enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,5039
EURO
18,1433
ALTIN
988,22
BIST
3.179,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu
Hafif Yağmurlu
26°C
Kastamonu
26°C
Hafif Yağmurlu
Pazar Az Bulutlu
19°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Yağmurlu
13°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
15°C

    Gizli Ajandası Olanlar Saadet Partisinde Barınamıyor

    Milli Görüş ile 1987 yılında Taşköprü İmam Hatip Lisesinde tanışmaya başladım. Yurda gelen Milli Gazete ve büyüklerimizin siyasi değerlendirmelerinden anladığım kadarıyla farklı bir Refah Partisi gözüme çarpıyordu…

    Gizli Ajandası Olanlar Saadet Partisinde Barınamıyor
    6 Ekim 2020 18:47
    A+
    A-

    1991 yılında İstanbul’a yolumuz düşünce nedense bilmiyorum ilk işim Refah Partisi Bağcılar ilçe başkanlığına gidip üye olmak oldu. Mahalle teşkilatlarında görevler derken 2007 yılında Mevlam nasip etti Bağcılar’da ilçe yönetimine girmiş oldum. Daha sonra Mevlam nasip etti; ilçe başkan yardımcılığı, meclis üyesi adaylığım,Taşköprü belediye başkan adaylığım ve Kastamonu milletvekili adayı olma şerefine ulaştım şükürler olsun. 2017 yılında ilçe kongresiyle birlikte işlerimin yoğunluğunu bahane ederek ilçe başkan yardımcılığından ayrıldım.

    Bu özeti şunun için yazdım:

    Yaklaşık 30 yıldır bu camianın içindeyim ve son 15 yılı Milli Gazete’de geçti bir kere daha şükürler olsun.

    Benimde dahil olduğum 90’lı yıllar Refah partisinin zirve yaptığı yıllardı. İl/ilçe Belediyeler derken 1996’da 1 yıllık iktidar ve başbakanlıkta gelivermişti..

    Bu yıllarda dikkatimi çeken 90’lı yıllarda hatiplerimiz geçmiş yılları da anlatıyorlardı. Erbakan hocaya karşı kim ayaklandıysa, kim kulis yaptıysa, kimin gizli ajandası varsa bir şekilde partiden ayrılmış, partide barınamamış. Bunlardan bazıları rahmetli Korkut Özal, Mehmet Keçeciler, Turgut Özal, Kadir Mısıroğlu vb. gibi say say bitmez…

    Özellikle 28 Şubat Milli Görüş için kırılma noktasıydı. Bu kırılma sadece şimdiki meşhur deyimle DIJ GÜÇLER’den kaynaklanmıyordu. Erbakan hocaya karşı içeriden sözde cihat açanlardan, işini gücünü bırakıp Atatürk’e savaş açanlardan, Partinin programlarına uymayanlardan kısaca içimizdeki beyaz taşlardan kaynaklanıyordu. Şunu da söyleyim 1991-2011 yılları arasında Erbakan hocayı yüzlerce kez dinlemiş, seyretmiş, okumuş, görmüş birisi olarak Atatürk ile ilgili hiç bir olumsuz konuşmasına şahit olmadım gibi birçok kez örnek gösterdiğine de şahit oldum.

    Atatürk’ü konuşanları ve show yapanları uyarmasına rağmen onlar hem hocayı dinlememişler hem de topluma sanki Erbakan hocanın emri ile konuşuyoruz intibası vermişlerdi.

    90’lı yıllarda alınan belediyelerden dolayı doğal olarak ilgi ve alaka artmıştı. İlgi ve alaka artınca da kulisler artmıştı, gizli ajandacılar artmıştı, koltuk sevdalıları artmıştı, ihale peşinde koşanlar artmıştı, sakal bırakanlar artmıştı, namaz kılanlar artmıştı, ilçe başkanı bulamayan bir partiden ilçe başkanı olmak için sıraya girenler artmıştı. Sultanbeylinin efsane belediye başkanı Ali Nabi Koçak beye Hoca seni sever söylede genel başkanlığı bana bıraksın diyenler bile çıkmış…

    Bu dönemde sürekli geçmişte ayrılanları anlatan, Atatürk ve askeri kötüleyen, kulis yapan, herkesi tahrik eden, kutuplaştıran, ötekileştiren, Allah adıyla sağa sola küfreden, bizden başkası herkes kafir diyen hatta bir bankanın bankında oturan hacıya bile kafir diyen, sanki vahiy gelmiş gibi konuşan, gizli ajandası olanların hepsi Fazilet partisinin kapanmasıyla birlikte ayrılıp gittiler…

    “SAADETE ERENLERE SELAM OLSUN”

    2001 yılında Saadet Partisi kurulmuştu. Bu dönemde Refah ve Fazilet Partisi sürecini anlatanlar çoğalmıştı. Recai Kutan beyin genel başkanlığına burun kıvıranlar kulis yapmaya başlamışlardı bile..

