Boğaz’dan Cepheye Uzanan Umut: Sarıyer’de Kastamonu’nun İstiklal Hafızası Canlandı
Sarıyer’deki Millî Mücadele panelinde Kastamonu ve İnebolu’nun tarihî rolü, cephane sevkiyatı ve İstiklal Kupası yelken yarışı projesi konuşuldu.

İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e açılan tekneler, İnebolu kıyılarında karşılanan cephane ve Anadolu’ya uzanan zorlu yolculuk… Millî Mücadele’nin cephe gerisindeki dayanışması, Sarıyer’de gerçekleştirilen panelle yeniden hatırlandı. İstanbul’un kurtuluşunun 103. yıl dönümü kapsamında düzenlenen program, Sarıyer ile Kastamonu arasındaki tarihî bağları ve bağımsızlık mücadelesine verilen lojistik desteği gündeme taşıdı.
Kastamonu Haber ekibimizin Akın Medya Abdülkadir Akın’dan aldığı bilgilere göre, “Boğaz’dan İstiklal Yolu’na: Millî Mücadele’de Sarıyer’in Rolü” başlıklı panel, Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda, bağımsızlığa giden süreçte yalnızca cephede savaşanların değil, silah ve mühimmatın Anadolu’ya ulaştırılmasına katkı sağlayanların da üstlendiği sorumluluk anlatıldı.

*Sarıyer ve Kastamonu aynı tarihî hafızada buluştu*
Sarıyer Belediyesi’nin ev sahipliğindeki etkinlik, Dünya Mirası Kastamonu İnisiyatifi (DMKİ) ile Sarıyer Kastamonu Kültür ve Turizm Derneği (SARKASDER) iş birliğinde düzenlendi. Programın sunuculuğunu, belediyenin Basın ve Halkla İlişkiler biriminde görev yapan kurumsal iletişim uzmanı Önder Kömür üstlendi.
İstanbul’un kurtuluşunun yıl dönümü, panelde Sarıyer’in Millî Mücadele dönemindeki konumunu yeniden değerlendirmek için bir vesile oldu. Boğaz’dan Karadeniz’e, oradan İnebolu ve Anadolu içlerine uzanan sevkiyatın farklı aşamaları, iki bölgenin ortak geçmişi üzerinden ele alındı.
Bu tarihî bağın merkezinde, cepheye gerekli malzemeyi ulaştırmak için kurulan dayanışma bulunuyordu. Denizden başlayan yolculuğun karada sürmesi, farklı yerleşimlerde yaşayan insanların aynı hedef doğrultusunda sorumluluk üstlenmesini gerektiriyordu. Panel, bu ortak çabanın Sarıyer ve Kastamonu açısından taşıdığı anlamı katılımcılarla buluşturdu.

*Tekneler cephaneyle birlikte bağımsızlık umudu taşıdı*
DMKİ Dönem Başkanı Zeynep Esen, açılış konuşmasında geçmişi anmanın yanında, bir milletin omuz omuza nasıl ayağa kalktığını hatırlamanın önemine dikkat çekti. Sarıyer’den Karadeniz’e açılan teknelerin yalnızca silah ve mühimmat değil, bağımsızlık umudu taşıdığını belirtti.
Esen, İnebolu ve Kastamonu’da sevkiyata katkı sunan mavnacıları, piyade kayıkçılarını ve isimsiz kahramanları da hatırlattı. Mücadelenin bir ucunda Sarıyer’in, diğer ucunda Kastamonu’nun bulunduğunu ifade ederek, iki bölgeyi birbirine bağlayan asıl gücün milletin bağımsızlık iradesi olduğunu vurguladı.
İstiklal Yolu’nun tarihî işlevi, bu dayanışmanın neden hayati olduğunu da açıklıyor. Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün bilgilerine göre yol, İnebolu’dan başlayıp Kastamonu ve Çankırı üzerinden Ankara’ya uzanıyor; deniz yoluyla gelen cephanenin kağnılarla cepheye ulaştırılmasında kullanılıyordu. Böylece deniz ulaşımı ile kara taşımacılığı, mücadelenin ihtiyaçlarını karşılayan birbirini tamamlayıcı halkalar oluşturuyordu.
*Belgrad Ormanı’ndan İnebolu’ya uzanan sevkiyat gündemdeydi*
SARKASDER Başkanı Mehmet Öz, Sarıyer’in işgal yıllarındaki öneminin yeterince ele alınmadığı düşüncesinden hareketle bu paneli düzenlediklerini söyledi. İstanbul Boğazı ile Belgrad Ormanı içerisinden geçen sahra tren hattı üzerinden Karaburun’a, buradan İnebolu’ya uzanan silah ve mühimmat sevkiyatının tarihî önemine dikkat çekti.
Öz, kahramanların isimlerini öğrenmenin, yaptıklarını anlamanın ve hatıralarını gelecek kuşaklara aktarmanın bir vefa sorumluluğu olduğunu belirtti. Yakın tarihin öğrenilmesi ve gençlere anlatılması gerektiğini vurgularken, gelecekte daha geniş katılımlı organizasyonlar gerçekleştirmeyi hedeflediklerini de ifade etti.
Panelin bu bölümü, Millî Mücadele’de Sarıyer başlığının yalnızca yerel bir tarih konusu olmadığını ortaya koydu. İstanbul’dan Anadolu’ya sağlanan destek, cephedeki mücadelenin sürdürülebilmesiyle doğrudan ilişkiliydi. Sevkiyatın her aşamasında görev alan insanların katkısı, bağımsızlık tarihinin anlaşılması için önemli bir pencere açıyordu.

