enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,4191
EURO
17,8508
ALTIN
973,15
BIST
3.281,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu
Açık
21°C
Kastamonu
21°C
Açık
Pazar Açık
26°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Salı Hafif Yağmurlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
25°C

    Eskiden Köylünün Bile Tarım Politikası Vardı (Gaz Lambasıyla Köy Sohbetleri)

    Eskiden Köylünün Bile Tarım Politikası Vardı (Gaz Lambasıyla Köy Sohbetleri)
    13 Aralık 2021 10:00
    A+
    A-

    Çocukluğumuz köylerde geçti. 1980 yılında 7 yaşından itibaren elektiriği, suyu olmayan köyde yetiştik. Çelik çomak, 5 taş, saklambaç, körebe, birdir bir, futbol oynamak en güzel oyunlarımızdı. Radyodan çovuk tiyatrosu, Ocak başı, türküler geçidi ve maç dinlemek sosyal aktivitelerimizdi…

    Neyse konumuz bu değil.. Elektrik yok gaz lambası var. Her aya her güne özel bir çalışma sistemi var. Ot yolma, patates gumpiri dikme, kazma ve sökme, arpa, buğday, fiğ, yulaf, güz kuymak, ekin yıkamak, değirmene gitmek, tebecük yapmak, bostan bozmak, pancar kazmak ve nakliye zamanı gibi say say bitmez yani…

    Koyun ve büyükbaş hayvan otlatmak, tavuklara veya ibilere bakmak ise adeta bankamatik gibiydi 7/24 saat göreve hazır olmak gerekirdi.

    Hayvanın yapısına göre Fiğ yulaf, arpa, ot ve kepek hiç eksik olmazdı. Çocukluğumuzda kepeği hayvanlara yedirirdi büyüklerimiz şimdi biz kepek ekmeği arıyoruz ne hikmetse..

    Her akşam köylüler keşikle bir evde gaz lambasının ışığı altında toplanır. Ajans saati ise iradiyeden ajanslar dinlenir ve koyu sohbete başlanırdı.

    Ekilen ekinlerin kaç hak geldiği, kaç samanlık saman dolduğu, arpanın verimsiz olduğu, buğdayın bereketli olduğu, sulandığı için gumpirinin yarma gibi olduğu, otun çok olduğu, değirmende simit yapıldığı, unun 1 numara olduğu konuşulur hep karşılıklı müzakerelerde bulunulurdu.

    Tabi ardındanda gelecek yılın planları önce aile içinde konuşulur ve daha sonra kamuoyuna açıklanırdı. Eylül Ekim ayında Kasım çiftinden bahsedilir ve hangi tarlaların ferk edileceği, hangi tarlaların pulluk atılacağının hesabı yapılırdı. Koyun olan fiyi çok ekerdi çünkü koyun fiy samanı yerdi. Öküz, at, tavuk ve bazen ineğe samanın üstüne arpa çok verilirdi.

    Ve o yıl ekilen, biçilen hasat edilen ürünlerin analizi yapılırdı. Arpa bu yıl az oldu, öbür sene şu fiyin ağızına arpa dikelim fiyin yerinde arpa verimli olur. Un az çıktı şo tarlayada buğday ekelim. Gumpiri yarma gibiydi kuyu boş kaldı şo su yatağınada gumpiri dikelim. Fiy iyiydi ama kuzular büyüyor yetmez biraz daha fazla ekelim. Şu yolun üstünde mercimek iyi olur oraya bir hak mercimek dikelim. Şu tarlayı her sene ektik bu yıl gır (yani ekmeyelim) bırakalım. Öteki köyden mıhtar bir buğday çeşidi getürüp ekmiş emme çok 1’e 5 verdi diyo bizde ekelim, Düve de buzalar arpa fazla olsun. Otu kıyalım buzağılar rahat yesin.

    Tabi daha bizim köyde olmayıpta aşağı köylerde dikilen çükündür yani şeker pancarının kazımı, sökümü, yaprağının yolunması derken gelecek yılın FİZİLİBİTESİ Eylül ve Ekim aylarında mutlaka yapılırdı.

    Ha bu arada geceler uzadıkça yatsulukta yenir ve sohbet 12’lere kadar devam ederdi.