    2007 yılında ilçe başkanımızın daveti ile Bağcılar ilçe yönetimine girdim. Teşkilatı olmayan bir mahalleden sorumluluk verdiler. Arabam yok, mahalle uzak ve ters yerde, samimiyetle gidip geldim.

    2009 yılında yerel seçimler için çalışmalar başladı. Aman ne çalışma… Belediye başkanlığı ve meclis üyeliği için kulisler, ikili görüşmeler, çay bahçelerinde çay içmeler mi dersin artık aklına ne gelirse…

    İlçe yönetimindeyim ilçe binasına gidiyorum Bağcılar ilçeyi bilenler bilir kolonlar çoktur, her kolonun arkasında iki kişi, özel görüşmeler bir odaya giriyorum Ertuğrul Bey özel görüşüyoruz falan dedim ki kendi kendime Ertuğrul sen buralara hiç uğrama ve bunları görme, git Bağlar mahallesine çalış..

    Ve dediğimi yaptım, gittim başladım çalışmaya Allah yardım etti çok verimli bir çalışma yaptık. Teşkilatı kurduk, canlandırdık. Üst üste toplantılar yaptık. İlçe toplantılarında bizim mahalle gündem oluyormuş. Belediye başkan adayımızın katıldığı bir toplantıya katılım ve heyacandan dolayı ilçe başkanımız sarılıp tebrik etmiş ve çok duygulanmıştı. Kadınlar tarafında canla başla çalışan Nihal ablayı da rahmetle analım inşallah. Allah rahmet eylesin.

    Listeler şekillendi kulis yapanlar listeyi istedikleri gibi yapmışlardı. İlçe yönetiminde olmama rağmen meclis üyeliğinde son sıralarda yer bulmuştum. Hiç aldırış etmedim olsun dedim bu da beni için şerefti… Listeyi hazırlayanlar seçim sonrası planlamaları bile yapmışlar. Neyse olanlar oldu. Seçimleri kaybettik ve inanın o gördüklerimden sonra Allah’a şükür ettim iyi ki seçimleri kazanamadık diye…

    Yerel seçimlerden sonra İstanbul il ve Bağcılar ilçede değişik yapılanmalar, kulisler devam ediyordu. Erbakan hoca koltuğu bırakmasına rağmen bu kez onun vesayetinden kurtulmalıyız, bu şekilde iktidar olamayız bahaneleri ile altan alta çalışmalar yapılıyordu. Bu çalışmalar artarak devam etse de bunları yapanların hepsi partiden ayrıldılar.

    Aynı şekilde; 2009 yılında Kastamonu il başkanlığı için temayül yoklaması olmuştu. Değerli bir arkadaşın ismi üzerinde duruldu. Genel merkez ve genel başkan ile Ankara’ya istişare yapılmaya giden arkadaşların hepsi fikir değiştirerek önce ben olayım olamayacaksam o isim olsun kulisi yapmışlar. Onlardanda kimsecikler kalmadı partide…

    Önce Has Partiye geçtiler. Hemde ne geçme! Ayrılma sürecinde Bağcılar ilçede yönetim olarak toplantık konuşuyoruz. Allah söyletti işte dedim ki; Sizin gideceğiniz yer Ak Parti, isterseniz bunu yazıp evde ceyiz sandığına saklayın… O gün ilçe yönetiminde olup gitmeye meyilli olanlar ise kesinlikle Ak Partiye gitmeyiz, gidersek dönüp geliriz, bizim Ak Partide ne işimiz var dediler ama hepsi Ak Partiye geçti ve geçince de hepsi bizleri hain ilan ediverdiler maalesef..

    Kısaca yine Saadet bünyesi organ naklini kabul etmemiş ve temizlemişti. Daha sonra Erbakan hocamızın genel başkanlığı partiden kopuşları durdurmuş ama zayıflatmıştı. Çünkü şartlar gereği geçmişte güvenilip partinin demirbaşları üzerine verilen arkadaşlar giderlerken emanetleri de götürmeyi tercih etmişlerdi.

    Erbakan hocamızın vefatı ile birlikte yine kulisler hareketlenmiş, genel başkan olmak için altyspı çalışmaları başlamıştı çoktan…

    Hatta Erbakan hocamızın hayatı boyunca en çok önem verdiği Milli Gazeteyi vefatından bir ay sonra falan artık kapatalım diyenler bile çıkmıştı. Değişik oyunlar ve tezgahlar vakıf çalışmaları derken Recai Kutan ve Ahmet Tekdal’ı kendilerine çekme planları yapanların da hepsi bir şekilde ayrılııııp gittiler..

