enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Nasrullah Kürsüsünden Yükselen Ses: Kastamonu’nun Milli Mücadeledeki Ruhunu Unutanlar Çok Şey Kaybeder

Kastamonu sadece bir şehir değildir; Anadolu’nun vicdanıdır. Mehmet Akif Ersoy’un Nasrullah Camii kürsüsünden verdiği tarihi hutbe ise bu milletin bağımsızlık ruhunu diri tutan en önemli metinlerden biri olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor.

Nasrullah Kürsüsünden Yükselen Ses: Kastamonu’nun Milli Mücadeledeki Ruhunu Unutanlar Çok Şey Kaybeder
27 Temmuz 2026 11:09 | Son Güncellenme: 27 Temmuz 2026 11:18
A+
A-

Bazı şehirler vardır…
Sadece yolları, binaları ya da nüfusuyla anılmaz. Bir fikirle, bir mücadeleyle, bir ruhla hatırlanır. Kastamonu işte tam olarak böyle bir şehir.

Bugün Nasrullah Meydanı’ndan geçen birçok insan belki günlük telaş içinde yürüyüp gidiyor. Kimisi bankaya yetişiyor, kimisi çarşıya uğruyor, kimisi sadece kısa bir mola veriyor. Ama o meydanın tam ortasında, yıllar önce bu milletin kaderini değiştiren sözlerin yankılandığını kaç kişi gerçekten hissedebiliyor?

Çünkü Nasrullah Camii sadece bir ibadethane değildir. Orası aynı zamanda milletin yeniden ayağa kalkma çağrısının yapıldığı yerlerden biridir.

Ve o çağrıyı yapan kişi de sıradan biri değildir: Mehmet Akif Ersoy…

Kastamonu’nun Milli Mücadeledeki Yeri Neden Bu Kadar Önemliydi?

Kurtuluş Savaşı denildiğinde çoğu insanın aklına cepheler geliyor. Sakarya geliyor, Dumlupınar geliyor, Çanakkale geliyor. Ama savaş sadece silahla kazanılmadı. Bu millet önce moral olarak ayağa kalktı. İnanç olarak toparlandı.

İşte Kastamonu tam burada devreye girdi.

İnebolu Limanı üzerinden Anadolu’ya taşınan silahlar kadar, Nasrullah Kürsüsü’nden yükselen sözler de Milli Mücadele’nin önemli parçalarından biri oldu. Çünkü işgal yıllarında insanların sadece ekmeği değil, umudu da tükenmişti.

Mehmet Akif Ersoy’un Kastamonu’da verdiği hutbe işte bu yüzden çok kıymetlidir. O konuşma sadece dini bir konuşma değildir. Aynı zamanda bir milletin bağımsızlık manifestosudur.

Akif burada insanlara sadece savaşmayı değil, uyanmayı anlatıyordu. Batının iki yüzlü siyasetini, Müslüman coğrafyalar üzerindeki hesapları ve milletin nasıl parçalanmak istendiğini açık açık dile getiriyordu.

Bugün o satırları okuyunca insan ürperiyor. Çünkü aradan geçen onca yıla rağmen bazı meselelerin hâlâ değişmediğini görmek mümkün.

Nasrullah Camii Bir Mabedin Çok Ötesindedir

Kastamonu’daki Nasrullah Camii sıradan bir tarihi yapı değildir. Burası Anadolu’nun hafızasıdır.

Mehmet Akif’in burada yaptığı konuşmalar o dönem Anadolu’nun birçok yerine ulaştırıldı. Basıldı, çoğaltıldı ve insanlara dağıtıldı. Çünkü milletin moral kazanması gerekiyordu.

Bugün sosyal medyada birkaç cümleyle gündem değişiyor. Ama o yıllarda bir hutbe bile insanlara umut olabiliyordu.

Düşünün…
İşgal altındaki bir ülkede insanlar korku içinde yaşıyor. Yokluk var, yoksulluk var, ihanet var. Tam o sırada bir kürsüden çıkan ses millete yeniden özgüven aşılıyor.

İşte Kastamonu’nun tarih içindeki önemi biraz da burada yatıyor.

Bu şehir sadece lojistik destek veren bir şehir olmadı. Aynı zamanda fikir mücadelesinin de merkezlerinden biri haline geldi.

Belki de bu yüzden Kastamonu’nun Milli Mücadeledeki yeri her zaman farklı kaldı.

Mehmet Akif’in Uyardığı Şey Aslında Neydi?

Mehmet Akif’in Nasrullah Hutbesi dikkatle okunduğunda insan çok net bir şey görüyor: Akif sadece o dönemi anlatmıyordu. Aslında zihinsel teslimiyete karşı uyarıyordu.

Batıyı körü körüne taklit eden, kendi değerlerinden uzaklaşan, kendi toplumuna yabancılaşan bir anlayışa karşı ses yükseltiyordu.

Akif’in en önemli tarafı buydu zaten. O hiçbir zaman sadece şair olmadı. Aynı zamanda bir vicdan oldu.

Bugün hâlâ İstiklal Marşı okunurken insanların duygulanmasının nedeni de bu. Çünkü o satırlar masa başında yazılmış süslü cümleler değil; milletin yaşadığı acının içinden çıkmış sözlerdi.

Kastamonu’daki hutbe de aynı ruhu taşıyor.

Bugün dönüp baktığımızda Mehmet Akif’in anlattığı meselelerin hâlâ güncelliğini koruduğunu görmek insanı düşündürüyor. Kültürel yabancılaşma, kimlik kaybı, toplumsal çözülme, birlik eksikliği…

Belki teknoloji değişti ama insanlığın temel meseleleri çok değişmedi.

Kastamonu’nun Sessiz Ama Derin Karakteri

Kastamonu hiçbir zaman çok bağıran bir şehir olmadı. Ama gerektiğinde en büyük yükü taşıyan şehirlerden biri oldu.

Şerife Bacı’nın memleketi olması tesadüf değil. İnebolu’nun İstiklal Madalyası alması tesadüf değil. Mehmet Akif’in burada bu kadar güçlü karşılık bulması da tesadüf değil.

Çünkü Kastamonu insanında başka bir ruh var.

Bu şehirde hâlâ geçmişe saygı tamamen kaybolmuş değil. İnsanlar hâlâ tarihi yapıları görünce durup bakıyor. Hâlâ Nasrullah Meydanı’ndan geçerken içten içe bir aidiyet hissediyor.

Belki büyükşehirlerin hızında değil ama daha derin bir tarafı var Kastamonu’nun.

Ve bazen insan şunu düşünüyor…
Bugün Mehmet Akif yeniden Nasrullah Kürsüsü’ne çıksa bize ne söylerdi?

Belki yine aynı şeyi söylerdi:
“Kendi değerlerinizi kaybetmeyin.”

Çünkü bir millet önce hafızasını kaybederse dağılır.

Kastamonu ise yıllardır bu milletin hafızasını taşıyan şehirlerden biri olmaya devam ediyor.

Belki tam da bu yüzden Nasrullah Camii sadece taş bir yapı değil…

Bir milletin yeniden ayağa kalktığı yerlerden biri olarak yaşamayı sürdürüyor.

 

Selam ve dua ile…

 

Ertuğrul Köse

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.