enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Bu Yıl Dallarda Bereket, Tezgâhta Altın: Bu Fiyatların Terazisi Nerede?

Taşköprü’den Sinop Ayancık’a uzanan birkaç günlük yolculukta dalları dolduran bereketi gördüm. Bir yanda toplanmadığı için çürümeye bırakılan meyveler, diğer yanda el yakan mantar fiyatları… İnsan sormadan edemiyor: Bu piyasanın terazisi neyi tartıyor?

Bu Yıl Dallarda Bereket, Tezgâhta Altın: Bu Fiyatların Terazisi Nerede?
17 Ekim 2026 10:52 | Son Güncellenme: 17 Ekim 2026 11:05
A+
A-

Kastamonu Taşköprü ve Sinop Erfelek ve Ayancık ziyaretimde dalında kalan meyveleri, mantar fiyatlarını ve üreticinin emeğini gözlemlemeye çalıştım.

Dallar Dolu, Toplayacak İnsan Yok

Birkaç günlük ziyaret için Taşköprü’ye gittim. Teyzemin rahatsızlığı dolayısıyla yolumuz Sinop’un Erfelek ilçesine, ordanda Ayancık’a kadar uzandı. Bu yolculukta, köylerde ve sahile doğru geçtiğimiz yerlerde dikkatimi çeken ortak bir manzara vardı: Bu yıl müthiş bir bereket var.

Elmalar, ayvalar, kestaneler, erikler, küçük büyük armutlar… Bizim köylerde ahlat dediğimiz yabani armutlar, alıçlar, acuklar, kuşburnuları… Nereye baksam dalları meyvelerden eğilmiş ağaçlar gördüm.

Fakat bu güzel manzaranın insanın içini burkan bir tarafı da vardı. Meyvelerin önemli bir kısmı dalında kalmıştı. Altlarına dökülenler cabası. Taşköprü merkezinde gördüğüm ayva ve elma ağaçlarında da köylerde de durum benzerdi.

Bereket var ama onu değerlendirecek ilgi, insan ve imkân her yerde yok.

İnsanın aklına ister istemez şu geliyor: Biz bu kadar nimetin heba olmasına nasıl alıştık?

Kuşburnu Para Etmeyince Dalında Kalıyor

Özellikle kuşburnunda bu durum çok belirgin.

Benim hatırladığım 2-3 yıl önce kuşburnu fiyatları 7–8 liraya, 10 liraya, ardından 15–20 liraya satılırken insanlar toplayıp satıyorlardı. Daha sonra birden 75–80 liraları, hatta 100 liraları görmüştü, millet kuşburnu için kavga eder duruma gelmişti.

Bu yıl ise kuşburnu 25–30 lira, 35–40 lira civarında dolaşıyormuş.

Anlaşılan, fiyat düşünce toplamak da cazibesini kaybetmiş. Geçen yıl bulunamadığından söz edilen kuşburnu, bu yıl her tarafta olmasına rağmen dalında bekliyor.

Elbette köylünün emeğini düşünmek gerekiyor. Toplayacak, ayıklayacak, taşıyacak; sonunda eline geçen para buna değecek mi?

Ama sonuç değişmiyor: Değer bulmayan ürün toplanmıyor, toplanmayan nimet de heba oluyor.

 

Mantar Altın mı Oldu?

Öbür tarafta ise bambaşka bir durum var.

Mantar bol. İnsanlar sabah ormana çıkıyor, öğleden sonra topladıklarını çarşıya getiriyor. Taşköprü mantar fiyatları konuşulurken 300, 400, 500 lira gibi rakamlar duyuluyor. Bir arkadaşım, Kastamonu’da 750 liradan satıldığını bile söyledi.

Bir kardeşimiz de bir kişinin bir günde 36 bin liralık mantar sattığını anlattı. Ancak kilosu 300 liradan satılmışsa yaklaşık 120 kilo mantar toplaması gerekir. Biz iki saatte 30-40 kğ topladık, bir günde çok rahat toplanabilir yani.

Şunu açık söyleyeyim: Mantar toplamak elbette emeksiz değildir. Ormanda yürümek, eğilmek, aramak, taşımak elbette emektir.

