enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

“Tosyalı Akademisyenden Sahte Ürünlere Karşı Dijital Kalkan: Esat Daşdemir’in Projesine TÜBİTAK Mührü”

Kastamonu Tosyalı akademisyen Esat Daşdemir’in Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi, sahte ürünlerle mücadeleyi hedefliyor. Proje, TÜBİTAK Mükemmeliyet Mührü aldı.

“Tosyalı Akademisyenden Sahte Ürünlere Karşı Dijital Kalkan: Esat Daşdemir’in Projesine TÜBİTAK Mührü”
14 Ekim 2026 14:00
A+
A-

Tosyalı akademisyen Öğr. Gör. Dr. Esat Daşdemir, sahte ürünlerle mücadele için Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi geliştirdi. TÜBİTAK destekli proje, Mükemmeliyet Mührü’ne layık görüldü.

Tosya’lı Esat Daşdemir’in Projesine TÜBİTAK Mührü

Kastamonu’nun Tosya ilçesine bağlı Akbük köyünden olan Öğr. Gör. Dr. Esat Daşdemir, tüketicilerin ve markaların karşı karşıya kaldığı sahte ürün sorununa yönelik geliştirdiği projeyle dikkat çekiyor. İzmir Demokrasi Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren akademisyenin “Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi”, ürünlerin güvenilirliğini teknolojik yöntemlerle değerlendirmeyi ve takibini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Paylaşılan proje bilgilerine göre TÜBİTAK tarafından desteklenen çalışma, “Mükemmeliyet Mührü”ne layık görüldü. Araştırma ve geliştirme süreci devam eden projede kriptolama teknolojisi ile büyük veri analizinden yararlanılıyor. Kastamonu Haber ekibimizden Ertuğrul Köse’nin derlediği bilgilere göre çalışma, sahteciliğin tüketici güveni, marka itibarı ve ticari ilişkiler üzerindeki etkilerine karşı dijital bir çözüm geliştirme hedefi taşıyor.

Akbük Köyünden Akademiye: Esat Daşdemir Kimdir?

Aslen Tosya’nın Akbük köyünden olan Esat Daşdemir, iktisat alanındaki akademik çalışmalarıyla tanınıyor. Üniversitenin akademik veri sistemindeki özgeçmişine göre lisans eğitimini 2012–2017 yılları arasında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi İktisat Bölümünde tamamladı. Ardından Marmara Üniversitesi’nde Uluslararası İktisat alanında yüksek lisans yaptı. İstanbul Üniversitesi’nde yürüttüğü iktisat doktorasını ise 2023 yılında tamamladı.

Daşdemir’in yüksek lisans tezi Asya Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik bütünleşmesini, doktora tezi ise halka açık şirketlerin kâr payı dağıtım davranışlarını etkileyen faktörleri ele aldı. Daha önce İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve doktor öğretim üyesi olarak görev yapan akademisyenin yayınları arasında enflasyon, tüketim eşitsizliği, döviz kuru ve gıda fiyatları üzerine araştırmalar bulunuyor.

Akademisyenin güncel mesleki profilinde İzmir Demokrasi Üniversitesi bağlantısı yer alıyor. İktisat kökenli bir araştırmacının ürün güvenilirliğine yönelik teknoloji geliştirmesi, sahteciliğin ekonomik boyutuyla dijital çözüm arayışlarını aynı çalışmada buluşturması açısından dikkat çekiyor

Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi Neyi Hedefliyor?

Projenin odağında, sahte ürünlerin orijinal markalara aitmiş gibi piyasaya sunulmasının önüne geçilmesine katkı sağlamak bulunuyor. Ambalajın, logonun veya ürün üzerindeki bilgilerin taklit edilmesi, alıcıların gerçek ürünle sahte ürünü ayırt etmesini zorlaştırabiliyor. Bu nedenle ürünün görünüşünün yanında, kaynağına ve hareketlerine ilişkin doğrulanabilir kayıtlar da önem taşıyor.

Ürün doğrulama ile ürün takibi birbirini tamamlayan iki farklı işlev sunuyor. Doğrulama, bir ürünün iddia edilen kimlikle eşleşip eşleşmediğine odaklanırken takip, tedarik zincirindeki geçmişinin anlaşılmasını sağlıyor. Uluslararası standart kuruluşu GS1’in izlenebilirlik yaklaşımı da ürünlerin tanımlanmasını ve hareketlerine ilişkin verilerin ilişkilendirilmesini temel alıyor.

