Mecliste Gündem Kastamonu: 80 Bin Futbol Sahası Büyüklüğünde Alan Maden İhalesinde!
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, TBMM’de Kastamonu’nun üçte birinin maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını ve 57.329 hektarlık alanın ihaleye açıldığını açıkladı. Taşköprü sarımsağı, Tosya pirinci ve su kaynakları risk altında mı? İşte detaylar…

TBMM’de Kastamonu alarmı! CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, Kastamonu’nun üçte birinin maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını ve yaklaşık 80 bin futbol sahası büyüklüğünde alanın ihaleye açıldığını açıkladı. Tarım alanları, köyler ve su kaynakları mega maden tehdidi altında mı?
MECLİS’TE GÜNDEM KASTAMONU: 80 BİN FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE ALAN MADEN İHALESİNDE! “ÜÇTE BİRİ RUHSATLA KUŞATILDI” İDDİASI YANKI UYANDIRDI
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi, CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, Meclis kürsüsünden yaptığı açıklamayla Kastamonu’yu Türkiye gündemine taşıdı. Akay, komşu il Kastamonu’nun yaklaşık üçte birinin maden ruhsatlarıyla çevrelendiğini belirterek, “57.329 hektar alan, yani yaklaşık 80 bin futbol sahası büyüklüğündeki bir coğrafya satılığa çıkarıldı” ifadelerini kullandı.
Açıklamalar kısa sürede hem siyasi çevrelerde hem de Kastamonu kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

57 BİN HEKTARLIK DEV ALAN İHALEDE
Akay’ın verdiği bilgilere göre Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) eliyle açılan ihaleler kapsamında 57.329 hektarlık alan ruhsatlandırma sürecine girdi. Bu rakam, yaklaşık 80 bin futbol sahasına denk geliyor.
Daha çarpıcı olan ise söz konusu sahaların önemli bölümünün “mega maden” niteliğinde projeleri kapsaması.
İddialara göre ruhsat sahalarının bir kısmı;
Tarım üretim alanlarının,
Köy yerleşimlerinin,
Orman varlıklarının
Ve kritik su kaynaklarının bulunduğu bölgeleri içeriyor.
Bu durum, sadece ekonomik değil, ekolojik ve sosyal boyutuyla da ciddi bir tartışma başlatmış durumda.

TAŞKÖPRÜ SARIMSAĞI VE TOSYA PİRİNCİ RİSK ALTINDA MI?
Kastamonu’nun tarımsal kimliği Türkiye genelinde biliniyor. Coğrafi işaretli ürünleriyle öne çıkan Taşköprü sarımsağı ve Tosya pirinci gibi stratejik ürünlerin üretim sahalarının da ruhsat alanları içinde kaldığı öne sürülüyor.
SİEZ buğdayı üretim alanları, kırsal yerleşimler ve hayvancılık yapılan bölgeler de söz konusu ruhsat haritaları içerisinde gösteriliyor.
Bu tablo, yalnızca bir çevre meselesi değil; aynı zamanda gıda güvenliği, kırsal kalkınma ve yerel ekonominin geleceği açısından da kritik bir başlık olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre geniş ölçekli madencilik faaliyetleri;
Yer altı ve yer üstü su kaynaklarında azalma,
Toprak verimliliğinde düşüş,
Gürültü ve toz kirliliği,
Tarım alanlarında geri dönüşü zor hasarlar
gibi sonuçlar doğurabiliyor.

BEZİRGAN BARAJI VE ILGAZ DAĞLARI’NA YAKIN PROJELER
İddiaların en dikkat çeken boyutlarından biri ise bazı ruhsat sahalarının Bezirgan Barajı’na 120 metre mesafede olması.
Ayrıca Ilgaz Dağları ve çevresindeki doğal alanlara birkaç yüz metre uzaklıktaki projeler, kamuoyunda “ekolojik risk” tartışmasını başlattı.
Ilgaz Dağları Milli Parkı ve çevresi, yalnızca turizm değil, biyolojik çeşitlilik açısından da önemli bir ekosistem barındırıyor. Orman alanlarının ve su havzalarının madencilik faaliyetlerinden etkilenmesi, uzun vadede telafisi güç sonuçlara yol açabilir.
ÇED KARARLARI TARTIŞMA YARATTI
Akay’ın açıklamasında en çarpıcı başlıklardan biri de ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) süreçleri oldu.
Verilen bilgilere göre projelerin yüzde 49,2’sine “ÇED gerekli değildir” kararı verildi. Bu oran, kamuoyunda “denetim mekanizmaları yeterince işletiliyor mu?” sorusunu gündeme getirdi.
ÇED süreci; projelerin çevreye olası etkilerini analiz eden ve gerekli önlemleri belirleyen kritik bir aşama olarak biliniyor. Bu oranın yüksekliği, sivil toplum kuruluşları ve çevre platformları tarafından da dikkatle izleniyor.

“BU YANLIŞTAN DERHÂL VAZGEÇİN”
Cevdet Akay, Meclis’te yaptığı konuşmada çağrısını net ifadelerle dile getirdi:
“Kastamonu’nun toprağını, suyunu ve yaşamını koruyun. Bu yanlıştan derhâl vazgeçin.”
Açıklama sonrası Kastamonu’da farklı kesimlerden görüşler gelmeye başladı. Kimileri madenciliğin ekonomik katkı sağlayacağını savunurken, kimileri ise geri dönüşü olmayan çevresel kayıplara dikkat çekiyor.
Kastamonu’nun kırsal nüfus yapısı, geçim kaynaklarının büyük ölçüde tarım ve ormancılığa dayanması ve doğal zenginlikleri, bu tartışmayı daha da hassas bir noktaya taşıyor.

KASTAMONU’NUN GELECEĞİ MASADA
Meclis’te başlayan bu tartışmanın önümüzdeki günlerde daha da büyümesi bekleniyor. Ruhsat haritaları, ÇED kararları ve proje detaylarının kamuoyuna daha şeffaf biçimde açıklanması talep ediliyor.
Kastamonu; yalnızca bir şehir değil, Karadeniz’in önemli su havzalarından biri, tarım üretim merkezi ve doğal miras alanı olarak stratejik bir konumda bulunuyor.
Kastamonu Haber ekibimizden Ertuğrul Köse’nin edindiği bilgilere göre, önümüzdeki süreçte konunun hem yerel hem de ulusal düzeyde daha geniş bir tartışma alanı bulması bekleniyor.
Şimdi gözler ilgili bakanlıkların ve yetkili kurumların atacağı adımlarda.
Kastamonu’nun toprağı mı kazanacak, yoksa maden ihaleleri mi?
Bu sorunun yanıtı, sadece bugünü değil, gelecek nesillerin yaşam alanlarını da doğrudan etkileyecek.