaret ettiğimiz Milli Gazete yazarı Adnan Öksüz ağabeyin de köşesinde ifade ettiği gibi Hasan Kaymak’ın hayatındaki en büyük kırılma noktası, 1970 yılında merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın İstanbul Tepebaşı’nda yaptığı konuşmayı dinlemesi oldu.
O konuşmanın ardından hayatı tamamen değişti.
Adeta 180 derece dönüş yaptı ve o günden sonra tam 54 yıl boyunca Milli Görüş davasından bir gün bile uzaklaşmadı.
1940 yılında Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Canova (Cencin) Köyü’nde dünyaya gelen Hasan Kaymak, 1953 yılında İstanbul’a geldi.
1966 yılından itibaren Güngören’i sadece yaşadığı mahalle değil, hizmet ettiği bir dava merkezi haline getirdi.
Henüz genç yaşlarda Haznedar Kamyon ve Kamyonetçiler Derneği’ni kurarak başkanlığını yaptı.
Daha sonra Millî Türk Talebe Birliği Güngören Şubesi ile Akıncılar Derneği Güngören Teşkilatı’nın kuruluşunda yer aldı.
1991 yılında Güngören Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptı.
2014 yılında Güngören Sivaslılar Derneği’ni kurdu.
Sivas Zara Canova Köyü Kalkındırma Derneği Başkanlığı yaptı.
On yıl boyunca köy ağalığını üstlendi.
Tasavvuf yolunda İhramcızade İsmail Efendi’nin talebesi oldu ve bu manevi çizgisini hayatı boyunca muhafaza etti.

Milli Gazete Plaketi Onun İçin Bir Hatıra Değil, Ahiret Vesikasıydı
Yıllarca Milli Gazete olarak, Adnan Öksüz ağabeyimizle, Mustafa Kurdaş ağabeyimizle ve dava arkadaşlarımızla birlikte Türkiye’nin dört bir yanındaki emektar Milli Görüş büyüklerini ziyaret ettik.
Hasan Kaymak amcamız da bu ziyaretlerin en özel duraklarından biriydi.
Halil İbrahim Çamlıdere’den Feyzullah Gümüştekin’e…
Bahattin Koçak’tan Mehmet Filiz’e…
Osman Akgün’den Baha Kalay’a, Avni Demirci’den Recap Bayrak’a Mürsel Başer’den, Halil Çalış’a, Mehmet Gündüz’e daha nice dava büyüklerine kadar, yıllarını bu harekete adamış isimlere Milli Gazete’nin vefa plaketi takdim ederdik.

Fakat Hasan Kaymak amcanın o plaketi aldığı andaki mutluluğunu tarif etmek gerçekten mümkün değildi.
Bugün çocuklarımıza en son model telefonu alsak belki o kadar sevinmezler.
Hasan amca ise küçük bir Milli Gazete plaketini alırken gözlerinin içi gülerdi.
Çünkü onun için mesele plaket değildi.
O, hep aynı cümleyi söylerdi:
“Bu benim ahirette şahidim olacak.”
Bağış yaptığında mutlaka bir belge isterdi.
“Bir hatıra getiriverin.”
derdi.
Biz de her ziyaretimizde mutlaka Milli Gazete adına küçük bir hatıra götürürdük.
O da büyük bir heyecanla kabul ederdi.

TV5’i, Milli Gazete’yi ve Davasını Son Nefesine Kadar Sahiplendi
Hasan Kaymak yalnızca teşkilatlarda görev alan biri değildi.
O, davasını günlük hayatının merkezine yerleştirmişti.
Sık sık telefon açardı.
“Ertuğrul müdürüm, gel.”
“TV5’e bağış yapacağım.”
“Milli Gazete’ye destek vereceğim.”
derdi.
Her konuşmasında aynı heyecan vardı.
Yaşı ilerlemişti ama heyecanı hiç yaşlanmamıştı.
Bizi evine davet ettiğinde ise adeta bir devlet büyüğünü ağırlayacakmış gibi hazırlanırdı.
Takım elbisesini giyerdi.
Kravatını takardı.
Her zaman temiz, düzenli ve zarifti.
Nezaketiyle gönüllerde yer etmişti.
Sohbet eder, dualar eder, Erbakan Hocamızı anlatırdı.
Milli Gazete’den ayrıldıktan sonra bile gönül bağımız hiç kopmadı.
Telefonları, selamları ve duaları hiç eksik olmadı.

