Balat’tan Eyüp’e, Kalbi Kastamonu’da: Burcu Kösem’in Yaşattığı Aile Mirası
İş dünyası, medya ve Kızılay çalışmalarında sorumluluk üstlenen Burcu Kösem, aile geleneklerine de sahip çıkıyor. Kastamonulu Kösem’in pazar sofralarında yaşattığı kültür, başarı hikâyesine farklı bir pencere açıyor.

Burcu Kösem kimdir? Kastamonulu iş kadınının medya kariyeri, Kızılay görevi ve pazar sofralarında yaşattığı aile kültürü özel ziyaret notlarıyla.
Burcu Kösem’in Vazgeçmediği Buluşma: O Sofrada Kastamonu da Var!
Bazı insanları görevleriyle tanırız. Ancak onları yakından dinlediğimizde, hayatlarına yön veren değerleri de keşfederiz. Türk Kızılay İstanbul İl Başkanı Burcu Kösem’in hikâyesinde aile bağları özel bir yer tutuyor. İstanbul’da başlayan hayat yolculuğuna Kastamonu sevgisi eşlik ediyor. Balat ve Eyüp’ün hatıraları ise bu yolculuğun başka bir parçasını oluşturuyor.
Kastamonu Haber ekibi olarak geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği ziyaret, bu yönünü daha yakından tanıma fırsatı sundu. Görüşmede mesleki geçmişinin yanında aile alışkanlıkları da dikkat çekti. Özellikle pazar günleri kurulan geniş aile sofraları, sohbetin en sıcak başlıklarından biri oldu.
Kösem’in portresini anlamak için kariyerine bakmak gerekiyor. Bununla birlikte, ailesinden aldığı kültürü çocuklarına nasıl aktardığını dinlemek de önemli. Çünkü bu ziyaretin ardından akılda kalan ayrıntılar arasında, birlikte yemek yemeye verilen değer bulunuyor.

Burcu Kösem kimdir, kariyerine nasıl başladı?
1982 yılında İstanbul’da doğan Burcu Kösem, aslen Kastamonu Abanalı. Ekonomist, iletişimci ve iş kadını kimlikleriyle tanınıyor. Ayrıca yayıncılık alanındaki uzun mesaisi, meslek hayatının temelini oluşturuyor. Kariyerine 1998 yılında Dünya Yayıncılık bünyesinde stajyer olarak başladı.
Ardından maliyet muhasebesi, bütçe planlama ve mali işler alanlarında sorumluluk aldı. Böylece yayıncılığın mali ve idari süreçlerinde deneyim kazandı. Sonraki yıllarda üst yönetim görevlerine geçti. Öz geçmişinde Dünya Eko A.Ş. ve Dünya Gazetecilik Medya Grup A.Ş. bünyesindeki CEO görevleri bulunuyor.
Kösem’in kişisel internet sitesindeki biyografisi, danışmanlık çalışmalarına da yer veriyor. Kösem Medya ve Danışmanlık ile farklı şirketlerde üstlendiği sorumluluklar, kariyerinin devam eden başlıklarını oluşturuyor. Bu geçmiş, finans yönetimiyle yayıncılığı aynı meslek çizgisinde buluşturuyor.
Stajyerlikle başlayan bu yolculuk, farklı görev basamaklarından geçiyor. Dolayısıyla Kösem’in mesleki hikâyesi, bir kurumun farklı çalışma alanlarını tanıma deneyimi de içeriyor. Bugünkü çalışmalarını değerlendirirken, yayıncılık sektöründe geçirdiği bu uzun dönemi hesaba katmak gerekiyor.