    “BURDA GÖREV İSTENMEZ VERİLİRSE DE RET EDİLMEZ”

    Hatırladığım kadarıyla Recai Kutan bey genel başkanlık görevini Erbakan hocamızın ısrarıyla istemeyerek olsa kabul etmişti. Sayın Numan Kurtulmuş için aynı şeyleri söyleyemeyiz çünkü bayağı kulisler olmuştu… Keza Erbakan hocamızda vefatından önce ısrarlar üzerine genel başkan olmuştu ama iyiki de olmuş. Daha sonra sayın Mustafa Kamalak yine ısrarlar üzerine bir emanete sahip çıkma düşüncesiyle ve samimiyetiyle genel başkan olmuştu. İstişareler sonucunda tekrar aday yapılmadı ama bir yere de kaybolmadı. Yine Temel Karamollaoğlu beyin genel başkanlığını istemediğine çok şahit oldum ama ısrarlar sonucu kabul etmişti. Şuan İstanbul il başkanı olan Dr. Abdullah Sevim Numan Kurtulmuş döneminde dışlanıvermişti, hiç kulis yaptığına şahit olmadım. Kenara çekildi taaa görev verilene kadar. Görev verilince de nazlanmadı önce genel başkan yardımcılığı sonra bir abi olarak İstanbul il başkanlığı ve hala devam ediyor inşallah devam da eder..!

    SAADET PARTİSİ BÖYLE KALSIN

    Bırakın Saadet Partisi

    * SAF kalsın!
    * TEMİZ kalsın!
    * DOĞAL kalsın!
    * SAMİMİ kalsın!

    * Bırakın! Yıllarca “Önce ahlak ve maneviyat” diyen Erbakan hocanın partisi olarak kalsın.

    * Bırakın! Tğm makamları elinin tersiyle iten Lütfi Kibiroğlu’nun partisi olarak kalsın.

    * Bırakın! Almanya’dan koşup gelen canıyla malıyla cihat eden Hasan Damar’ın partisi gibi kalsın.

    * Bırakın Bağcılar’da Ak sakallı Feyzullah Gümüştekin’in partisi olarak kalsın.

    * Bırakın! 4-5 çocuğunu evde bırakıp gece gündüz canla başla çalışan Nihal ablanın partisi olarak kalsın.

    * Bırakın! 85 yaşında her gün 50 Milli Gazete dağıtan Mehmet Gündüz’ün partisi olarak kalsın

    * Bırakın! İnegöl’deki Halil İbrahim Çamlıdere amcanın partisi olarak kalsın

    * Bırakın! Kastamonu sancaktarı Mehmet Yetişken amcanın partisi olarak kalsın

    * Bırakın! Maaşını alınca önce partinin kirasını ödeyen mücahitlerin partisi olarak kalsın

    * Bırakın! Sakarya Akyazıdaki genç kardeşimiz Serdar Ateş ve tim samimi Milli Görüşçülerin bakışlarıyla kalsın.

    * Bırakın! Her yıl tüm sıkıntılara rağmen İstanbul’un fethini kutlayanların partisi olarak kalsın.

    * Bırakın! 40 yıldır Ayasofya açılsın diye dua edenlerin partisi olarak kalsın.

    * Bırakın! “Rüşvet alanda verende melundur” yazanların partisi olarak kalsın.

    * Bırakın! Mazlumların, mağdurların partisi olarak kalsın.

    * Bırakın! Kendini Seferden sorumlu hissedenlerin partisi olarak kalsın.

    * Bırakın! Ben Allah rızası için çalışıyırum diyenlerin partisi olarak kalsın.

    *Bırakın! Öylece kalsın, temiz kalsın,doğal kalsın, samimi kalsın. Kirli hesaplarınıza bu partiyi alet etmeyiniz.!

    Yahu bu şekilde iktidar olunmuyor diyorsanız Erbakan hocamızın tabiri ile 60 parti şimdi ise 90 parti var kapıları sonuna kadar açık sizlere, veya 91’inciyi de sen kuruver bir zahmet Allah aşkına…

    Saadet Partisi varsın % 3’te kalsın ama ne olur Allah rızası için Saadet Partisinde il veya ilçe’de;

    * Kulis olmasın
    * Kişisel Menfaat olmasın
    * Rant olmasın
    * Ayak kaydırma olmasın
    * Gizli hesap olmasın
    * İhale olmasın
    * Kapı arkalarında konuşmalar olmasın
    * Adam kayırma olmasın

    ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ…

    EY KARDEŞİM: Geçmişe bakınız. Bu partinin 50 yılını inceleyin, araştırın ve görün ki; GİZLİ AJANDA’sı olan isterse Numan Kurtulmuş gibi genel başkan olsun, isterse Fatih Erbakan gibi Erbakan hocamızın oğlu olsun bu partide kalamıyor ve duramıyor bunu bilin mutlaka ve ona göre hareket edin. NOKTA

    Selam ve dua ile…

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.