Şehit Babasıydı, Kalemiyle de Hizmet Etti
Hasan Kaymak’ın hayatındaki en büyük imtihanlardan biri ise 1986 yılında yaşandı.
Adıyaman Gerger’de vatani görevini yapan oğlu Mustafa Kaymak şehit oldu.
Bir evlat acısını yüreğine gömdü.
Ama davasından yine vazgeçmedi.
On çocuk babasıydı.
Şiir yazdı.
“Gönülden Damlalar” isimli eserini yayımladı.
Ardından “Cihat” isimli kitabını kaleme aldı.
Yazdıklarını sadece raflarda dursun diye değil, insanlara ulaşsın diye dağıttı.
Okunsun istedi.
Anlaşılsın istedi.
Tebliğ etmeyi kendisine ömür boyu görev bildi.

Bugün Cami Avlusunda Bir Ömrün Şahitliği Yapıldı
Cenazede önemli bir ayrıntı dikkat çekiyordu.
Hasan Kaymak amcayı yalnız biz sevmemişiz.
Güngören’in tamamı onu seviyormuş.
Mahallesi oradaydı.
Komşuları oradaydı.
Hemşehrileri oradaydı.
Güngören Kaymakamı hrmşehrimiz Ayhan Terzi de cenazedeydi.
Güngören Belediye Başkanı Bünyamin Topçu da oradaydı.
Güven Mahallesi Muhtarı hemşehrimiz Ahmet Özsoy da oradaydı.
Emniyet mensupları da hazır bulundu.
Çünkü Hasan Kaymak aynı zamanda bir şehit babasıydı.
Camide hoca efendi cemaatten helallik istediğinde yükselen o güçlü ses ise aslında onun nasıl bir ömür yaşadığını anlatmaya yetiyordu.
“Helal olsun…”
Ve ardından gelen…
“Şahidiz…”
Caminin avlusunu dolduran o gür ses, belki de Hasan Kaymak’ın hayatına verilen en anlamlı cevaptı.
Orada bir kez daha gördüm ki Hasan amca yalnızca bir teşkilat mensubu değildi.
O, mahallesinin de gönlünü kazanmış gerçek bir gönül insanıydı.

Eyüp El Ensari Ruhunu Taşıyan Bir Dava Adamı
Bugün Hasan Kaymak’ı düşündüğümde aklıma gelen ilk isimlerden biri Eyüp El Ensari Hazretleri oluyor.
Çünkü o da son nefesine kadar cihat etmeyi bırakamayan insanlardandı.
Yaşı ilerledikçe geri çekilmedi.
Daha çok yazdı.
Daha çok anlattı.
Daha çok bağış yaptı.
Daha çok dua etti.
Daha çok insan yetiştirmeye çalıştı.
Belki makam sahibi olmadı.
Belki manşetlerde çok yer almadı.
Ama arkasında dua eden, hayırla yâd eden yüzlerce insan bıraktı.
Bugün böyle dava büyüklerinin kıymetini bir kez daha anlamamız gerekiyor.
Çünkü onlar yalnızca bir dönemin siyasetçileri değildi.
Onlar inançlarını ömürlerinin son anına kadar omuzlarında taşıyan gerçek sancaktarlardı.
Allah Hasan Kaymak amcamıza rahmet eylesin.
Mekânını cennet eylesin.
Çok sevdiği Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamıza komşu eylesin.
Geride bıraktığı dava şuuru, samimiyeti, tevazusu ve vefası ise gelecek nesillere örnek olmaya devam etsin.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Âmin.
Selam ve dua ile…
Ertuğrul Köse