Eğitimden köşe yazarlığına uzanan birikim
Kösem, iş hayatının yanında eğitimini de sürdürdü. Paylaşılan biyografisine göre Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Daha sonra Marmara Üniversitesi MBA programını tamamladı. Ayrıca finans yönetimi, eğitmenlik ve danışmanlık alanlarında çeşitli programlara katıldı.
Finansal okuryazarlık, bütçe kontrolü ve girişimcilik üzerine eğitimler de verdi. Böylece mesleki deneyimini farklı katılımcılarla paylaşma imkânı buldu. Rakamlarla çalışmak, onun kariyerinde önemli bir yer tutuyor. Bunun yanında iletişim ve yazarlık da bu birikime eşlik ediyor.
Burcu Kösem’in gazetecilik ve köşe yazarlığı geçmişi, Dünya gazetesinin yazar arşivinde görülüyor. Arşivde ekonomi, teknoloji ve kadınların toplumsal konumu üzerine yazıları bulunuyor. Haberler.com’daki yazar sayfası da farklı konulardaki çalışmalarını bir araya getiriyor.
Bu nedenle onu yalnızca yönetici kimliğiyle anlatmak eksik kalıyor. Kösem, yazıları aracılığıyla görüşlerini okurlarla da paylaşıyor. Yayıncılığın kurumsal tarafındaki deneyimiyle yazarlık çalışmaları, meslek yaşamında birbirine eşlik ediyor. Ziyarette hatırlanan eski gazete ve matbaa buluşmaları da bu geçmişe uzanıyor.

Kızılay ve Kastamonu çevresindeki sorumlulukları
Burcu Kösem, Türk Kızılay İstanbul İl Başkanlığı görevini yürütüyor. Kurumun İstanbul İl Merkezi yönetim sayfası da kendisini başkan olarak gösteriyor. Böylece iş dünyasındaki görevlerinin yanında sivil toplum çalışmalarında da sorumluluk üstleniyor.
Kösem, kaleme aldığı bir yazıda Kızılay çalışmalarını dayanışma üzerinden anlatıyor. İnsanların birbirine duyduğu ihtiyacı vurguluyor. Ayrıca gönüllülük ve yardımlaşmaya verdiği önemi dile getiriyor. Bu yaklaşım, onun sivil toplum çalışmalarına nasıl baktığını kendi ifadeleriyle ortaya koyuyor.
Öte yandan biyografisinde Kastamonu Sanayici ve İşadamları Derneği kapsamındaki görevleri de bulunuyor. Kastamonulu Kadınlar Derneği danışmanlar kurulu üyeliği de aynı geçmişin parçaları arasında yer alıyor. Bu kayıtlar, memleketiyle kurduğu ilişkinin sivil toplum boyutunu gösteriyor.
Ziyaret sohbetinde ise Kastamonu bağı daha kişisel bir anlam kazandı. Ailesinin şehirde yaşaması, bu yakınlığın gündelik hayattaki karşılıklarından biri. Bununla birlikte Kösem’in anlatımında memleket sevgisi, aile hatıralarıyla birlikte yer buluyor. Çocuklarına aktarmak istediği değerler de bu bağı tamamlıyor.

Pazar sofrasında kuşaktan kuşağa geçen gelenek
Ziyarette paylaştığı bilgilere göre Kösem, aile buluşmalarını düzenli biçimde sürdürmeye önem veriyor. Çok aksi bir durum çıkmadıkça, pazar günleri geniş aile bir araya geliyor. Buluşmaların adresi ise çoğunlukla kayınvalidesinin evi oluyor.
Bazen başka bir aile üyesi sofraya ev sahipliği yapıyor. Ancak buluşma alışkanlığı devam ediyor. Büyükler, çocuklar ve farklı kuşaklar aynı masada yer alıyor. Geleneksel yemekler eşliğinde ailece vakit geçiriyorlar. Böylece aile bağlarını korumak, haftalık hayatın somut bir parçasına dönüşüyor.
Kösem’in anlattığı bu düzen, ziyaretin en dikkat çekici ayrıntılarından biri oldu. Çünkü aile kültürünü yaşatmanın günlük hayattaki karşılığını gösteriyordu. Bir araya gelmek için zaman ayırmak, bu geleneğin merkezinde bulunuyor. Sofra da kuşakların birbirini dinlemesine alan açıyor.
Ayrıca Kösem, yurt dışında eğitim gören çocuklarına da bu kültürü aktarmaya çalışıyor. Aile büyüklerini tanımalarını ve memleketleriyle bağ kurmalarını önemsiyor. Dolayısıyla farklı ülkelerde edinilen deneyimler, aileden gelen alışkanlıklarla birlikte hayatında yer buluyor.
Burcu Kösem’in yurt dışında eğitim gören oğlundan aktardığı bir anekdot da bu konuya farklı bir pencere açıyor. Kösem’in anlatımına göre oğlu, bir telefon görüşmesinde dikkatini çeken bir alışkanlığı paylaşıyor. Yaşadığı yerde bazı insanların hafta sonları kiliseye gittiğini anlatıyor. Ardından bir araya gelerek yöresel yemeklerini paylaştıklarını söylüyor.

