enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,8382
EURO
10,3489
ALTIN
496,88
BIST
1.396
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu
Az Bulutlu
22°C
Kastamonu
22°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
23°C
Salı Parçalı Bulutlu
21°C
Çarşamba Sağanak Yağışlı
20°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
13°C

    BİR BABANIN EVLÂT ACISI

    BİR BABANIN EVLÂT ACISI
    13.09.2021
    A+
    A-

    Efsane Belediye Başkanı Turhan Topçuoğlu dönemlerinde Kastamonu Belediye Başkan yardımcılığı da yapan Eğitimci Yazar ve gönül dostu Mehmet Sayan abimizin 13 Eylül 2002’de kaybettiği ve yürekleri dağlayan “Evlat acısı” anısını anlattığı hikayesini “Bizim Hikaye” olarak yayınlıyoruz.

    Bizim Hikaye

    BİR BABANIN EVLÂT ACISI

    Sürekli çalan telefon sesi ile uyandım. Duvardaki saat henüz 07:30 ‘u gösteriyordu “Allah Allah kim ki bu saatte?” diyerek ahizeyi kaldırdım.

    Karşıdaki gelinim Berrin’di.

    Ağlayarak konuşuyordu;

    “Baba koşun Alper’e bir şey oldu.”

    “Hemen geliyorum.” diyerek telefonu kapattım.

    Karım ve kızım da telefonun sesi üzerine uyanmışlar, merakla : “Kim o, bir şey mi olmuş?” diye soruyorlardı. “Berrin aradı, Alper hastalanmış bizi çağırıyor.” diyebildim.

    Hemen üzerimizi giyip dışarıya çıktık. Arabayı da akşam “Arkadaşlarıyla halı sahada maç yapacağız.” diye Alper almıştı. Kızım koşarak ağabeylerine gitti. Bizi de okuluna gitmek üzere evinden çıkan bir öğretmen hanım arabasına aldı. Alperlerin evine geldiğimizde ambulans da gelmişti. Koşa koşa eve çıktığımızda sağlık görevlilerinin Alper’i sedyeye yatırmış olduklarını gördük. Hareketsizdi. Koluna serum bağlanmıştı. Gelinimiz hamileydi, ayrıca evde küçük torunumuz vardı. Bu sebeple eşime: “Siz evde kalın”, diyerek sedyeyi görevlilerle birlikte merdivenlerden indirdik. Alper’i ambulansa yerleştirdik. Kızım ve ben ambulansa Alper’in yanına binmek istediysek de görevli doktor: “Siz arabanızla bizi takip edin.” dedi. Bunun üzerine kızımla arabamızla takip ederek Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne kadar geldik. Alper’i sedyeyle acil odasına aldık.

    Bizi odadan çıkardılar. Dışarıda kızımla beraber beklemeye başladık.

    Kısa bir süre sonra odadan çıkan doktor: “Başınız sağ olsun, Alper’i kaybettik.” deyince donup kaldık, kızımla birbirimize sarılarak ağlamaya başladık.

    1973 yılında evlenmiştik. 1974 yılında da Alper dünyaya geldi. Liseyi bitirince yüksek tahsil yapmak istemedi. Esnaf olmak istedi. 1991 yılında Nasrullah İş Merkezi’ndeki Alper Spor Giyim adını verdiğimiz iş yerini açtık. 1996 yılında da Eğitim Fakültesinde öğrencilik yıllarında tanıştığı gelinimiz Berrin’le evlendi. Kaan adını verdiğimiz torunumuz 1998 yılında doğdu. Eşi hamile olup ikinci bebeklerini bekliyorlardı. Ama hayatın acımasızlığına bakın ki ne sevgili oğlum doğacak kızını görebilecek, ne de Şebnem adını vereceğimiz torunumuz babasını tanıyarak büyüyecekti.
    Bir süre sonra hastane Alper’in vefatı haberini duyan dostlarımızla, arkadaşlarımızla dolmaya başladı. Özellikle dün gece birlikte maç yaptığı arkadaşları onun vefatına inanamıyorlardı. Hastaneyi dolduran kalabalığın ve bizim merak ettiğimiz ölüm sebebi hastane yönetimini de harekete geçirdi. Ama bir türlü doktorlar ölüm sebebi üzerinde karar veremiyorlardı.

    Bu arada evde kalan eşim ve gelinimizi de vefat olayını evde duymamaları, hastanede doktor kontrolünde öğrenmeleri için hastaneye getirme kararı aldık. Öncelikle gelinimizin doktoru Saadet Hanım’ı bularak ona durumu anlattık. Bir süre sonra hastaneye gelen Berrin ile eşim de acı gerçeği öğrendiler ve doktorlar tarafından tedavi altına alındılar. Öğleye doğru Alper’in vefatının sebebinin öğrenilmesi için Ankara’ya adli tıbba gönderilmesi kararına varıldı. Yeğenim Doktor Ayhan, Alper’in yakın arkadaşı Avukat Recep ve arkadaşım Fikri Yazan, Alper’i bir ambulansla Ankara’ya götürdüler. Bir süre sonra ölüm sebebinin kalp krizi olduğunu öğrendik.
    İnsanların hayatında hiçbir zaman unutamayacakları tarihler vardır. İşte bizim hayatımızda da hiçbir zaman unutamayacağımız tarih, 13 Eylül 2002 tarihi oldu. Çünkü o gün, daha henüz hayatının başında olan yirmi sekiz yaşındaki sevgili oğlumuzu kaybettik. Oysa onun hayatta daha o kadar çok beklentileri vardı ki…

    Ertesi gün Alper’i Nasrullah Camii’nde kıldığımız cenaze namazı sonrasında Ahmet Dede Mezarlığı’nda dedesinin yanına defnettik. Cenaze namazında ve defin töreninde acımızı paylaşmak isteyen bütün Kastamonu halkı yanımızdaydı.

    İnsanlar hep dua ederken “Allah kimseye evlât acısı göstermesin.” derlerdi. Gerçekten de evlât acısının ne olduğunu ancak bu acıyı yaşayanlar bilir.” Biz bu acıyı yaşadık. Allah bu acıyı başkalarına yaşatmasın.” diye dua ediyor ve sevgili oğlumu özlüyorum…

    MEHMET SAYAN KİMDİR?

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.