Evlilik Bir Ortaklıktır: Karı Koca (Eşler) Arasındaki İlişkiler Nasıl Olmalıdır?
Evlilik, yalnızca aynı çatı altında yaşamak değil; hak, sorumluluk, merhamet ve anlayış temelinde kurulan kutsal bir birlikteliktir. Karı koca arasındaki ilişkiler, aile huzurunun ve toplumsal dengenin temelini oluşturur.

Kastamonu Haber ekibimizden Ertuğrul Köse. Uluslararası Aile ve Sosyal Yaşam Danışmanı Bekir Aydın’ın ‘KARI KOCANIN BİRBİRLERİNE KARŞI GÖREV ve SORUMLULUKLARI’ yazısını sizler için hazırladı.
Nikâh akdiyle birlikte bir hayatı paylaşmaya karar veren kadın ve erkek, artık sadece iki ayrı birey değil; aynı hedefe yürüyen bir bütün hâline gelir. Evlilik, İslam ahlâkında geçici bir sözleşme değil, karşılıklı sorumluluklar üzerine inşa edilmiş uzun soluklu bir yol arkadaşlığıdır. Bu birliktelikte sevgi kadar saygı, anlayış kadar fedakârlık da vazgeçilmezdir.
Toplumun çekirdeği olan aile, karı koca arasındaki ilişkinin sağlamlığı ölçüsünde güçlü olur. Bu nedenle eşlerin birbirlerine karşı görevlerini bilmesi ve buna göre hareket etmesi, sadece bireysel mutluluk için değil, toplumsal huzur açısından da büyük önem taşır.
Nikâhla Başlayan Ortak Sorumluluk
Evlilikle birlikte kadın ve erkek, birbirlerinin hem en yakını hem de en büyük sorumluluğu hâline gelir. Bu sorumluluk yalnızca maddi ihtiyaçları karşılamakla sınırlı değildir. Duygusal destek, manevi dayanışma ve karşılıklı anlayış da evliliğin temel taşlarıdır.
İslam ahlâkı, evliliği bir güç mücadelesi olarak değil, bir denge ve adalet ilişkisi olarak tanımlar. Eşlerin biri diğerine üstünlük kurmaya çalıştığında, evlilikte huzur değil çatışma başlar. Oysa evlilik, “ben” değil “biz” diyebilme olgunluğudur.

Karı Kocanın Birbirine Karşı Hakları
Eşlerin birbirleri üzerinde hakları olduğu gibi, yerine getirmeleri gereken sorumlulukları da vardır. Sevgi ve saygı bu ilişkinin temelidir. Karı koca, birbirini incitici sözlerden ve davranışlardan özellikle kaçınmalıdır. Küçük görünen kırıcı sözler, zamanla büyük duvarlara dönüşebilir.
Peygamber Efendimizin, eşler arası ilişkilerde nezaketi ve merhameti merkeze alan yaklaşımı, bugün de aileler için yol göstericidir. Evlilikte sertlik değil yumuşaklık, baskı değil anlayış esastır.
Günlük Hayatta Eş Olabilmek
Evlilik yalnızca özel günlerde değil, gündelik hayatın içinde de kendini gösterir. Aynı sofraya oturmak, aynı derdi paylaşmak, zor zamanlarda birbirinin yanında durabilmek gerçek eş olmanın göstergesidir. Eşlerin birbirini dinlemesi, anlamaya çalışması ve empati kurması, birçok sorunun büyümeden çözülmesini sağlar.
Günümüzün hızlı yaşam temposu, aile içi iletişimi zayıflatabiliyor. Ancak yoğunluk ne kadar fazla olursa olsun, eşlerin birbirine ayıracağı küçük bir zaman, büyük sorunların önüne geçebilir. Kastamonu Haber ekibimiz olarak sahada gördüğümüz pek çok aile sorununda, iletişim eksikliğinin temel neden olduğu açıkça görülüyor.

Sabır, Affetme ve Hoşgörü
Hiçbir evlilik kusursuz değildir. Önemli olan kusurlar karşısında takınılan tavırdır. Sabır, evliliğin sigortasıdır. Affedebilmek ise sevginin en güçlü göstergelerinden biridir. Küçük hataları büyütmek yerine hoşgörüyle yaklaşmak, evliliği yıpratmaz; aksine güçlendirir.
Eşler, birbirini değiştirmeye çalışmak yerine, birlikte olgunlaşmayı hedeflemelidir. Zamanla kazanılan anlayış ve olgunluk, evliliği daha sağlam bir zemine oturtur.
Aile Huzuru Toplumsal Huzurdur
Karı koca arasındaki sağlıklı ilişki, yalnızca o aileyi değil, çevresini ve toplumu da etkiler. Huzurlu ailelerde yetişen çocuklar, topluma daha sağlıklı bireyler olarak kazandırılır. Bu nedenle evlilikteki sorumluluk bilinci, bireysel bir mesele olmaktan çıkarak toplumsal bir görev hâline gelir.
Sonuç olarak evlilik; sevgi, saygı, sabır ve sorumlulukla ayakta duran kutsal bir müessesedir. Karı koca arasındaki ilişkiler ne kadar sağlam olursa, aile de toplum da o kadar güçlü olur. Unutmamak gerekir ki, huzurlu bir toplumun yolu, huzurlu ailelerden geçer.