Daşdemir’in çalışmasında bu iki ihtiyacın aynı sistem içinde ele alınması hedefleniyor. Bununla birlikte, paylaşılan bilgilerde uygulamanın hangi ürün gruplarında kullanılacağı, pilot çalışmaların kapsamı veya piyasaya çıkış tarihi belirtilmiyor. Projenin somut kullanım alanları, geliştirme sürecinde açıklanacak teknik ayrıntılarla netleşecek.

Kriptolama ve Büyük Veri Sahteciliğe Karşı Nasıl Kullanılabilir?

Proje hakkında verilen bilgiler, kriptolama teknolojisi ve büyük veri analizinin kullanılacağını ortaya koyuyor. Kriptografik yöntemler, genel olarak dijital kayıtların güvenilirliğini ve bütünlüğünü destekleyen araçlar sunuyor. Ancak sistemin hangi algoritmayı kullanacağı veya ürün üzerindeki fiziksel işaretlerle nasıl bağlantı kuracağı henüz açıklanmış değil.

Bu alandaki genel uygulamalarda dijital imzalar, ürüne özgü tanımlayıcılarla birlikte kullanılabiliyor. GS1, dijital imzaların seri numarası ve fiziksel güvenlik unsurlarıyla birleştirilmesinin ürünün gerçekliğine duyulan güveni artırabileceğini belirtiyor. Tek başına bir barkodun kopyalanabilmesi ise doğrulamanın birden fazla kontrolle desteklenmesinin önemini gösteriyor.

Büyük veri analizinin olası katkısı, çok sayıdaki kayıt içinde olağandışı hareketlerin belirlenmesi olabilir. Örneğin aynı ürün kimliğinin birbiriyle bağdaşmayan yer ve zamanlarda görülmesi, inceleme gerektiren bir işaret oluşturabilir. Bu örnek, sektördeki genel yaklaşımı açıklıyor; Daşdemir’in projesinde bu özelliğin uygulanıp uygulanmadığına ilişkin teknik bilgi henüz paylaşılmadı.

TÜBİTAK Mükemmeliyet Mührü Ne Anlama Geliyor?

Paylaşılan bilgilere göre projenin Mükemmeliyet Mührü alması, teknoloji geliştirme yolculuğundaki önemli aşamalardan birini oluşturuyor. Bu kavramın neyi ifade ettiğini doğru aktarmak, çalışmanın geldiği noktayı anlamak açısından önem taşıyor.

TÜBİTAK’ın 1812 Yatırım Tabanlı Girişimcilik Destek Programı uygulama esaslarında Mükemmeliyet Mührü, değerlendirilen iş planı çerçevesindeki kuruluşa fonların yatırım yapabileceğini belgeleyen TÜBİTAK kararı olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla mühür, program kapsamındaki değerlendirme ve yatırım süreciyle ilişkili bir nitelik taşıyor.

Daşdemir’in projesinin hangi çağrı kapsamında desteklendiği ve destek tutarı paylaşılmadığından, bu ayrıntılar hakkında kesin bilgi vermek mümkün değil. Araştırma ve geliştirme çalışmalarının sürmesi, sistemin uygulama kapasitesinin geliştirme ve test aşamalarında şekilleneceğini gösteriyor.

Marka Güveni ve “Görünürde Üretici Sorunu”na Odaklanıyor

Proje açıklamasında dikkat çeken başlıklardan biri de “Görünürde Üretici Sorunu”. Çalışma, sahte ürünlerin orijinal markalar üzerinden piyasaya sürülmesiyle ortaya çıkan risklerin azaltılmasına odaklanıyor. Buradaki temel mesele, ürünün üzerindeki marka ile gerçek kaynağı arasındaki ilişkinin güvenilir biçimde kurulabilmesi.

Sahte bir ürünün tanınmış bir markayla ilişkilendirilmesi, tüketicinin güvenini zedeleyebilir ve markanın itibarına zarar verebilir. Doğrulanabilir ürün kayıtları, bu tür karışıklıkların incelenmesine yardımcı olabilecek bir bilgi altyapısı sunabilir. Sistemin hukuki sorumluluklara etkisi ise somut olayın koşulları ve ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Tosyalı akademisyenin geliştirdiği Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi, bu yönüyle hem tüketici güvenine hem de markaların korunmasına katkı sunmayı amaçlıyor. Projenin sahadaki sonuçları, pilot uygulamalar ve teknik performans verileri açıklandığında daha kapsamlı biçimde değerlendirilebilecek.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.