Köylüler Yangını Söndürdü Ama Mağduriyeti Söndüremediler! (Afet Kapsamı Mevzuatı Nedir?)
Köylünün dayanışması yangının büyümesini önlüyor; ancak evini kaybeden ailenin mücadelesi orada bitmiyor. Afet yardımları ve yeniden yapım süreçleri, mağdurun hayatını yeniden kurmasını kolaylaştırmalı zorlaştırmamalı.

Bir ev yanıyor; aileye, yardım kapsamına girebilmek için daha fazla evin yanması gerektiği söyleniyor. Bir ev çöküyor; bu kez zarar gören ev sayısının yetersiz olduğu ifade ediliyor. Sel, bir ailenin yuvasını yaşanmaz hâle getiriyor; yine aynı mesele karşılarına çıkıyor: Afetin kapsama alınması için kaybın daha büyük olması…
Mağdurun duyduğu cevap bazen “Altı ev yansaydı”, bazen “Üç ev çökseydi”, bazen de “Altı yedi ev selden zarar görseydi” oluyor. Bu sayılar her olay için geçerli sabit kurallar değil. Ancak bu açıklamalarla karşılaşan insanın sorusu son derece açık: “Benim bütün hayatım yıkıldı; yardım alabilmem için komşularımın da mı aynı acıyı yaşaması gerekiyor?”
Köylüler seferber olmuş, yangının diğer evlere sıçramasını önlemiş, büyük bir felaketin önünü kesmiş. Şimdi yapılması gereken, evini kaybeden aileye hayatını yeniden kurabileceği bir yol açmaktır.
Çünkü bir köy için tek ev olan kayıp, bir aile için bütün dünyadır.

Hocaköyü Sorguncuk mah.
Köyü Kurtardık, Bir Aileyi Enkazda mı Bırakacağız?
Bir köyde yangın çıktığında önce telefonlar çalar. Ardından insanlar koşmaya başlar. Kimi hortum taşır, kimi su bulur, kimi komşusunu güvenli bir yere götürmeye çalışır. O telaşın içinde kimse kaç evin yanacağını hesaplamaz. Herkesin aklında aynı düşünce vardır: Canları kurtarmak, alevlerin önünü kesmek.
Ancak yangın söndükten sonra başka bir mücadele başlar. Evini kaybeden aile, bu kez yardım şartlarıyla, tapu ve imza meseleleriyle ve yeniden yapım işlemleriyle karşı karşıya kalır. Hemde ne kalma…
İşte üzerinde durmamız gereken mesele budur: Köylünün dayanışmasıyla büyük bir felaket önlenirken, geride kalan bir ailenin mağduriyeti nasıl giderilecek?
Çünkü bir köy kurtulmuş olabilir. Fakat o aile, bütün hayatını kaybetmiş olabilir.

Köylülerin Dayanışmasıyla Kurtulan Evler
Birkaç yıl önce Hoca Köyü Sorguncuk mahallesinde Demircigilden Celal Kösemeci’ye ait ev, Kurban Bayramının 3.nci veya 3.ncü günü yanmıştı. Yangın başlar başlamaz onlarca köylü yangın yerinde toplandı. Kısa sürede kalabalık yüz, yüz elli kişiye ulaştı. Herkes elindeki imkânlar ölçüsünde yangına müdahaleye destek verdi.
İtfaiyenin geleceği merkez ile köy arasında yaklaşık kırk beş kilometre vardı. Böyle bir mesafede profesyonel ekipler ulaşıncaya kadar geçen süre büyük önem taşıyordu. Köydeki su imkânları kullanıldı. Komşu köyden su tankı bulunan bir traktör de yardıma geldi. Yangın sağa sola sıçrıyordu ama oradakiler hemen müdahale edip söndürüyorlardı ama ev yanmaya devam ediyordu.
Bir ev yandı. Ancak yangının diğer evleri de içine alarak büyümesi önlendi.
Elbette bu dayanışma kıymetlidir. Yangına müdahalede can güvenliğini öncelemek ve profesyonel ekiplerin yönlendirmesine uymak gerekir. Fakat köylünün komşusuna sahip çıkması, felaketin büyümesini önleyen önemli bir güçtür.
Bu güç sayesinde kurtulan her ev, korunmuş bir aile düzenidir. Aynı zamanda yeniden inşa edilmesi gerekmeyen bir yapı, önlenmiş bir ekonomik kayıptır.
Peki, kurtarılamayan o tek evin sahibi için ne yapılacaktır?

Afet Yardımında Sayıların Arkasındaki İnsan
Yangından sonra karşımıza çıkan mesele, yardım alabilmek için belirli sayıda evin zarar görmesi gerektiği yönündeki açıklamalardı. Böyle bir açıklamayı duyan insanın ve mağdurun aklına şu soru geliyor: “Benim evimin yanması, hayatımı yeniden kurabilmem için yeterince büyük bir kayıp sayılmıyor mu?” İlla gerekli yardımlatın alınması için bir çok evin mi yanması gerekiyor. Tek ev yandığı için afet kapsamına girmiyor. O zaman yangını hemen söndürmek, evi yanan kişiye ceza gibi bir şey olmuyor mu?
Bir olayın genel hayata etkili sayılması ile bir ailenin acil barınma ihtiyacı ayrı ayrı ele alınmalıdır. Belirli bir afet yardımının şartlarını karşılamayan vatandaşın hangi destekten yararlanabileceği açıkça gösterilmelidir.
“Bu kapsama girmiyorsunuz” cevabının ardından bir çözüm yolu sunulmalıdır. Mağdur, hangi kuruma gideceğini ve hangi belgeyi hazırlayacağını kendi başına keşfetmek zorunda kalmamalıdır.