Fakat ekimi, sulaması, çapası olmayan; doğanın kendiliğinden sunduğu bir ürünün fiyatı bu seviyelere geldiğinde insan yine soruyor:

Biraz da vatandaş yesin diye düşünemez miyiz? Bol bulduğumuz günlerde daha makul fiyatlarla satamaz mıyız? Her bereketi en yüksek kazanca çevirmek zorunda mıyız?

Balıkçının Mazotu, Sarımsakçının Bir Yıllık Emeği

Erfelek’ten doğru geçtiğimiz Ayancık sahilinde sabah erken saatlerde balıkçılarla karşılaştık. Denizden dönmüşlerdi. Yaklaşık 800 gram ile bir kilo arasında palamutları tanesi 50 liradan aldık. Bir tanesi, büyüklüğüne göre iki üç kişiye yetecek durumdaydı.

Konuştuğumuz balıkçı ise mazot masrafından yakınıyordu. Geceleri denizde olduklarını, birkaç kişi çalıştıklarını, bazen günlerce dönemediklerini anlattı. Kazançlarının giderler karşısında yetersiz kaldığını söylüyordu.

Bir yanda tekne, yakıt, ekip ve gece boyunca çalışma… Diğer yanda ormandan toplanıp tezgâha getirilen mantar.

Aynı soruyu sarımsak için de düşünüyorum.

Sarımsak üreticisi daha önceki hasattan tohumluğunu ayırıyor. Tarlasını hazırlıyor, dikimini yapıyor, yevmiyeci tutuyor. Suluyor, çapalıyor, aylarca ilgileniyor. Traktöre mazot koyuyor. Sökümde yeniden işçi çalıştırıyor. Ardından kurutması, çevirmesi, bağlaması, ayırması geliyor.

Zahmet üstüne zahmet.

Bu yıl sarımsak fiyatları, boyuna ve kalitesine göre 30–40 liradan başlayıp 100, 200 ve en iri boylarda 200- 250 liraya kadar çıktı.

Bütün bu emeğe rağmen sarımsak o fiyatlarda kalırken mantarın 400–500 liraya satılması biraz düşündürücü değil mi sizce? (Sarımsakla ilgili bazı durumlar var onlarıda yazmaya çalışacağım inşallah)

Elbette her ürünün piyasası farklıdır. Fiyatı yalnızca harcanan emek belirlemez. Ama tam da bu nedenle sormak gerekiyor: Üreticinin emeği, tüketicinin alım gücü ve piyasadaki fiyat arasında nasıl bir denge kuruluyor?

Bereketi Çürütmeyelim, Pahalılığı da Birbirimize Yüklemeyelim

Bu mesele yalnızca mantar fiyatından ibaret değil.

Bir tarafta ekonomik karşılığı bulunamadığı için dalında bırakılan meyveler var. Diğer tarafta vatandaşın almakta zorlandığı ürünler.

Devletin, yerel yönetimlerin ve kooperatiflerin bu bereketle ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum. Toplama, alım ve işleme imkânları oluşturulabilir. Kuşburnu, alıç, elma, armut; uygun koşullarda kurutularak, marmelata, pekmeze veya başka ürünlere dönüştürülerek değerlendirilebilir.

Her yer alıç ağaçlarıyla dolu ve tüm alıçlarda var. Diplerine yorgan gibi serilmiş, sapsarı. Alıcın kilosu bu yıl 20-25 TL civarında toplanıyormuş.

Köylünün topladığına değecek bir karşılık bulması, ürünün de çürümekten kurtulması gerekiyor.

Bir de hepimizin kendimize soracağı soru var: Alırken pahalılıktan şikâyet edip satarken ulaşabildiğimiz en yüksek fiyatı istemek bizi nereye götürüyor?

Mazotun fiyatına kızarken, elimizdeki ürünü alan vatandaşın bütçesini de düşünmek zorundayız.

Bugün dallar dolu. Yarın aynı bereketin olacağını kim garanti edebilir?

Bu bolluğun bir kıtlığı da olabilir. Allah’ın verdiği nimeti değerlendirmek, emeğin hakkını vermek ve vatandaşın sofrasını düşünmek hepimizin sorumluluğu.

Bereketi dalında çürütmeyelim. Tezgâha indirdiğimizde de altın muamelesi yapmayalım.

Selam ve dua ile…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.