enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Kastamonu Halk İnançları 3 : “Göbeği uzun kesilen çocuğun sesi güzel olur.” (Daha neler var neler…)

Halk İnanışları, bir milletin veya toplumun veya da bir şehrin kendi ana kültürleri yanında karşılaştıkları farklı din, inanç ve kültürlerden de etkilenerek ortaya çıkan ve gelenekselleşen farklı inanışlardır. Şehir Kültürünün çok önemli bir parçası olan bu inanışlar, halkın dindarlık anlayışında farklı düzeyde ve içerikte kendisine her zaman yer bulabilir. Halkın kutsallığına inandığı her nesne halk inanışlarının inceleme konusudur. Kastamonu ilimize dair halk inanışlarını, geleneklerini veya başka bir deyişle adetleri nelerdir, hep beraber inceleyelim.

Kastamonu Halk İnançları 3 : “Göbeği uzun kesilen çocuğun sesi güzel olur.” (Daha neler var neler…)
27 Temmuz 2023 20:00 | Son Güncellenme: 27 Temmuz 2023 11:23
A+
A-
 Kastamonulu yazar ve araştırmacı Talat Mümtaz 1930’lu yıllarda Kastamonu’da, Kastamonu Halk inançlarını derlemiş. Daha çok geleneksel inançlar.. Bugün bile benzerleri ve bir çoğu dilden dile dolaşmaktadır. Çocukluğumuzda bir çoğunu büyüklerimizden işitir ve uygulardık. Aslında bu sözlerin hepsine “Batıl İnanç” deyip geçmemek gerekir. Bu sözleri zamanına göre değerlendirmek ve düşünmekte gerekir.
  Çok ilginç şeyler var. Kastamonu Haber ekibimiz, geçmişten günümüze kadar gelen Kastamonu Halk inançlarını  sizler için araştırdı. Bu özel haberin birincisini Kastamonu Halk İnançları 1 : “Gece tırnak kesenin ömrü kısalır.” , ikincisini ise; Kastamonu Halk İnançları 2 : “Uçurtma uçurunca yağmur yağmaz.” olarak yayınlamıştık, şimdi üçüncüsünü ve son bölümünü yayınlıyoruz