Tek Evde Bir Ailenin Bütün Hayatı Var
Dışarıdan bakıldığında kayıp bir binadır. İçeriden bakıldığında ise yılların emeği, çocukların hatıraları, kışlık erzak ve başını sokacak bir çatıdır.
Köy hayatında buna ahır, samanlık, yem deposu ve hayvanlar da eklenir. Ahırın yanması, ailenin gelirinin kesilmesi anlamına gelebilir. Samanlığın kaybı, kış boyunca hayvanların nasıl besleneceği sorusunu doğurur.
Bu nedenle destek değerlendirmesinde hanenin ekonomik durumu, başka bir konutunun bulunup bulunmadığı, yaşlılık, engellilik ve geçim kaynaklarının kaybı da dikkate alınmalıdır. Evi, ahırı veya samanlığı yanan köylü mağdurdur. Köyde bir civcivi kuş götürürdü de o evi hüzün kaplardı. Ha damdaki bir inek veya öküz ölmüş, ha evde biri ölmüş, aynı üzüntü aynı yas olurdu.
Meseleyi basit bir varsayımla düşünelim: Yeniden yapılacak bir konutun iki milyon liraya mal olduğunu kabul edersek, yedi konutun kaybı on dört milyon liralık bir yeniden yapım ihtiyacı doğurur. Bu rakam güncel bir maliyet tespiti değildir; erken müdahalenin ekonomik değerini anlatan bir örnektir.
Felaketi sınırlayan dayanışma kamu kaynaklarını da korur. Bu başarının ardından evsiz kalan aileye destek sağlayacak bir yol bulunması gerekir.
Vatandaşın zihninde “Daha fazla ev zarar görseydi yardım almak kolaylaşır mıydı?” sorusunun oluşması bile sistemin gözden geçirilmesi için yeterlidir.

Enkazdan Sonra Başlayan İmza Mücadelesi
Kayınpederimin evinin çökmesinden sonra gördüğümüz başka bir mesele de yeniden yapım sürecindeki güçlüklerdir.
Evi yanan veya yıkılan insan, bu kez yapı mesafeleri, yol bağlantısı, parsel durumu ve hissedarların onayı gibi konularla karşılaşıyor. Aile zaten ağır bir olay yaşamışken, önüne çözmesi gereken yeni bir dosya geliyor.
Yapı güvenliği, yangının yayılmasını önleyen mesafeler ve mülkiyet hakları elbette korunmalıdır. Uygulanacak şartlar da taşınmazın konumuna ve hukuki durumuna göre yetkili idarece açıklanmalıdır.
Fakat bu şartları yerine getirebilmek için mağdura teknik ve hukuki destek verilmesi gerekir.
Hisseli tapuda onlarca kişinin bulunması, başka şehirlerde yaşayan hissedarlara ulaşılması veya aile içindeki anlaşmazlıklar süreci uzatabilir. İnsan, evini yeniden kurmak isterken aylarca imza peşinde dolaşabilir.
Çözüm, diğer hissedarların haklarını yok saymak değildir. Çözüm; uzlaşmayı kolaylaştıran, başvuruyu takip eden ve uygun seçenekleri vatandaşa anlatan bir kamu desteğidir. Mevcut parselde güvenli yapılaşma mümkün değilse alternatif yerleşim imkânları da değerlendirilmelidir.

Mağdur İçin Tek Başvuru, Takip Edilen Bir Çözüm
Valilik ve kaymakamlık koordinasyonunda, ilgili kurumları bir araya getiren bir başvuru düzeni kurulmalıdır. Mağdur aile bir kez başvurmalı; hasar tespiti, sosyal yardım, geçici barınma ve yeniden yapım işlemleri kurumlar arasında yürütülmelidir.
İlk ihtiyaç güvenli barınmadır. Geçici konut, kira veya temel yaşam desteği seçenekleri hızla değerlendirilmeli; uzun süren mülkiyet işlemleri sırasında aile sahipsiz bırakılmamalıdır.
Ardından hanenin kaybına ve ihtiyacına göre destek planı hazırlanmalıdır. Tek konutunu kaybeden ailelere yönelik ayrı bir mekanizma oluşturulması da gündeme alınmalıdır. Yardım verilemiyorsa gerekçesi ve başvurulabilecek diğer yollar yazılı olarak bildirilmelidir.
Köylerde afet öncesi hazırlık da güçlendirilmelidir. Eğitimli gönüllüler, uygun ekipman, erişilebilir su kaynakları ve düzenli tatbikatlar için yerel çalışmalar yapılmalıdır. Köylünün dayanışması, eğitim ve kamu desteğiyle daha güvenli hâle getirilmelidir.
Beklentimiz açıktır: Yangın, sel veya yıkılma sonrasında vatandaşın hayatını yeniden kurmasına yardımcı olan, anlaşılır ve hızlı bir düzen.
Bir köyün tamamının zarar görmesini önlemek başarıdır. O başarıdan sonra evsiz kalan tek aileye sahip çıkmak da kamunun sorumluluğudur.
Köyü kurtardık. Şimdi o ailenin hayatını yeniden kurmasına yardım edelim. Köylünün evi, samanlığı veya ahırı yanmış, zaten mağdur olmuş. Yok tapuda bulunan 30 kişiden hatta 50 kişiden imza toplamen lazım demek o köylüyü diri diri mezara koymak demektir.
Sayın Cumhurbaşkanı göreve gelirken, bürokrasiyi kaldıracağız diye gelmişti, şimdi daha da bürokratik engeller çıkarmamak gerekiyor değil mi efendim.
Kastamonu Milletvekilleri Halil Uluay ve Fatma Serap Ekmekci ve tüm ilgililerin bu konular üzerinde bir çözüm üretmeleri gerekiyor.
Selam ve dua ile…
Ertuğrul Köse