Unutulmuş Beşiklerin Hikâyesi: Höllükle Büyüyen Anadolu’nun Çocukları
Bir zamanlar Kastamonu’nun köylerinde, aynalı beşikte büyüyen çocuklar vardı. Bez yoktu, hazır mama yoktu, ama höllük vardı, sübek vardı, kuşak vardı; sevgi vardı, emek vardı…

Efendim 1979 -1991 yılları arasında yani 6-18 yaş aralığında köyde yaşadım. Aslında çokta uzun bir süre değil gibi ama herhalde çocukluğumdan olsa gerek bu dönem bende çok iz bırakan bir dönem olmuş. Müthiş anılar ve hikayeler birikmiş meğer. Tabi 1991’den sonra da dönem dönem, yaz kış köyden hiç kopmadım ve kopamadım.
Bu nedenledir ki hem geçmişi hatırlamak hem geleceğe not edebilmek için elimden geldiğince Kastamonu Haber ekibi olarak ve 37 Haber’de bir şeyler yazmaya ve anlatmaya çalışıyorum. İnşallah beğeniyorsunuzdur? Bugünde köydeki tahta beşiklerin hikayesini anlatmaya çalışacağım. Buyurun başlıyoruz…
Beşik Sallayarak Büyütülen Nesiller
Anadolu’da, özellikle Kastamonu ve ilçelerinde bir zamanlar hemen her evde tahta beşik bulunurdu. Bu beşikler yalnızca bir çocuğa değil, çoğu zaman aynı evdeki tüm kardeşlere, hatta komşu çocuklara bile ev sahipliği yapardı. “Kimler aynalı beşikte belendi?” diye sorduğunuzda, o beşikte büyüyen onlarca çocuğun ismi bir çırpıda sayılırdı. Çünkü o beşik, sadece bir eşya değil; kuşaktan kuşağa aktarılan bir gelenekti.
Çocuğu yatırıp sarmalamaya “belemek” denirdi. Bebek ağladığında “beşiği ırgalıver” diyerek sallanır, sabaha kadar uykusuz kalan anneler “bu gece beşik ırgaladım” derdi. Beşikler kullanılmadığında evin tavanına asılır, komşular arasında ödünç verilirdi. Beşik sadece uyku değil, paylaşımın da simgesiydi.

Ağaç Beşiğin İçinde Bir Teneke ve Sübek
Beşiklerin altına genellikle salça tenekesi konurdu; amacı bebeklerin idrarını biriktirmekti. Bu tenekeye, bebekle bağlantı kuran aparata “sübek” denirdi. Bugünün hijyenik bezlerinin yerini, o günlerde sübek ve höllük alırdı. Beşiğin üstüne ise ses çıkaran küçük oyuncaklar, “şıngırdaklar” asılır, bebek gözünü açar açmaz bunlarla karşılaşırdı. Ne bir ekran, ne bir oyuncak mağazası; her şey el emeğiyle yapılırdı.

Höllük Nedir, Neden Kullanılırdı?
Anadolu türkülerinde bile adı geçen höllük, aslında bebek bezi yerine kullanılan özel bir topraktı. “Eledim eledim höllük eledim” dizeleriyle hafızalara kazınan bu toprak, kil ağırlıklı ve oldukça emici özelliğe sahipti. Kastamonu’nun yüksek rakımlı köylerinde, höllük ocaklarından metrelerce derinlikten çıkarılır, güneşte kurutulur ve ihtiyaç oldukça kavrularak kullanılırdı.
Hazır bezin olmadığı dönemlerde, özellikle göçebe yaşam süren topluluklar için höllük hem sağlık, hem konfor demekti. Bebek sıcak kalır, altı kuru olurdu. Pişik yapmazdı, mantara neden olmazdı. Halk inanışına göre kemik gelişimine de iyi gelirdi. İşte Anadolu’nun o sağlam çocukları, höllükle büyüdü…

Asker Uğurlama
Asker Türküsünden Bir Kültür Yolculuğu
“Büyüttüm, besledim, asker eyledim” diyordu türküde. 80’li ve 90’lı yıllarda her çocuğun hayali asker olmaktı. Bu hayal beşikten başlar, höllükle büyür, köy meydanlarında oyunla şekillenir, zamanı geldiğinde ise gerçeğe dönüşürdü. O çocukların çoğu artık büyüdü, ama o beşik hâlâ tavan arasında asılı duruyor. Höllük çuvalları belki bir köşede unutuldu ama hikâyeleri yaşıyor.
Unutulmasın Diye…
Bu yazı, yalnızca nostalji olsun diye yazılmadı. Aynalı beşiklerde büyüyen çocukların anısını yaşatmak, Anadolu kültürünün bir parçasını hatırlatmak için yazıldı. Kastamonu’nun köylerinden birinde hâlâ duran o beşik, bize yalnızca geçmişimizi değil, köklerimizi de anlatıyor.
Selam ve dua ile…
Ertuğrul Köse