KASTAMONU HALK İNANIŞLARI 3

134 – Gök gürleyince herkilin üstüne birer okkalık üç taşı ayrı ayrı vurmalı. O yıl bereket olur.
135 – Gök gürlerken sırtını duvara, ayağını yere vuran kimse kuvvetli olur.
136 – Gök gürleyince bereket olsun diye ambar kapısını taşlamalıdır.
137 –  Gök gürleyince baltayı sapından tutarak üç defa baştan başa herkilin üzerinde gezdirince bereket olur.
138 – Gök gürleyine başına kırmızı örtü örtülürse, yıldırım iner.
139 – Evin içinde ezan okununca evden cenaze çıkar.
140 – Ezan okunurken silah atılırsa, ezana karşı duruyor, derler.
141 – Tilkinin yedisini vuran cennetlik değildir.
142 – Ezan okunurken konuşan calay «dilsiz olur.
143 – Tuz kutusunun içine üç yivli ceviz konursa bereket olur.
144 – Sermeyi Bir nevi saç ekmeği kurutup yeyince kırk gün kırk gece uyuyâmaz, yıldızları sayar.
145 – Kırk cumartesi traş olan kimse muhakkak pıçaktan ölür.
146 – Cumartesi günü kulağı çınlayan murada erer.
147 – Gece ay görüldüğü zaman el ile göstermemelidir. Gösterilse bile parmak derhal ağıza götürülerek ısırılmalıdır. Bu hareket yapılmazsa ayı keserler.
148 – Güneşe bakılmaz, onun kırk bir tane iğnesi vardır, onun için göze batar, ve bakanın gözleri sulanır. 149 – Ay oğlan güneş kızdır. Bunlar ancak ahrette kavuşacaklar ve cennette düğün edeceklerdir.
150 – Ay tutulması, melâikelerin kanadını germesindendir. Ezan okunur ve silâh atılırsa melâike kanadının kırılmasından korkarak kanadını ayın üzerinden çeker.
151 – Bir kimsenin sevmediği bir şahıs kendi evine gelirse giderken bir daha gelmemesi için arkasına misafir görmeden üç taş atmalıdır. O misafir ikinci defa eve gelmez.
153 – Sabun bir elden diğer ele verilirken elin üstü ile verilir. İçi ile verilirse kavga olur.
154 – İpliği iğneye geçirdikten sonra düğümleyip verilince ahrette insan birbirini göremez.
155 – Cuma vakti makas kapayıp açınca o evde çekiş olur.
156 – Gece ıslık çalanın başına cinler toplanır.
157 – Bir çocuk düğmesini düğmelerken her zaman aşağıdan yukarıya doğru düğmelerse o ço- cuk aşağıdan yukarıya doğru yükselir gider.
158 – Yağmur suyu ile yıkanan çamaşırı giyen erkek çabuk ölür.
159 – Göbeği uzun kesilen çocuğun sesi güzel olur.
160 – Doğan çocuğun göbeğinin kanı yüzüne sürülürse yanağı kırmızı olur.
161 – Başları kabaran çocuklara, yüzü kıbleye olan fırından kömür alıp yağın içinde ezerek sürülürse baş iyi olur.
162 – Küçük çocukların gece yatarken üzerleri örtülmezse kar yağar.
163 – Salı günü tırnak kesenin çocuğu ölür.
164 – Çarşamba günü tırnak kesenin malı artar.
165 – Perşembe günü tırnak kesenin ömrü artar.
166 – Cuma günü tırnak kesen hacca gider.
167 – Cumartesi, pazar günleri çamaşır yıkanmaz. Komşuda yıkandığı duyulursa derhal gidip onun kazanını da yıkmalıdır.
168 – Safi beyaz horoz kesilmez.
169 – Lüzumsuz yere su kaynatılırsa düşman malı artar.
170 – Kırda ölen bir cenazeyi araba ile getirmek icap edince boyunduruğa somun takarlar.
171 – Kırk ağaç diken cennete gider.
172 – Yirmi sene koyun güden cennet yüzü görür.
173- Boynuzsuz koyun, boynuzlu koyundan hakkını ancak ahrette alır.
174 – Keçi şeytandan halk olmuştur. Koyun cennetten çıkmıştır.
175 – Kırk perşembe çamaşır yıkayan zengin olur.
176 – Yeni gelinler anası evlerine gittikleri zaman onların ayağına mintarafillâh kara sakız yapıştırılır. Onun içindir ki her anası evine gidişinde oradan çalmak sureti ile bir şey alır ve kendi evine götürür.
177 – Yürümeyen çocuk sürünürse eve misafir gelir.
178 – Uğmaç çorbası yemesi çok günahtır, düşmanlar hazreti Hüseyin’i şehit ettikleri zaman yiyecek bir şeyleri kalmamış, bir miktar un bulabilmişler su da yokmuş, orada Hazreti Hüseyin’in kanını görmüşler, derhal onu bir kaba koyarak ateşe koymuşlar ve unu o kanla karıştırarak bir çorba yapmışlar. Bugün yenilen uğmaç çorbası tıpkı o zaman yapılan çorba gibi yapılırmış.
179 – Bir ticarethanede fare, yenmeyecek bir şeyi yerse mutlaka o dükkânda hırsızlık olur.
180 – Gündüz dolap açık bırakılırsa düşmanın ağzı açılır.
181 – Erkeğin âdeti geç gelmek olan bir evde süpürge ters dikilirse giden erkek çabuk gelir.
182 – Biri diğerini nazarlarsa ya çulunu yakmalı veya ayak kabından bir parça almalıdır.
183 – Çocukları mütemadiyen ölen bir aile, eğer kırk evden çul toplayıp yeni doğacak çocuklarına gömlek yaparsa yeni doğacak çocuk ölmez.
184 – Kırkı içindeki çocuk oda da yalnız bırakılmak icap ederse yanına ya bir süpürge veya bir piçak konur. Bu suretle çocuğun periler tarafından değiştirilmemesi temin edilmiş olur.
185 – Ayaklıkta ayakkabı üst üste gelirse o ayakkabının sahibi yola gider.

186 – Uzun müddet meyva vermeyen bir ağacın çiçek açacağı zaman yanına giderek eldeki balta ile üç defa, ya meyva ver veya seni keserim, ya meyva ver veya seni keserim, ya meyva ver veya seni keserim diye balta ağaca yaklaştırılır ve geri çekilirse o ağaç ertesi sene bolca meyva vermeğe başlar.

187 – Yeni dikilen bir aşlağın tepesine yumurta kabuğu koyunca nazar değmez.
189 – Tavuğun taşlığını yiyen kimsenin güvey gecesi dudakları göverir.
190 – İlencinin (beddua) geçmesini istiyen bir kimse dut ağacına sarılarak ilenirse, derhal ilenci geçer.
191 – Dudağını emen çocuk büyüyünce katil olur.
Yazar: Talat Mümtaz
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.