    Her köylü damdaki hayvanın yapısına ve durumuna ve evdeki ailenin çokluğuna göre bulunduğu yılı değerlendirir kafasına raporunu yazar ve Kasım ayından itibaren gelecek yılın planlamasını devreye sokardı. Ne eksik kaldıysa onu tamamlar, ne fazla verdiyse onu biraz daha eksik planlardı. Diyelim ki arpa eksik buğday fazlaysa buğday eksik ekilir arpa bir tarlaya daha dikilirdi. Buğday Kasım ayında ekilir martta falan erkenden bittiğinde içine koyun salınırdı…

    Gumpiri yani patates ve soğan sadece ev halkı için dikilirdi. İstanbul’da bulunan aile efradına duruma göre bir kalbur veya bir çuval patates gönderilirdi. Her köylü kendine yetecek kadar patatesini diker söküm zamanında tarlaya bir caba yakar pişirip ikramda ederdi.

    Kısaca okuma yazma bilmeyen büyüklerimiz bile geçmişi değerlendirip fizilibitesini yapıp gelecek yılında planlamasını yapardı. Haa sebgen iner, gırağu yakar, domuz gelir bunlarda planın içindeydi bir şekilde…

    Şimdi ben bunları niye anlattım..

    Ülkemizi 20 yıldır tek başına bir hükümet yönetiyor. Eğitimi, adaleti bir tarafa bırakalım. Ya TARIM’da dahi hiç bir planlama, fizikibilite yok. Tarım’da dahi dememim sebebi okuma yazma bilmeyen köylüler dahi bir plan yaparken TARIM BAKANLIĞIMIZ neden bir plan yapmaz veya yapamaz ki? Şimdi diyeceksiniz ki nerden biliyorsun yapmadığını veya yapamadığını?

    20 yılın en az 10-12 yılında PATATES- SOĞAN- DOMATES-
    sıkıntısı ve yetersizliği yaşadık ta ondan biliyorum. Tarım Bakanlığımız; Patates ve soğan için Ekim ve Kasım ayında oturup bir değerlendirme yapsa ve durumuna baksa, az mı çok mu? Yeterli mi yetersiz mi diye bir değerlendirme yapsa tıpkı o köylülerimiz gibi durumuna göre planlama yapsa en fazla 6 ay patates ve soğan sıkıntısı yaşardık. Ancak biz 15 yıldır patates ve soğan kıtlığı yaşıyoruz.

    Şuan Aralık ayındayız. Bakın görün Allah nasip eder yaşarsak bir yıl sonra bu yıl ki sorunları, patates ve soğanın yetersizliğini yine konuşup yine tartışacağız. Sanki görseniz patates ve soğanı ekmemizi dış güçler veya stokçular engelliyor.

    Şimdi Ayçiçek yağı ve şeker hatta bir çok gıda ürününde sıkıntılar baş göstermeye başladı. İlk kez marketlerde raflar boş kalmaya başladı.

    Neden?

    Çünkü Tarım Politikamız Yok maalesef.! “Saldım Çayıra Mevlam Kayıra”

    Ya Allah aşkına Tarımda kendi kendine yetebilen bir ülkeyi bu duruma nasıl getirdik böyle!?
    ŞARTOSUN.!!!!

    TARIM BAKANLIĞINI KÖYLÜLER YÖNETSİN

    20 yıldır Tarım bakanlığını köylülerimiz yönetse şimdi Avrupa ve Dünya ülkelerine Patates, Soğan, Ayçiçek, Şeker, Nohut, Arpa, Buğday, Pirinç, Bulgur, Fasulye ve hatta SAMAN BİLE SATAR ve İHRACAT PATLAMASI BİLE YAPARDIK

    Geçen yıl büyük yangınlar çıktı. Bir çok ayçiçek tarlası zarar gördü. İnşallah bir daha böyle felaketler olmaz.

    Peki bu yıl Tarım Bakanlığımız oturup “Bu yıl şu kadar ayçiçek ekilmişti, şu kadarı yandı, şu kadar verim oldu, şu kadar ihracat yaptık, şu kadarı iç piyasaya verildi diye bir değerlendir me yapıp; 2022 yılında ayçiçek ekimini artırmalıyız, şu şu yerlerde planlama yapmalıyız, Trakya yetmeyecek gibi Balıkesir, Manisa, Bursa, Konya, Urfa, Diyarbakır vb. illerimize ayçiçeğin ekimi için teşvik etmeliyiz diye bir fizibilite yapar mı? Geriye dönüp baktığımda bence yapmaz! Bir yıl sonra aynı sorunları tekrar tekrar yaşarız patates ve soğanda olduğu gibi…

    Hem Tarım Bakanlığı neden planlama ve değerlendirme yapsın ki?

    Nasıl olsa elinde DIŞ GÜÇLER ve STOKÇULAR kozu var.!!!!

    Vesselam

    Yorumlar
    1. Yılmaz Kaptan dedi ki:

      Planlama yapmaksızın yapılan hiç bir iş uzun süreli ve verimli olmaz.Ne yazık ki ülkemiz de planlamanın yerini hamaset aldı.😔😪