enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Okullarda şiddetin perde arkası: Sessiz kriz artık görünür hale geldi

VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Cengiz Çelik, okullarda artan şiddetin arkasında toplumsal yalnızlık, aidiyet kaybı ve kimlik çatışmasının yattığını belirtti. Uzmanlar çözüm için bütüncül yaklaşım çağrısı yapıyor.

Okullarda şiddetin perde arkası: Sessiz kriz artık görünür hale geldi
17 Nisan 2026 11:05
A+
A-

Okullarda artan şiddet olayları yalnızca bireysel patolojilerle açıklanamaz; uzmanlara göre bu durum, toplumun derinlerinde biriken sorunların dışa vurumu.

Son dönemde okullarda art arda yaşanan şiddet olayları, toplumun her kesiminde endişe uyandırmaya devam ediyor. Özellikle silahlı saldırılar gibi ağır vakalar, eğitim kurumlarının güvenliği kadar gençlerin psikolojik dünyasını da gündeme taşıyor. VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Cengiz Çelik’e göre bu olaylar, yalnızca bireysel davranış bozukluklarıyla açıklanamayacak kadar derin bir sorunun habercisi.

Kastamonu Haber ekibimizden Ertuğru l Köse’nin edindiği bilgilere göre, uzmanlar bu tür olayların arka planında uzun süredir biriken toplumsal kırılmaların bulunduğuna dikkat çekiyor.

Şiddet sadece bireysel bir sorun değil

Uzm. Dr. Cengiz Çelik, okullarda yaşanan şiddetin tek başına bireysel psikopatoloji ile açıklanamayacağını belirterek, meselenin daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Günümüzde gençler; yalnızlık, dışlanmışlık ve değersizlik duygularıyla daha sık karşı karşıya kalıyor. Bu duyguların birikmesi ise zamanla öfke, yabancılaşma ve saldırganlık olarak dışa vurulabiliyor. Çelik’e göre, bu noktada bireyden çok sistemi sorgulamak gerekiyor.

Okulların sadece akademik başarıya odaklanması, öğrencilerin duygusal ihtiyaçlarının geri planda kalmasına neden oluyor. Bu durum da gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri sağlıklı alanların azalmasına yol açıyor.

Görünmezlik ile var olma arzusu arasında sıkışan gençlik

Uzmanlara göre şiddet eylemlerinin arka planında çoğu zaman kimlik krizi yer alıyor. Özellikle ergenlik döneminde bireyler “görünmez olma” hissi ile “fark edilme” ihtiyacı arasında ciddi bir çatışma yaşıyor.

Uzm. Dr. Çelik bu durumu şu sözlerle açıklıyor: Gençler kendilerini değersiz hissettiklerinde, var olduklarını kanıtlamak için uç davranışlara yönelebiliyor. Bu da zaman zaman tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor.

Sosyal medyanın etkisiyle sürekli karşılaştırılma hali de bu süreci derinleştiriyor. Başkalarının hayatlarına bakarak kendi değerini ölçen genç bireyler, yetersizlik duygusuna daha kolay kapılıyor.

Şiddetin normalleşmesi ve dijital etkiler

Dijital platformlarda şiddetin sıradanlaştırılması ve hatta estetize edilmesi, gençler üzerinde ciddi bir etki oluşturuyor. Özellikle kimlik arayışı içindeki bireyler, bu tür içerikleri bir “mesaj verme” ya da “iz bırakma” aracı olarak görebiliyor.

Medya ve sosyal medya içeriklerinde şiddetin yoğun şekilde yer alması, empati duygusunun zayıflamasına neden olabiliyor. Bu da bireylerin şiddeti daha kabul edilebilir bir davranış olarak algılamasına zemin hazırlıyor.

Uzmanlara göre bu noktada medya dilinin sorumluluğu büyük. Sansasyonel içerikler yerine bilinçlendirici yayınların artırılması gerekiyor.

Aidiyet duygusu zayıflayan okullar

Okulların sadece eğitim verilen yerler değil, aynı zamanda sosyal ve duygusal gelişim alanları olması gerektiği sıkça vurgulanıyor. Ancak günümüzde birçok öğrenci kendini okul ortamına ait hissetmiyor.

Akran zorbalığı, sosyal dışlanma ve zayıf öğretmen-öğrenci ilişkileri, gençlerin aidiyet duygusunu zedeliyor. Aidiyetin olmadığı bir ortamda ise öfke ve düşmanlık duyguları daha kolay gelişiyor.

Uzm. Dr. Çelik, güvenli ve kapsayıcı okul ortamlarının oluşturulmasının bu nedenle hayati önem taşıdığını ifade ediyor.

Çözüm için bütüncül yaklaşım şart

Uzmanlar, bu sorunun çözümünde tek bir alanın değil, toplumun tüm bileşenlerinin sorumluluk alması gerektiğini belirtiyor.

Öncelikle okullarda psikososyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Psikolojik danışman sayısının artırılması ve bu hizmetlerin etkin şekilde sunulması büyük önem taşıyor.

Ailelerin çocuklarının sadece akademik başarısına değil, duygusal ihtiyaçlarına da odaklanması gerektiği vurgulanıyor. Bunun yanında risk altındaki bireylerin erken tespit edilmesi için sistematik çalışmalar yapılması öneriliyor.

Toplum genelinde ise empati, iletişim ve sosyal bağları güçlendiren politikaların geliştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Toplumun aynasına bakma zamanı

Uzmanlara göre okullarda yaşanan şiddet olayları, aslında toplumun genel ruh halinin bir yansıması. Bu olaylar, görmezden gelinen sorunların artık görünür hale geldiğini gösteriyor.

Uzm. Dr. Cengiz Çelik, bu durumu “toplumun aynasına bakmak” olarak tanımlıyor. Ona göre çözüm, sadece bireyleri suçlamak değil; sistemi, ilişkileri ve toplumsal yapıyı yeniden değerlendirmekten geçiyor.

Eğitim kurumlarının yeniden güvenli, kapsayıcı ve destekleyici alanlara dönüşmesi ise bu sürecin en önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.