*Tarihçiler ve araştırmacılar cephe gerisini anlattı*
Avukat ve yazar Hüseyin Özbek’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, emekli tümamiral Cem Gürdeniz, yakın tarih araştırmacısı Cengiz Öksüz ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Cengiz Mutlu konuşmacı olarak yer aldı.
Konuşmacılar, Sarıyer’in üstlendiği rolü, İstanbul’dan Anadolu’ya uzanan lojistik desteği ve dönemin tarihî gelişmelerini katılımcılarla paylaştı. Böylece program, açılış konuşmalarında öne çıkan dayanışma vurgusunu tarihî süreç ve sevkiyat bağlantıları üzerinden genişletti.
Katılımcıların ilgiyle takip ettiği programın sonunda konuşmacılara Türk bayrağı motifli çerçeveli bayrak takdim edildi. Sarıyer’in tarihine katkılarıyla hatırlanan merhum İbrahim Balcı da rahmet ve minnetle anıldı. Bu anma, yerel hafızayı koruyan araştırmacıların ve yazarların çalışmalarının değerini de yeniden hatırlattı.
*Ortak geçmişi denize taşıyacak proje: İstiklal Kupası*
Zeynep Esen, hazırlık çalışmaları devam eden “İstiklal Kupası: İstanbul’dan Kastamonu’ya Açık Deniz Yelken Yarışı” projesini de gündeme getirdi. Projeyle Sarıyer ve İnebolu’nun gençlik, spor ve ortak tarih aracılığıyla yeniden buluşturulmasının amaçlandığını söyledi. Henüz hazırlık aşamasındaki çalışma, tarihî ilişkinin yeni kuşaklara farklı bir etkinlikle aktarılması fikrini taşıyor.
Esen ayrıca DMKİ’nin sergiler, paneller ve kültür-sanat projeleriyle Kastamonu’nun tarihî ve kültürel değerlerini Türkiye’de ve dünyada tanıtmayı hedeflediğini belirtti. Geçmişin mirasını geleceğe taşıma düşüncesi, program boyunca yapılan konuşmaların ortak noktalarından biri oldu.
Panele KASİAD ve KASİAD Vakfı Genel Başkan Vekili Dr. Av. Fikret Özkan, KASİAD’ın önceki genel başkanlarından Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, Kastamonulu tarihçi ve yazar Hidayet Yünsel, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda Kastamonulu vatandaş katıldı.
Buluşmada tarihî sevkiyatın insan hikâyeleri, yerel hafızanın korunması ve gençlerin bu geçmişle bağ kurması öne çıktı. Sarıyer ile Kastamonu’nun ortak mücadelesi, kültürel iş birliğinin de dayanaklarından biri olarak hatırlandı.
Program, katılımcıların birlikte çektirdiği hatıra fotoğrafıyla sona erdi.