enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

“Neden Ben?” Demedi: Wimbledon Şampiyonu Arthur Ashe’nin İnsanlığa Bıraktığı Büyük Ders

Wimbledon şampiyonu Arthur Ashe’nin hastalık sürecinde verdiği “Neden ben?” cevabı, hayat, şükür, empati ve insanlık üzerine güçlü bir mesaj veriyor. İşte İlham veren hikâye…

“Neden Ben?” Demedi: Wimbledon Şampiyonu Arthur Ashe’nin İnsanlığa Bıraktığı Büyük Ders
14 Şubat 2026 18:58 | Son Güncellenme: 14 Şubat 2026 18:59
A+
A-

1983 yılında geçirdiği kalp ameliyatı sırasında aldığı enfekte kan nedeniyle AIDS’e yakalanan ve hayatını kaybeden Wimbledon efsanesi Arthur Ashe’nin sözleri, bugün hâlâ milyonlara umut ve şükür bilinci aşılıyor.

Arthur Ashe, yalnızca bir tenis şampiyonu değildi; aynı zamanda zarafetin, alçak gönüllülüğün ve insanlık onurunun sembolüydü.
1975 yılında Wimbledon’da şampiyonluk yaşayarak tarihe geçti. Aynı zamanda ABD Açık ve Avustralya Açık şampiyonluklarıyla tenis dünyasında silinmez bir iz bıraktı.

Ancak onun asıl büyüklüğü, korttaki başarısından çok, hayatın en zor sınavına verdiği cevapla ortaya çıktı.

 Bir Ameliyat, Bir Hastalık ve Büyük Bir Soru

1983 yılında geçirdiği kalp ameliyatı sırasında yapılan kan nakli sonucu HIV virüsü bulaşan Ashe, yıllar sonra AIDS nedeniyle hayatını kaybetti.

Hastalığının ilerlediği dönemde bir hayranı ona şu soruyu yöneltti:

“Tanrı neden böyle kötü bir hastalık için seni seçti?”

Bu soru, birçok insanın acı karşısında sorduğu soruydu:
“Neden ben?”

Arthur Ashe’nin cevabı ise tarihe geçti:

“50 milyon çocuk tenis oynamaya başladı,
5 milyonu tenis oynamayı öğrendi,
500 bini profesyonel oldu,
50 bini devreye girdi,
5 bini Grand Slam’e ulaştı,
50’si Wimbledon’a katıldı,
4’ü yarı finale kaldı,
2’si finale yükseldi…
Ve ben kupayı elime aldığımda Tanrı’ya hiç sormadım: ‘Neden ben?’
Şimdi acı çektiğim için bunu nasıl sorabilirim?”

Bu sözler yalnızca bir sporcuya ait değildi. Bu sözler, hayatın anlamına dair derin bir duruşun ifadesiydi.

 Hayatın Adaleti ve Şükür Bilinci

Ashe’nin cevabı aslında bir matematik hesabı değil, bir hayat muhasebesiydi.

Başarı geldiğinde “Neden ben?” diye sormayan insan, acı geldiğinde de aynı soruyu sormamalıydı ona göre.

Bugün çoğu insan sahip olduklarına değil, sahip olamadıklarına odaklanıyor. Oysa dünyanın birçok yerinde milyonlar, bizim sıradan sandığımız hayatı yaşayabilmek için dua ediyor.

Bir çiftlikte yaşayan çocuk gökyüzünü hayal ederken, uçaktaki pilot toprak kokusunu özleyebiliyor.
Hayat, çoğu zaman bulunduğumuz yerin kıymetini bilmemekle zorlaşıyor.

Kastamonu Haber ekibimiz olarak bu anlamlı hikâyeyi paylaşırken şunu hatırlatmak isteriz:
Mutluluk çoğu zaman sahip olduklarımızı fark etmekle başlar.

Zenginlik, Şöhret ve Gerçek Değer

Arthur Ashe’nin mesajı yalnızca hastalıkla ilgili değildi. Aynı zamanda modern dünyanın değer algısına da güçlü bir eleştiriydi.

Eğer zenginlik mutluluğun sırrı olsaydı, en mutlu insanlar milyarderler olurdu.
Oysa sokaklarda dans edenler genellikle çocuklardır.

Eğer güzellik ve şöhret kusursuz ilişkiler getirseydi, ünlülerin evlilikleri sarsılmaz olurdu.

Gerçek sermaye;

  • Alçak gönüllülük,

  • Sevgi,

  • Empati,

  • Sabır ve şükürdür.

 Empati: İnsan Olmanın En Yüksek Hali

Hayatta başkalarının yaşadığı acıyı bilmeden hüküm vermek kolaydır.
Ancak gerçek insanlık, yaratılan her şeye onun nazarıyla bakabilmektir.

Sevdiğiniz insanların vefasızlığına üzülmeyin;
Sevebilen bir kalbe sahip olduğunuz için şükredin.

Nankörlükle karşılaştığınızda hayıflanmayın;
İyi bir yol arkadaşı olabildiğiniz için şükredin.

Menfaat için sizi satanları değil, merhametli kalbinizi düşünün.

Çünkü hayat gerçekten de sabır ile şükür arasında bir yolculuktur.

 Son Söz: “Neden Ben?” Yerine “Şükürler Olsun”

Arthur Ashe, hastalığıyla değil, verdiği cevapla hatırlanıyor.

Hayat bize başarıyı verdiğinde sessiz kalıp, zorlukta isyan etmek adil değildir.
Belki de mesele, yaşadıklarımızı değiştirmekten çok, onlara bakış açımızı değiştirebilmektir.

Unutmayalım:
Yaşamayı içinden çıkılmaz hale getiren şey, bir gün öleceğimiz gerçeğini unutmak ve sahip olduklarımızın kıymetini bilmemektir.

Hayat;
sabır ile şükür arasında mekik dokumaktır.

Ve belki de en büyük şampiyonluk, kortta değil, kalpte kazanılandır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.