Burcu Kösem’in Başarı Hikâyesindeki Sıcak Ayrıntı: Pazar Sofrasında Yaşayan Kastamonu
Bu gözlem, sohbetimizde birlikte vakit geçirmenin ve aidiyet duygusunun önemini yeniden gündeme getirdi. Farklı kültürlerde de insanlar ortak sofralar kurarak bağlarını canlı tutmaya çalışıyor. Kösem’in sürdürdüğü pazar buluşmaları da aynı ihtiyaca aile içinde karşılık veriyor. Büyüklerle çocukları buluşturan sofra, geçmişten gelen alışkanlıkların devamını sağlıyor.
Burada kendimize de bir soru sorabiliriz: Hafta sonlarımızda aile büyüklerimize ve ortak sofralarımıza ne kadar yer ayırıyoruz? Alışveriş merkezleri ve farklı geziler arasında, ailece buluşmaya zaman ayırmayı bazen erteliyoruz. Oysa Kösem’in oğlundan aktardığı bu küçük gözlem, elimizdeki geleneğin kıymetini yeniden hatırlatıyor.
Kastamonulu olması, Balat’ta doğması ve bir dönem Eyüp’te yaşaması Kösem’in aile anlayışında özel bir yer taşıyor. Geçmişe duyduğu özlem, gelenekleri bugüne taşıma isteğiyle birleşiyor.
Burcu Hanım’ı bu kez daha yakından tanıdım
Burcu Hanım’la tanışıklığımız geçmiş yıllara uzanıyor. Ben Milli Gazete’de çalışırken kendisi Dünya Gazetesi’ndeydi. Dünya’nın bazı işleri dolayısıyla Milli Gazete’nin matbaasına gelirdi. O dönemlerde görüşürdük. Daha sonra Kastamonulu hemşehrilerimizin toplantılarında da karşılaştık.
Ancak geçtiğimiz haftaki ziyaret, kendisini daha yakından tanımamı sağladı. Sohbetimizde en çok ailesine bağlılığı dikkatimi çekti. Pazar buluşmalarını anlatırken, bu geleneğe verdiği değeri hissettim. Aile büyükleriyle aynı sofrayı paylaşmak, hayatında önemle koruduğu bir alışkanlıktı.
Kastamonu’ya yakınlığı da beni etkiledi. Memleketini anlatırken ailesinden ve çocuklarına aktarmak istediği değerlerden söz etti. Böylece Kastamonu sevgisinin hayatındaki yerini daha iyi anladım. İstanbul’da büyümüş olmasına rağmen, ailesinin kökleriyle güçlü bir bağ kurduğunu gördüm.
Balat ve Eyüp hatıralarını dinlerken de benzer bir duygu hissettim. Benim izlenimim, geçmişten aldığı aile kültürünü geleceğe taşımak isteyen bir insanla karşılaştığım yönündeydi. Gelenekleri hatırlıyor, yaşatmak için de zaman ayırıyordu.
Ziyaretten sonra aklımda en çok o pazar sofrası kaldı. Burcu Hanım’ı anlatırken mesleki görevleri elbette önemli. Fakat ailesini bir araya getiren buluşmalara verdiği değer de portresini tamamlıyor. O sofrada aile hatıraları, İstanbul’un eski mahalleleri ve Kastamonu sevgisi birlikte yer buluyor.
Burcu Kösem hanıma tüm sevdikleri ile birlikte sağlık, sıhhat, afiyet ve başarılar diliyoruz.
Selam ve dua ile…
Ertuğrul Köse